ABD, Clinton-Yeltsin görüşmelerini yayınlandı
“Sonunda onu buldum. O uygun kişi. Öz geçmişini inceledim. Bir Demokrat ve Batı’yı iyi biliyor”. Bu ifadeler, Rusya’nın eski Devlet Başkanı Boris Yeltsin’in 8 Eylül 1999 tarihinde dönemin ABD Başkanı Bill Clinton ile yaptığı bir telefon görüşmesine ait. Yeltsin’in sürpriz bir şekilde halefi olarak s
“Sonunda onu buldum. O uygun kişi. Öz geçmişini inceledim. Bir Demokrat ve Batı’yı iyi biliyor”. Bu ifadeler, Rusya’nın eski Devlet Başkanı Boris Yeltsin’in 8 Eylül 1999 tarihinde dönemin ABD Başkanı Bill Clinton ile yaptığı bir telefon görüşmesine ait.
Yeltsin’in sürpriz bir şekilde halefi olarak seçtiği Vladimir Putin, Batı tarafından bilinmeyen bir figürdü. Devlet Başkanı olarak seçilmesi çok sayıda endişeyi de beraberinde getirdi. Ancak Yeltsin, Washington’a Putin’in en iyi seçim olduğunu anlatmaya çalışarak ABD’li mevkidaşına, “Size bu tür erkekleri anlamanız için ondan bahsetmek istiyorum” ifadelerini kullandı. Putin’i ‘çok donanımlı, güçlü ve çok sosyal biri’ olarak tanımlayan Boris Yeltsin o dönemde ayrıca “Ortaklarından çeşitli kişilerle iyi ilişkiler kurabilir ve temas sağlayabilir. Bence siz de onun çok yüksek kaliteli bir partner olduğunu düşüneceksiniz” sözlerini dile getirdi.
Yeltsin’in Putin’e dair ifadeleri ve Putin’i Rusya’nın Devlet Başkanı olarak seçme koşulları, yaklaşık bin sayfalık belgenin ortaya koyduğu meselelerden bazıları… Arkansas Eyaleti’ndeki Little Rock şehrinde bulunan Bill Clinton Başkanlık Kütüphanesi’nin internet sitesi üzerinden erişebilen belgeler, 1993- 1999 yılları arasındaki Devlet Başkanı Boris Yeltsin ve ABD Başkanı Clinton arasındaki telefon görüşmelerini ve toplantıların tam kayıtlarını açığa çıkardı. Kayıtlar, Yeltsin’in istifasını açıklamasından kısa bir süre sonra 31 Aralık 1999 gecesinde düzenlenen bir veda konuşması ile sona eriyor.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre yeni tasnif edilen belgeler, Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında çöküşünün ardından iki ülke arasındaki dinamik ilişkiler hakkında da yeni bilgiler sağlıyor. Zira o dönemlerde, “Bill ve Boris” ismiyle anılan ABD ve Rusya Başkanlarını bir araya getiren dostane ilişkilere dair de iyi bir pencere sunuyor.
Bill Clinton döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi’nde görev yapan Andrew Weiss, “Şu an bu tür belgeleri ortaya koymak, birçok yönden garip. O zamanlarda ABD, Rusya’nın yeni uluslararası düzenin bir ayağı olması için çalıştı. Küresel öneme sahip sorunlar karşısında birlikte çalışacaktık. Bu belgelerdeki soğuk savaş konuları yeterince açık değil” açıklamasında bulundu.
Söz konusu belgeler, simultane tercümanların kullanıldığı kişisel ve telefon görüşmelerini belgeliyor ve iki büyük ülke arasındaki ikili ilişkilerin en endişe verici konularını kapsıyor. Öyle ki Çeçenistan Savaşı, 1999 yılındaki Kosova krizi ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) müdahalesi, NATO’nun doğuya doğru genişlemesi ve nükleer silahları kontrol müzakereleri de bu dosyalar arasında yer alıyor.
Belgeler, Komünizm düşmanı olarak bilinen Boris Yeltsin’in Rusya Komünist Partisi’nin ülkede iktidara geri dönmesinden de ne derecede korktuğunu gözler önüne seriyor.
Bu dönemlerdeki Başkanlık görüşmelerinin ayrıntılarının açıklanması, iki ülke arasındaki çatışmanın tırmanışının da arka planında özel bir öneme sahip. Özellikle o dönemlerde göz önüne alınması gereken dosyaların pek çok yönü, buna NATO’nun doğuya doğru genişlemesi, “Batı’nın yönettiği en büyük aşağılama” olarak değerlendirilen Yugoslavya’nın bombalanması, Ukrayna anlaşmazlığı ve Avrupa’daki Rusya rolü de dahil, ilişkilerin zor bir şekilde gelişmesi konusunda da hala engel teşkil ediyor.
Rus tarafı bilgilendirilmeden görüşmelerin gizliliğinin kaldırılması, olayı kasıtlı olarak yorumlayan Kremlin’in öfkesine neden olurken, iki ülke arasındaki mevcut ilişkileri de etkiledi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov yaptığı açıklamada, Washington’un, iki Başkan arasındaki kayıtlı görüşmeleri yayınlamasına ilişkin Moskova ile istişarelerde bulunmadığını söyledi. Toplantı ve telefon görüşmelerinin gizliliğinin kaldırılmasıyla uygulamaların yüksek düzeyde ihlal edildiğine dikkati çeken Peskov, “Uluslararası prosedür uyarınca mevcut politikacılarla ilgili belgeler genel olarak bir yayın yasağına tabidir” ifadelerini kullandı.

Öte yandan yayınlanan kayıtlar, Yeltsin’in Clinton’a “Rusya’nın bir sonraki Başkanı olabileceğini düşünmem uzun bir zamanımı aldı. Ancak maalesef ki çevremdeki karakterler arasında bu pozisyon için herhangi bir uygun aday bulamadım ve alternatifi olmayan bir kişi üzerine odaklandım; Vladimir Putin” dediğini ortaya koydu. Putin hakkında “Çok umut vaat eden biri, sorumluluklarının üstesinden geliyor” diyen Yeltsin, “Özgeçmişini, ilgi alanlarını, yakınlarındakileri ve daha başka şeyleri inceledim. Ortaklarıyla kolayca ilişki kurabilen, ciddi, güçlü ve sosyal bir kişidir” ifadelerini kullandı.
1999 yılında gerçekleşen bu görüşmenin ardından Yeltsin, Putin’in İstanbul’da düzenlenen bir etkinlikte Clinton ile doğrudan bir araya geldiğini ve Bill Clinton’un Rus mevkidaşına “Bir sonraki Başkanlık seçimlerini kim kazanacak?” şeklinde bir soru sorduğunu ortaya çıkardı. Belgelere göre Clinton’un sorusu üzerine ise Yeltsin, “Tabi ki Putin. O Boris Yeltsin’in halefi. O bir demokrat ve Batı’yı iyi biliyor” dedi. Putin’in “son derece akıllı” olduğunu belirten Yeltsin ayrıca Putin’i “çok sert biri” olarak tanımladı.
Yayınlanmış belgeler, 1996 seçimlerinde ABD’nin Yeltsin lehine doğrudan müdahalesine de değindi. Washington’un, Rusya başkanlık seçimlerine müdahale ettiği yönündeki suçlamalar ise büyük bir önem arz etmekte.
Öte yandan 1993 yılında yapılan bir konuşma, o dönemde bir sonraki başkanlık seçimleri hazırlığı başlamadan önce parlamento seçimlerinde Clinton’un Yeltsin’e nasıl güçlü destek verdiğini de gösteriyor. Öyle ki belgelere göre Clinton’un “Bölgelerdeki durum ne? Destek sağlamak için sunulan yardım paketimizden bir şeyler yapabilir miyiz?” sorusu üzerinde Yeltsin, “Bu tür bölgelerde destek çok yararlı olur” yanıtını verdi.
Başka bir konuşmada ise Boris Yeltsin, ABD’li mevkidaşından 1996 başkanlık seçimleri öncesinde küçük bir miktar mali yardım istedi. “Bill… 2,5 milyar dolarlık bir krediye ihtiyacım var” diyen Yeltsin emekli maaşı ve devlet maliyetlerini ödemek istediğini, zira bunların yerine getirilmediği takdirde, siyasi yıkıma yol açabilecek yükümlülükler olduğunu söyledi. 1996 yılının Şubat ayında Yeltsin, seçim kampanyası sırasında lehine yardım sağlanması için Uluslararası Para Fonu’ndan birkaç milyar dolarlık kredinin yanı sıra Bill Clinton’dan “nüfuzunu kullanmasını” istedi.
Fakat görüldüğü üzere, dostane ilişki birçok problemle de doluydu. 1995 yılında Yeltsin, Clinton’a NATO’nun doğuya doğru genişlemesinin Rusya’yı “aşağılama” anlamına geldiğini bildirdi. Boris Yeltsin, “Yeni bir kuşatma şekli… Birçok Rus’a korku hakim. Rusya ortağınızsa eğer, neden bu şekilde davranmak istiyorsunuz?” ifadelerini kullandı.
Belgeler, Yeltsin’in Rusya’nın “diğer ülkeler konusunda taleplerde bulunmama” ısrarını da gösterdi. Aynı şekilde belgelere göre Yeltsin, ABD’nin Kırım Yarımadası yakınlarında deniz tatbikatı yapmasının “kabul edilemez” olduğunu da ifade etti. Bu çerçevede “Küba’da eğitim yapıyor gibi görünüyoruz. Düşüncelerin nedir?” diye soran Rus Başkan, daha sonra da eski Sovyet Cumhuriyeti’nin NATO’ya katılmayacağı bir “centilmenlik anlaşması” önerisinde bulundu.
Ancak Clinton, teklifi reddederken, Yeltsin’e “Belirli bir taahhütte bulunamam, NATO’nun tüm ruhunu ihlal eder” dedi. Yugoslavya’nın 1999 yılında bombalanması da Yeltsin açısından bir başka acılı anlaşmazlık noktasıydı. Mart ayında NATO’nun saldırı başlatmasından saatler önce Clinton, Yeltsin ile görüşmüş ve bu yönde bir karar alındığını bildirmişti. Yeltsin’in cevabı ise duygusal ve trajikti; “Ülkemiz, benim, sizin ve Avrupa’nın geleceği için lütfen bu kararı iptal edin”. Bill Clinton ise, Yeltsin’in talebini reddederken, “İlk saldırıyı iptal etmek artık mümkün değil” ifadelerini kullandı. Boris Yeltsin ise öfkesini “Rusya halkı, Washington ve NATO ile ilişkilerine olumsuz bir tepki verecek. İnsanları ve politikacıları Batı’ya ve ABD’ye doğru yöneltmeye çalışmanın benim için ne kadar zor olduğunu hatırlıyorum. Bunu yapmayı başardım. Şu an ise tamamını kaybedeceğiz” ifadeleriyle dile getirdi. Bu konuşmadan 1 ay sonra Yeltsin, ABD’li mevkidaşına diyaloğu yeniden canlandırmayı teklif etti ve ordudaki generaller tarafından üzerine uygulanan güçlü baskıdan şikayet etti. Bu çerçevede “Bu savaşa dahil olmam hususunda beni zorluyorlar” diyen Boris Yeltsin, başka bir görüşmede ise “Sağdan ve soldan üzerime saldırıyorlar” ifadelerini kullandı. Yeltsin, bunun ardından çok defa daha ABD’nin Rusya’yı aşağılayıcı davranışlar sergilediği konusunda uyarıda bulundu. İstifasından önce yaptığı veda konuşmasında ise Bill Clinton ile geniş çaplı yürüttüğü ortak çalışmaya övgüde bulunan Yeltsin, tekrar Putin’i “güvenilir bir ortak olarak bulacağını” hatırlattı.