ABD Lübnan’ı çatışmalardan uzak durmaya çağırıyor
Washington, Hizbullah ve yandaşlarının parlamentoda temsili güçlerinin artışıyla sonuçlanan Lübnan seçimlerinin ardından yaptığı ilk açıklamada, Lübnan’da tüm tarafların uluslararası yükümlülüklere uyması ve kendilerini dış çatışmalardan uzak tutmasını istedi. ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği yayı
Washington, Hizbullah ve yandaşlarının parlamentoda temsili güçlerinin artışıyla sonuçlanan Lübnan seçimlerinin ardından yaptığı ilk açıklamada, Lübnan’da tüm tarafların uluslararası yükümlülüklere uyması ve kendilerini dış çatışmalardan uzak tutmasını istedi.
ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği yayınladığı mesajında, 9 yıldan sonra 6 Mayıs’ta yapılan seçimler konusunda Lübnan halkını tebrik etti ve güvenli bir ortamda vatandaşlarının seçme haklarını koruyan Lübnan ordusu ve güvenlik güçlerine de takdirlerini iletti.
Yapılan açıklamada seçimlerin ardından kurulacak yeni hükümette bütün tarafların 1559 ve 1701 sayılı BMGK kararları dahil olmak üzere uluslararası yükümlülüklerine saygı göstereceğini ve dış çatışmalardan uzak duracağını umuyoruz dedi. Yeni hükümetin Lübnan halkının ihtiyaçlarına cevap veren, barışa kararlı ve güvenlik ve istikrar inşa eden bir yolda yürümesini umut ettiklerini belirtti.
1559 sayılı karar, bütün yabancı güçlerin Lübnan’dan çekilmesini ve Hizbullah’ın silah bırakmasını, 2006 savaşının ardından alınan 1701 sayılı karar ise, güneydeki Litani sınırındaki Lübnan ordusu haricindeki güçlerin silahsızlandırılmasını içeriyor.
Seçimin ardından değişecek olan mevcut hükümet, Hizbullah’ın Suriye savaşına katılarak ihlal ettiği yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışıyordu. Örgüt yetkilileri gereklilik olduğu sürece örgütün Suriye’de kalacağını saklamıyor.
2005’ten beri ilk kez Hizbullah ve müttefikleri parlamenterlerin üçte birini kazandı. Hizbullah ittifaka 13, Emel Hareketi ise 16 sandalye kazandırmış oldu.
Hizbullah ve müttefiklerinin meclisteki ağırlığından duyulan korkuya rağmen Meclis Başkanı Nebih Berri, AFP’ye verdiği demeçte son seçimlerin ülkeyi koruma denklemini sağladığını söyledi. Bu denklem “ordu, halk ve direniş”.
Berri, “Lübnan’daki tüm taraflar sahada. Bunlardan hiç birini görmezden gelmemiz mümkün değildir. Seçim sonuçları cesaret verici. Bizim altın ya da elmas dediğimiz formül: Ordu, halk ve direniştir” dedi.
Berri açıklamalarına şöyle devam etti: “Biz İsrail’in işgal ettiği bir ülkeyiz. Hala topraklarımızda, hala halkımızın çiftliklerinde ve sularımızda, topraklarımızda, petrolümüzde gözü var. Dolayısıyla ülkeyi koruyacak bu denklem tek başına direnişle değil, direnişin yanında devleti gerekli kılar. Yani direniş ve devlet; halk ve ordu anlamına gelir. İşte son seçim bu adımı sağlamlaştırdı.” Geçtiğimiz birkaç yıl içinde Berri ve Hizbullah, örgütün popülaritesini arttıran ve onu meşrulaştıran bu denkleme tutundu.
Seçimlerin ardından Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah zafer ilan ederek bu seçimin “ordu, halk ve direniş”i kapsayan altın bir denklem olduğunu söyledi.
Hizbullah 1975-1990 arasındaki iç savaşa katılan milislerden farklı olarak İsraille mücadele bahanesiyle silahını bırakmadı. Bu nedenle örgüt tek başına hareket etmek ve iç siyasete baskı yapmakla suçlanıyor.
Son seçimlerde birbirine düşman olan pek çok siyasi ittifaklar kurulmasına rağmen tek parametre, Emel ile Hizbullah arasında yapılan ittifak olarak görülebilir.
Lübnan’da gerçekleştirilen 6 Mayıs genel seçimlerinin resmi olmayan sonuçlarına göre, Hizbullah-Emel ittifakı Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın partisi Özgür Yurtseverler Hareketi ile Başbakan Saad Hariri’nin partisi Müstakbel Hareketi’ne karşı büyük ilerleme kaydetmişti.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah partisinin zaferini ilan etti. Seçim sonuçlarına göre 128 sandalyeli parlamentonun yarıdan fazlasını Hizbullah ve kurduğu ittifak kazandı.
Başbakan Saad El Hariri’nin partisi Müstakbel Hareketi ise büyük oy kaybına uğradı. Hariri, partisinin Meclis’teki her 3 koltuğundan birini kaybettiğini açıkladı.
Katılım oranının yüzde 49’da kaldığı seçimlerde Hariri, kendi seçim bölgesinde dahi yarışı ilk sırada bitiremedi. Meclis’te en büyük Sünni grubun ise, Hariri önderliğinde toplanması tahmin ediliyor.
Lübnan’daki siyasi sistemde başbakanın Sünni olması zorunluluğu bulunuyor, Hariri’nin başbakanlık koltuğunu koruması bekleniyor.