ABD Ulusal Güvenlik önceliklerinin yeniden düzenlenmesi

Geçen hafta ABD’nin Colorado eyaletinde her yıl düzenlenen ‘Aspen Güvenlik Forum’una etkinliklerine katıldım. Form, fikir potası ve politika üretme bakımından, karar yapıcıların, İç Güvenlik, İstihbarat, Savunma, Dışişleri ve Enerji Bakanlığı’ndan büyük sorumluların katılıp ilgi gösterme

Geçen hafta ABD’nin Colorado eyaletinde her yıl düzenlenen ‘Aspen Güvenlik Forum’una etkinliklerine katıldım.

Form, fikir potası ve politika üretme bakımından, karar yapıcıların, İç Güvenlik, İstihbarat, Savunma, Dışişleri ve Enerji Bakanlığı’ndan büyük sorumluların katılıp ilgi göstermesinden dolayı önemli bir yere sahipti. Söz konusu katılımcıların yanı sıra, sanayi şirket başkanları, fikir, medya ve araştırma merkezlerinin liderleri, öne çıkan iç ve küresel güvenlik meseleleri ele almak, var olan krizlere çözüm bulmak ve gelecek dönemde uluslararası rotaları çizmek hedefiyle forma katılıyorlar.

Seçkinlerin katılmış olduğu forum esnasında ve sonrasındaki konuşmalar, Başkan Donald Trump’ın politika hayatında yaptığı köklü değişiklikler neticesinde ABD’nin iç işleri ve genel durumuyla alakalı farklı görüşler etrafında cereyan etti. Buna karşılık uluslararası güvenlik tehditleriyle ilgili yoğun ve derin bir şekilde pek çok oturum düzenlendi.

Forumda meydana gelenleri özetlemek gerekirse Rusya, ABD’nin ulusal güvenlik stratejik tehdit listesinde, Çin’le birlikte yeniden merkezi konuma geliyor

Trump yönetimi, Başkan Putin’in politika ve becerilerini beğenmiş olsa da, Moskova ile ilişkileri iyileştirmeye çalışsa da durum, istihbarat, Pentagon ve çeşitli ajanslar için böyle değil. Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, forumdaki konuşmasında hâlihazırda ABD’ye yönelik en büyük tehdidi nükleer ve siber güce sahip Rusya’nın teşkil ettiğini vurguladı. Her şeyden önce ABD’nin Rusya’yla nükleer bir savaşa girmemeye çalıştığını ifade etti.

Dolayısıyla kongrenin 2016 başkanlık seçimlerine müdahale etmesi sebebiyle Rusya’ya getirdiği yeni yaptırımlar, aslında Rusya’nın artan ve büyüyen gücünü azaltmayı hedefliyor. Çünkü ABD İstihbarat Ajansının itirafıyla birlikte Rusya’nın sadece geçmiş seçimlerde değil, aksine 70’lerden beri bütün ABD seçimlerine müdahale ettiğiyle ilgili kesin deliller bulunmaktadır.

Doğal olarak İran, Aspen formunda güçlü bir şekilde mevcuttu. Nükleer ittifakın faydasız ve İran’ın hasmane tutumunu değiştirmesi için yetersiz olduğu konusunda neredeyse görüş birliği var. Terörle mücadele ve Ulusal Güvenlik Başkanı Danışmanı Thomas Bossert, ittifakın İran tehlikesinin önünü kesmeyeceği için kötü bir anlaşma olduğunu ifade etti.

ABD İstihbarat Teşkilatı Başkanı Mike Pompeo, ABD’nin anlaşmanın maddelerine bağlı kalmasıyla ilgili kötü bir kiracıya benzettiği İran’a karşı koymak için yeni bir strateji hazırladığını deklare ettiğinde basın organlarının odağı oldu. Pompeo, “Stratejimizi tamamladığımızda İran’a karşı politikada köklü bir değişiklik göreceğimize inanıyorum.” açıklamasında bulunmuştu. İran’ın Ortadoğu’da egemen bir güç olmak istediği hususunun altını çizdi. Dışişleri Bakanı Yardımcısı Stuart Jones, Riyad zirvesinin bölgede İran tehlikesini engellemek için kararlı bir mesaj olduğu ifadesini ekledi.

Bölgede var olan İran arbedesi gelecek dönemde zor zamanlarla karşılaşacak. Bu durum sadece ABD’nin İran’a karşı sertleşmesiyle ilgili değil, aynı zamanda İran’ın genişlemeci projesini engellemek için Suudi Arabistan liderliğinde körfez ülkeleri tarafından da harekete geçildi. Kararlılık fırtınası operasyonu, Katar ambargosu ve Bahreyn’in teröristlere ve İran ajanlarına karşı demokratik düzeni korumak için kanun egemenliğinin uygulanması konusundaki ısrarı, güvenlik ve yüksek çıkarların himayesi hususunda körfez ülkelerinin eylemlerine apaçık örneklerdir.

Forumun ana konuları arasında yer alan terörün ABD güvenliğine tehdit teşkil etmesinden dolayı önemli bir yere sahipti. Trump, hastalıkların yayılmasına ve biyolojik terör saldırılarına karşı ABD’yi savunmak için kapsamlı bir stratejiyi geliştirdiği ilk kez ortaya çıktı. Terörle Mücadele Ulusal Merkezi Müdürü Nicolas Rasmussen, ABD İstihbarat organlarının tahminlerinin DEAŞ saflarında savaşan yabancı savaşçıların büyük kısmının sözde hilafet devletini savunmak üzere büyük bir ihtimalle Irak ve Suriye’de kalacağını belirtti. Önceden zannedildiği gibi ülkelerine dönmeyecekler. Bu konuyla ilgili olarak iki duruma değinmek gerekiyor:

Birincisi, Hizbullah’ın nüfuzunun güney ABD’de genişlemesinin teşkil ettiği tehdide karşı forumda uyarılarda bulunuldu. Hizbullah terörü, el Kaide ve DEAŞ terörü kadar tehlikelidir.

İkincisi ise, konuşmacılar geçen Mayıs ayında basına taslağı sızan ABD başkanının terörle mücadele konusundaki yeni stratejisine değinmeyi unuttular. Söz konusu strateji, ABD müttefiklerinin terörle mücadelede daha fazla sorumluluk üstlenmelerine ve Washington’un maliyetli askeri operasyonlardan kaçınmasına teşvik ediyordu.

Sonuç olarak ‘Aspen Güvenlik Forum’u, yorucu ve faydalı dört günün ardından, Trump yönetiminin eğilimlerini anlamak için önemli bir platform ve net bir resim ortaya koydu. Uluslararası ve bölgesel meselelere, kazanma ve kaybetme hesaplarına karşı teamülle ilgili kulisler arkasında hazırlanan planlar ve anlaşmalar, daha sonra ABD’nin güvenlik stratejisine ve uluslararası politikalarına yansıyacaktır.

Ortadoğu günümüzde krizlerin merkezini temsil etmektedir.

*Bahreyn Enerji ve Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkez Konseyi Başkanı