ABD’nin Suriye’den çıkması ve İran’ın kalması
DEAŞ örgütünün ortadan kaldırılmasının dışında, ABD kuvvetlerinin varlığının Suriye savaşında belirleyici bir rolü olmadı. Bununla beraber geri çekilmesi, İran rejiminin Suriye’yi tamamen ele geçirmesini, Irak ile Lübnan’ı kontrol altına almak suretiyle istediği son hamleyi yapmasını kol
DEAŞ örgütünün ortadan kaldırılmasının dışında, ABD kuvvetlerinin varlığının Suriye savaşında belirleyici bir rolü olmadı. Bununla beraber geri çekilmesi, İran rejiminin Suriye’yi tamamen ele geçirmesini, Irak ile Lübnan’ı kontrol altına almak suretiyle istediği son hamleyi yapmasını kolaylaştıracaktır.
ABD Başkanı Donald Trump, Ohio’da toplanan kalabalığı “Suriye’den güçlerimizi çekeceğiz” diyerek şaşırtmıştı. Güvenlik danışmanı ise şunu söyledi: “DEAŞ’ın tüm unsurlarını yok edersek ayrılacağız.” Aynı zamanda, Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Suriye’deki durumu şu şekilde değerlendirdi: “Beşşar Esed şayet Başkan olmaya devam edecekse ona düşen görev, İranlıların kontrolünde kalmaması ve onları dışarı çıkarmasıdır. Amerikan varlığı İran’dan Lübnan’a oradan Irak ve Suriye’ye kadar uzanan bir koridor İnşa etme projesini durdurur.”
Suriye’nin bugünkü durumu, parçalanmış bir elbise gibidir, rejimin nüfuz alanlarında Rusya’nın üsleri var. ABD’nin, Suriye’deki varlığı DEAŞ’la savaşmakla sınırlı ve Suriyelilerin birbirleriyle olan savaşına müdahale etmeyecektir. İsrail, İran ve milisleriyle “güvenliğimi tehlikeye atabilir” saikıyla ilgileniyor. Bir de Türkiye var ki onun da derdi sınırlarının ötesinde Suriye’de bulunan Kürtleri bulundukları yerden atmaktır. ‘Özgür Suriye Ordusu’, uğradığı kayıplara rağmen, bazı unsurları kendi bölgelerinde kararlı bir şekilde kaldı ve ölümlerini beyan edenlerin beklentilerini boşa çıkarttı. Nusra Cephesi gibi terör örgütleri yenildi, dağıldı, ancak tamamen ortadan kaldırılamadı. Esed iki güce dayanarak ayakta kaldı: İran kara kuvvetleri ve bir Rus hava kuvvetleri.
Arap dünyasındaki insanların çoğunluğunun, Beşşar Esed’in yaptığı bu kadar şeyden sonra başkan olarak kalması fikrini kabul etmesi zordur. Prens Muhammed, Time dergisine verdiği demeçte olan bitenin tam fotoğrafını verdi ve Esed’in varlığının bir gerçek olduğunu ve temennisinin bunun İran ve milisleri için bir kalkan olmaması olduğunu söyledi.
İnsanın aklına hemen iki temel soru geliyor: Esed’in, İranlıları Suriye’den atma gücü var mıdır? İkincisi: Bunu yaptığını ve dışarı çıktıklarını farz edelim, onların yardımı olmadan ayakta kalabilir mi?
Suriye’yi kontrol edebilmek için İran, binlerce savaşçısını ve bunlara bağlı milislerini kaybetti ve milyarlarca dolar harcadı. Kasım Süleymani’ye bağlı İran kuvvetleri ve milisleri Suriye’den uzaklaştırılırsa, bu da İran’ın Lübnan ve Irak’ta zayıflaması anlamına gelmektedir.
Suriye’den çıkarılmalarının İran’da yansımaları olacaktır, zira dört yıldan beridir rejim, İran rejiminin kendisini koruması için savaşının gerekli olduğunu ve bunun bir beka meselesi olduğunu söylüyor. Bu, özellikle İran’ın büyük şehirlerindeki sokaklarda tekrarlanan halk ayaklanmaları ışığında gerçeklerden uzak olmayabilir.
Bir diğer imtihan noktası: Esed, İran Devrim Muhafızlarına, Lübnan, Irak, Afganistan’dan gelen milislere Suriye topraklarını terk etmesini emrederse ve BM ve büyük güçler alınan kararları uygulamaya koyarlarsa yorgun Suriye rejimi ayakta kalabilir mi? Bundan şüpheliyim. Zira Şam’ın bir banliyösü olan Doğu Guta’da silahlı muhalefetle savaşanların çoğu İran, Lübnan ve Irak Hizbullah’ıydı ve Ruslar da hava saldırısını gerçekleştiriyorlardı. Esed güçleri başkentin hemen dışında bir savaşı idare edip icra edemediyse, düşmanlıklar kazanmış ve geçtiğimiz yedi yıl savaş ortamında kalmış Suriye büyüklüğündeki bir ülkeyi nasıl idare edecek ve koruyacak? Güvenlik güçlerinin ve diğer silahlı kuvvetlerin çoğunun savaşta tahrip olduklarını, geniş çaplı bölünmelerin, can kayıplarının olduğunu ve askerlik çağına ulaşan birçok gencin ülkeden kaçtığını unutmayalım.
Esed yeni bir sayfa açmak istese ve herkes akan kanı durdurmayı kabul etse bile, hiç kimse Tahran rejim kuvvetlerinin buradan çıkacağına dair vaatlerine inanmaz, zira Suriye’de kazdıkları siperler ve inşa ettikleri üsler burada kalmak istediklerine delalet etmektedir. Başlangıç olarak bu mesele, İran kuvvetlerinin varlığını işgal gücü olarak görecek ve gitme emrini verebilecek uluslararası bir çözümü gerektirebilir.