Abdülhüseyin… Tebessümü kazıdı ve gitti
Körfezliler kötü haberler ile her taraftan kuşatılmış gibiler. Zira tebessüm tohumları eken, zamanın bir kesitine mutluluğu resmeden ve silinmez sanatsal sahneleri onların zihinlerine kazıyan bir isim aralarından ayrılıyor. Körfez mizah aleminin aksakalı Abdülhüseyin Abdürrıza, ardında kendisini sev
Körfezliler kötü haberler ile her taraftan kuşatılmış gibiler. Zira tebessüm tohumları eken, zamanın bir kesitine mutluluğu resmeden ve silinmez sanatsal sahneleri onların zihinlerine kazıyan bir isim aralarından ayrılıyor. Körfez mizah aleminin aksakalı Abdülhüseyin Abdürrıza, ardında kendisini seven ve alternatifi olmadığı zamanlarda sanatının büyüsüyle küçük ekranlara yapıştırdığı nesillerin zihinlerine nakşedilmiş bir miras bırakarak dünyasına veda ediyor. ‘Ebu Adnan’ yalnızca bir komedyen değildi. O takipçilerinin yanından ayırmadığı eşsiz bir sanat rehberi gibiydi. Onun izinden giden on milyonlarca neslin arasında iyisi kötüsü çıktı ama rahmetli, sanatın billur nağmesini uzaklara taşıdı. Onun sanatını ne ideolojiler kirletebildi ne de hizipçilik. Ona aşırılardan başkası öfkelenmedi; bağnazlardan gayrısı düşmanlık beslemedi. 1961 yılında ‘Sakr Kureyş’ oyununda ilk kez sahnede boy gösterdiğinden bu yana toplumun büyük kesimi, onu özel bir yerde konumlandırdı. Daha sonra en meşhur ve unutulmaz dramaları, Derb ez-Zelak, el-Akdar ve Kasıd-ı Hayr’da boy gösterdi. Bundan hariç 33 oyunu daha vardı ki en kayda değerleri, By By London, Seyf el-Arab, Ala Hâmân ya Firavn, Fürsan el-Menah ve Benî Samit’tir.
Rahmetli Abdulhüseyin Abdürrıza efsanesi, üzerinden on yıllar geçmesine rağmen hala akıllarda kalan sanatı sayesinde seçkin yerini koruyacaktır. Bununla birlikte bence geride bıraktığı asıl efsane, Körfezlilerin kalbinde, kendilerinden bahseden, sözleri ve gevezelikleri ile hayatlarında yer edinen, onlara karşı uysal, başka hiçbir sanatçıya vermedikleri bir imtiyazla Kuveytli olarak değil de ‘Körfezli’ sanatçı Abdülhüseyin olarak yer edinmesidir. O tekrarlanamaz bir performansla yarım asırdan fazla bir süredir eşsiz mizahıyla Körfezin komedyen tahtını elinde tuttu ve Kuveyt’in yetiştirdiği duayen sanatçı neslin arasında kendine yer açtı. Bu sanatçılar arasında Halid en-Nefisi, Ganim es-Salih, Abdülaziz en-Nemeş ve Ali el-Müfidi kendisinden önce vefat ederken -Allah ömrünü uzatsın- Saad el-Ferec hala hayattadır.
Abdülhüseyin Abdürrıza’yı eşsiz kılan bir diğer özelliği, sadece tiyatro, oyunculuk, televizyonculuk veya radyoculukla sınırlı kalmayıp tüm alanlarda rüşdünü ispat etmiş olmasıdır. Yönetmenlik de yapmış, kitap da yazmış, şarkı da besteleyip söylemiştir. Bu durum oyunlarında ve dizilerinde hayranlarında beklenmedik bir sürpriz etkisi bıraktığı gibi birçok sanatçıyı aynısını yapmaya itmiştir. Ancak söz konusu sanatçılar bu konuda çuvallamış ve farkında olmadan hayranlarının alaycı tepkisini çekmiştir. Abdülhüseyin bu benzeri görülmemiş sanat birikimi ile insanların evlerinden önce kalplerine kurulmuştur. Fırsatını bulduğunda dokunulmazlara dokunup siyasi yanları kurcalamış ve eleştirel mizahın öncüsü olarak Körfez’in sanat hayatının erken dönemlerinden beri kitlesel manada sevilen bir yıldız haline gelmiştir. Bununla birlikte rahmetlinin sahip olduğu yeteneklerin çeyreğine sahip olmadan kısa yoldan merdivenleri tırmanmak isteyen diğerlerinin aksine o, toplumsal ve siyasi meselelere çok bulaşmadan sanatsal yeterliliğe erişmiştir.
Abdülhüseyin Abdürrıza’dan geriye, vefatının ilanından sonra Körfezliler’i saran büyük bir sevgi kaldı. Onları kimse buna zorlamadı veya kimse bu konuda onlardan herhangi bir talepte bulunmadı. Zira insanların sevgisi satın alınmaz, kazanılır. Ebu Adnan, toprağı uzun süre ekti ve kendiliğinden gelişen bir saygıyı hak etti. Ona ve onun gibilere yarasın.