Alistair Burt: İran gerilimi tırmandırmamalı
İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın Ortadoğu’dan Sorumlu Bakanı Alistair Burt, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda Londra’nın İsrail’in sınırlarını koruma hakkını desteklediğini söyledi. Suriye’de Tel Aviv ile Tahran arasında gerilimi artıran İran’ın Golan’a yaptığı saldırılarını kınadı. İngiliz
İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın Ortadoğu’dan Sorumlu Bakanı Alistair Burt, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda Londra’nın İsrail’in sınırlarını koruma hakkını desteklediğini söyledi. Suriye’de Tel Aviv ile Tahran arasında gerilimi artıran İran’ın Golan’a yaptığı saldırılarını kınadı. İngiliz Bakan İran’ın kendine hakim olarak askeri gerilimden kaçınmasını istedi.
Burt, Nasr el- Hariri başkanlığındaki “Suriye Müzakere Heyeti”nin olumlu girişimine işaret ederek “Suriye’de 7 yıldır hiçbir şey olmamış gibi geriye dönüşün olacağını düşünmek gerçekçi değil değerlendirmesinde bulunarak şu ifadeleri kullandı:
“Biz, Suriye’nin halkını katleden bir başkanın oluşturduğu savaş ortamından çıkarak siyasi sürece geçmesini istiyoruz. Bu süreçte Suriye’nin halkının ülkesine geri döndüğü, reform ihtiyacının ve istikrarlı bir geleceğin göz önüne alındığı bir ülke haline gelmesinden yanayız.”
Burt ülkesinin, DEAŞ’ın ortaya çıkmasına neden olan unsurların ortadan kaldırılması ve örgütün tümüyle bozguna uğratılması için Trump idaresine Suriye’de siyasi ve askeri olarak aktif bir şekilde kalmasını önerdiklerini söyledi. İngiliz Bakan konuşmasında İran’ın Ortadoğu’daki rolü ve balistik nükleer füze yapımı ile ilgili endişeleri nedeniyle ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesini sağlayan koşulları ele almak için Avrupa devletlerinin İran’la müzakare edeceğini söyledi.
Alistair, birçok başlıkta merak edilenleri Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda cevapladı…
– İsrail’in iki gün önce Suriye’ye yaptığı hava saldırılarını ve Tel Aviv ile Tahran arasında yaşananlara ilişkin değerlendirmeniz nedir?
İran, İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki mevzilerini bombalayarak Tel Aviv’e cevap hakkı vermiştir. Tutumumuz gayet açık. İsrail’in topraklarını ve sınırlarını koruma hakkını destekliyoruz. Karşılık gerektiren ilk saldırıyı kınıyoruz. Buna ek olarak bölgede karşılıklı olarak artan gerilimin taşıdığı tehlikelerin de farkındayız. Yeni gerilimler görmek istemiyoruz. Tarafları gerilimi azaltmak için üzerlerine düşeni yapmalarına çağırıyoruz. İstediğimiz şey budur.
– Londra bu konuda ne yaptı?
Ortadoğu’da ilgili taraflarla görüştüğümüzü söyleyebilirim. Fakat konuyla ilgili ayrıntılara girmeyeceğim.
– Bazı kesimler bu gerilimi Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilmesine bağlıyor…
Bilmiyorum. İnsanlar uzun zamandır İran’ın İsrail’in T-4 Hava Üssü’ne saldırılarına bir karşılık vermesi beklentisi içindeydi. Bizim konumumuz bu beklentiden bağımsız olarak tarafların kendini dizginlemesi için siyasi karar alınması gerektiği yönünde. Bölge, hiç olmadığı kadar buna ihtiyaç duyuyor. Her devletin topraklarını ve menfaatlerini koruma hakkı vardır. İsrail’in de topraklarını savunma hakkı bulunmaktadır. Ancak taraflar bölgedeki durumun ne kadar kırılgan olduğunu dikkate almalı, bir sonraki adımlarını atarken gerilimi tırmandıracak adımlar atmaktan kaçınmalıdır.
-İsrail Suriye güçleri, Hizbullah ve İran mevzilerini hedef aldığını duyurdu. Bu üç taraftan herhangi birinin karşılık vermeyeceğine güveniyor musunuz?
İngiltere bu soruya cevap veremez. Bu soruya cevap verecek olan yaşananlardan etkilenen taraflardır. Ancak şunu söyleyebilirim ki İsrail uzun zamandır Suriye’de gerçekleştirilen bazı faaliyetlerin güvenliğini tehdit ettiğini görüyordu. Bu nedenle saldırılar sürpriz olmadı. Bu saldırılar İsrail’in kendini savunması niteliğindedir. Taraflar yaptıklarının yansımalarını düşünmeli, politik kararlar almalıdırlar. Yine askeri operasyonların her zaman gerekli olmadığını idrak etmelidirler. İngiltere tarafları bu seçeneğe ulaşmaya teşvik etmektedir.
– İran ve İsrail’in Suriye’deki oyunun kurallarına uymaları için hangi düzenlemeler ortaya konulabilir?
Bu güzel olduğu kadar oldukça da kapsamlı bir soru. Peş peşe bazı adımların atılması zorunludur. İlk olarak Suriye’de çatışmanın durması gerekir. Yine ateşkesin sağlanması için alınan uluslararası kararların uygulanması ve tarafların birbirlerinin haklarına saygı göstermesi gerekir. Böylelikle siyasi çözüme fırsat verilmelidir. İkinci olarak; sonuca ulaşmak için Cenevre müzakereleri sürdürülmelidir. Üçüncüsü ise Suriye halkının kendi kaderini belirlemesidir. Dördüncüsü; nihai bir siyasi çözüme ulaşmaktır. Çatışmayı kökten çözmeye çalışmak gerekir. Bu nedenle Suriye’ye komşu devletlerin, ulaşılan çözümlerin sonuçlarından endişe duymayacak şekilde, reformla ilgili yüzeysel olmayan, temel sebepler ele alınmalıdır. Bu zor ama ulaşması mümkün bir adımdır.
-Perşembe günü Suriye Müzakere Heyeti Başkanı Nasr el- Hariri’ye bu mesajı mı ilettiniz?
Bizim görevimiz ona ne yapacağını söylemek değil fakat bu konuyu kendisiyle tartıştık. Görevi gerçekten zor ama kendisine güven duyuluyor. Biz muhaliflerin konumunun zor olduğunu biliyoruz. Hariri siyasi çözüm için çabalıyor. Hariri ve muhalifler, Esed rejiminin aksine müzakere ve istişare girişiminde bulunuyorlar. Yine Hariri, BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ile rasyonel ve mantıklı gördüğümüz siyasi bir çözüm için çabalıyor. Bunu takdir ediyoruz. Onlara ne yapacaklarını söylemek İngiltere’nin görevi değil. Bize onları desteklemek düşer.
-Hariri siyasi geçiş sürecine tutunmaya devam ediyor. Bazılarına göre bu gerçekçi değil. Bu konuda İngiltere’nin tutumu nedir?
İngiltere, Esed rejiminin hâlihazırdaki konumunun sürekliliği olacağına inanmıyor. Çatışmayla ilgili meydanlarda yaşananları görüyoruz. Ancak milyonlarca Suriyeli ülke dışında yaşıyor. Bu insanlar tekrar Suriye’ye nasıl çekilecek? Rejimin kontrolü altında olmayan bazı bölgeler var. Bu durum nasıl sona erdirilecek? Esed rejiminin 7 yıldır hiçbir şey olmamış gibi eski haline dönmesini beklemek gerçekçi değildir. Biz, Suriye’nin halkını katleden bir başkanın oluşturduğu savaş ortamından çıkarak siyasi sürece geçmesini istiyoruz. Bu süreçte Suriye halkının ülkesine geri döndüğü, reform ihtiyacının ve istikrarlı bir geleceğin göz önüne alındığı bir ülke haline gelmesinden yanayız. Hangi isim bunu sağlayabilir? Yani mevcut durumdan farklı bir duruma geçişten bahsediyorum. Bunu Suriye Müzakere Heyeti Başkanı’nın söylemeye hakkı vardır.
-Trump, Suriye’nin doğusundan çekilerek sadece DEAŞ üzerinde yoğunlaşmak istiyor. Londra’nın pozisyonu Washington ile uyumlu mu?
Öncelikle biz ABD gibi askeri bir kararlılıkta olmadık. Oradan çekilecek askerimiz de yok. Sorumluluklarımız uzun vadeli. Diplomatik süreçlerde ve Kuveyt’te düzenlenen bağış konferanslarında lider bir rol oynadık. Biz Suriye’yi mevcut durumdan daha iyi bir sürece taşımak için ordayız. ABD’nin durumu tam olarak net değil. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Washington’ı Suriye’de kalmaya teşvik ediyor. ABD’nin Suriye’nin hem güneyindeki hem de kuzeyindeki varlığı önemli. Washington’ın son kararının ne olacağından emin değilim. ABD, Fransa ve İngiltere, Doğu Guta’da kimyasal silah kullanılmasının ardından Suriye’ye saldırıda bulundular. ABD’yi DEAŞ tamamen yenilgiye uğrayana kadar Suriye’de kalmaya teşvik ediyoruz. DEAŞ’ı ortaya çıkaran sebeplerin de aynı şekilde sonlandırılması gerekir. Bunun için hepimizin girişimine ihtiyaç var. Tabii Amerika’nın da.
-ABD’nin sizin önerinize yönelik tutumu nedir?
Yine belirteyim; kapalı kapılar ardında konuştuğumuz konuları açıklamak doğru ve adil değil. Ancak Amerikan sisteminin içinde bu anlayışın olup olmadığını sorduğumuzda buna cevabımız evettir. ABD ile olumlu görüşmelerimiz oldu. Son karar Trump’ın ve ekibinin olacak. Başkan Trump’in belli pozisyonlarda ısrarcı olduğunu biliyoruz ancak kendisine ikna edici deliller sunulduğunda görüşlerini değiştirdiğini de ispatladı.
-Almanya’nın güçlü devletler arasında Suriye konusunda müzakere edecek yeni bir mekanizma kurulması önerisine yönelik ülkenizin tutumu nedir?
Farklı mekanizmalar ve farklı platformlar var. Astana süreci ve Cenevre müzakereleri gibi… Hiçbir devlet tek başına hepsinde aktif olamaz. Ama bizim Avrupalı ortaklarımızla bağlarımız gerçekten çok güçlü.
-Nükleer anlaşmayla ilgili durum nedir? Salı günü Brüksel’de İranlılarla İngiliz-Fransız-Alman görüşmesi var…
Açıkça söylemem gerekirse ABD’nin kaçınılmaz kararı ile durum değişti. İran’ın uluslararası anlaşmalara uyması gerekir. İngiltere böyle olmasını diliyor. Biz sorumluluklarımıza uyuyoruz. Ancak ABD’nin çekilmesine neden olan meseleler oldukça önemli. İran’ın kendisinden istenen sorumlulukları yerine getirmesi gerekir. İran, sorumluluklarına uymak istediğini ancak şartların buna uygun olmadığını söylememelidir. Gerek balistik füzeler gerekse bölgenin istikrarsızlığı üzerindeki rolünden bahsediyorum… Biz bu işlerin düzelebileceğine inanıyoruz. Bazı durumlar müzakere edilemez ve nükleer anlaşmanın bir parçası değildir. Ancak böyle olması konunun tartışılmayacağı anlamına da gelmez. İran’ın başkalarının önem verdiği konularda tartışmaya hazır olması gerekir. Çünkü bu çatışmalardan uzaklaşmanın tek yoludur. İngiltere olaya bu şekilde bakmaya hazır ancak aynı zamanda İran’ın da bölgede yaptıkları konusunda da neler olup bittiğini görmektedir. Diğer devletlerde endişe yaratmayacak şekilde nihai sonuca ulaşmak için çeşitli yollar vardır. Esas olan da budur.