Almanya DEAŞ ve Neo-Nazi terörüyle karşı karşıya
19 yaşındaki bir Suriyeli genç, 2015 yılında Almanya’ya gelen bir Suriyeli mülteci gibi Almanya veya Suriye’de bir terör eylemi planlama suçlamasıyla yargılanmaya başladı. Geçtiğimiz yaz gözaltına alınan Suriyeli genç, Almanya’nın Bavyera Eyaleti’ndeki Bayreuth Mahkemesi’nde yargılanıyor
19 yaşındaki bir Suriyeli genç, 2015 yılında Almanya’ya gelen bir Suriyeli mülteci gibi Almanya veya Suriye’de bir terör eylemi planlama suçlamasıyla yargılanmaya başladı.
Geçtiğimiz yaz gözaltına alınan Suriyeli genç, Almanya’nın Bavyera Eyaleti’ndeki Bayreuth Mahkemesi’nde yargılanıyor. Münih’teki Genel Savcılık tarafından yürütülen dava dosyasında, “Sanık, geçtiğimiz Haziran ortasında mümkün olduğunca fazla insanı öldürmek için Almanya’da veya Suriye’de bir terör saldırısı düzenlenmeye hazırlanıyordu” ifadelerine yer verildi.
Alman polisi, geçtiğimiz yaz sanığın evinde, DEAŞ için propaganda dökümanları ve infaz videolarıyla bomba yapım kılavuzu ele geçirdi.
Polis, sanığın başka suçlara da karışmış olma ihtimalinden şüphelenirken, Suriyeli sanık ise ‘terör saldırısı başlatma niyetinde olduğunu’ reddederek, diğer suçlamaları kabul etti.
Savunma avukatı da şüphelinin cep telefonunda “çocuk pornosu” videoları taşıdığını ve başkalarına gönderdiğini itiraf edeceğini kaydetti.
Soruşturmacılar, bu filmleri cep telefonunun içeriklerini analizi sonrası ele geçirdi. Diğer taraftan mahkemenin, kararını 21 Şubat’ta yayınlaması beklenirken, sanık terör saldırısıyla mahkum edilmesi durumunda 10 yıla kadar hüküm giyecek.
Neo-Nazi saldırgan suçlarını kabul etti
Aynı şekilde Almanya’nın Dresden şehrinde yargılanan bir neo-Nazi, Eylül 2016’nın sonlarında Saksonya şehrinde bir cami ve kongre merkezine bombalı saldırı düzenlediğini itiraf etti.
31 yaşındaki zanlı, 5 Şubat’ta mahkeme karşısına çıkarak, el yapımı bombaları Fetih Camii önünde sıcak maddelerle bir kovanın içerisine yerleştirdiğini söyledi.
Zanlı, “İnsanlara zarar vermeyi veya hayatlarını tehlikeye atmayı düşünmedim” diyerek, ses bombası yapmayı hedeflediğini kaydetti.
Saldırı, Dresden’deki Alman Birliği Günü kutlamalarından birkaç gün önce gerçekleşti. Ayrıca zanlı, saldırı sırasında camide herhangi bir ışık görmediğini, bu nedenle binada kimsenin olmadığını düşündüğünü belirtti. İmamın ailesinin binanın içinde olduğunu öğrendiğinde çok şaşırdığını söyleyen zanlı, “Bu eylem nedeniyle pişman olduğumu açıkça söylemek istiyorum” dedi. Zanlı ayrıca, ayrıntıya yer vermeksizin camiye bağlı kongre merkezine yapılan saldırıyı da üstlendi.
Saldırı, patlayıcıların planlandığı gibi patlamaması nedeniyle ciddi hasar doğurmazken, kongre merkezindeki saldırı da maddi hasar dışında herhangi bir zarara neden olmadı.
Savcılığa göre saldırının arka planında Almanya Hükümeti’nin mülteci politikaları ve zanlının yabancılara özellikle de İslamcılara yönelik nefreti bulunuyor.
Bu bağlamda Anayasayı Koruma Federal Dairesi (Kamu Güvenliği Müdürlüğü) kaynaklarına göre, aşırı sağcı Reichsbürger (Reich vatandaşı) örgütü üyelerinin sayısı, bir yılda yüzde 56 artarak, 16 bin 500’e ulaştı. Federal polis, 2017 başlarında örgütün 10 bin üyesi olduğunu bildirdi. Bu çerçevede Baden-Württemberg’de 2 bin 500, Kuzey Ren-Vestfalya’da 2 bin 200, Aşağı Saksonya’da bin 400 ve Saksonya’da bin 300 Reichsbürger üyesi bulunuyor.
Öte yandan güvenlik kaynakları Almanya’nın doğu eyaletlerinde örgüte bağlı bir “özel ordu” kurulması yönünde bazı yaklaşımların tespit edildiğini duyurdu. Bu bağlamda Anayasayı Koruma Dairesi’nden üst düzey bir yetkili, Handelsblatt gazetesine örgütün, “x günü” için hazırlandığı söyledi. Yetkilinin, yönetime yönelik bir saldırıyı kastettiği sanılıyor.
Neo-Nazi “Reichsbürger” (Reich vatandaşı) örgütü, bu yıl boyunca 116’sı polis ve devlet yetkililerine yönelik olmak üzere, 771 suç işledi. İşlenen suçların neredeyse yarısı ise aşırı sağcı örgütün kalesi sayılan Bavyera eyaletinde gerçekleşti.
Aynı şekilde neo-Nazi örgütün üyeleri, polis tarafından engellenen veya başarısızlıkla sonuçlanan 152 suçla beraber, 619 suç işledi. Bu suçlar arasında silah taşıma, darp etme, kundaklama, saldırı, gasp, yasalara aykırı davranma suçları bulunuyor.
Anayasayı Koruma Federal Dairesi, faşist sağcı listesinde 990 Reichsbürger üyesi olduğunu ve bin 200 üyesinin silah taşıdığını belirtti. Federal polis sözcüsü, örgütün sayısının ve faaliyetlerinin giderek artmasından dolayı endişe duyduklarını, ancak eylemlerini yakından takip ettiklerini açıkladı.
Sosyal Demokrat Parti (SPD) Yardımcısı Ralph Stegner ise Reichsbürger örgütünün faaliyetlerinin korkutucu olduğunu söyledi. Örgüt üyelerinin, şiddet eylemlerinden büyük bir enerji aldıklarını belirten Stegner, bu üyelerin silah ruhsatlarının iptal edilmesi çağrısında bulundu.
Diğer taraftan Anayasayı Koruma Dairesi Başkanı Hans-Georg Maassen, 2017 yılında Reichsbürger (Reich vatandaşı) üyelerinin sayısının bir önceki yıla kıyasla yüzde 65 arttığına dikkati çekti.
Almanya Federal Cumhuriyeti’ni ve hukuk devletini tanımadığı söyleyen faşist Reichsbürger örgütü, ülkenin 1871 öncesi sınırlarına geri dönmesini talep ediyor. Bu bağlamda örgüt üyeleri, yasalara uymayı ve kendilerine saygı duymayan bu devlete vergi vermeyi kabul etmiyor. Örgüt, kimlik ve pasaportlarını da “Reich Devleti” adı altında çıkartıyor.
Öte yandan Şubat 2017’de Almanya polisi, ülkedeki radikal sağcı terörizme karşı yeni bir baskın ve tutuklama kampanyası başlattı. Kampanya çerçevesinde terörle mücadele birimleri, üç Alman eyaletindeki Reichsbürger üyelerinin evlerine yönelik aramalar gerçekleştirdi.
Kampanyada ayrıca, 44- 66 yaş arası ırkçı Reichsbürger’e mensup olduğundan şüphelenilen 16 kişi gözaltına alındı. Savcılık tarafından yayınlanan bir basın açıklamasında, sanıkların belge sahtekarlığı yaptıklarını belirtti.
Ayrıca örgütün, devlet yetkililerine ve Almanya polisine şantaj yaparak, radikal sağcı ideolojilerini benimseme çağrısı içeren mesajlar gönderdiği belirtildi. Cumhuriyet savcılığı ise tehdit ve şantaj olarak değerlendirmek için mesajlara el koydu.
Diğer taraftan sanıkların, yasadışı yollarla Maliye Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı kurmaya çalıştığı belirtildi.
Almanya polisi, 2016 yılında bir Bavyera polisinin Reichsbürger üyesi kurşunuyla öldürülmesinin ardından örgütün takibini üstlenme kararı almıştı. Örgüt, aynı şekilde kaçak silah depolama nedeniyle evlerine baskın düzenleyen polis memurlarına da art arda ateş ederek, bir polisi öldürmüş 3 polisi de yaralamıştı. Bavyera eyaleti İçişleri Bakanı Joachim Herrmann, yaptığı açıklamada, Reichsbürger örgütünün elindeki silahların diğer örgüt veya sosyal grupların silahlarına oranla daha fazla olduğunu kaydetti.
Öte yandan Köln’de bir Alman polis, herhangi bir terör eylemine karşı hassas caddelerdeki yollar için 90 demir sütun temin etti. Bu sütunların, Berlin’deki Almanya Parlamentosu çevresine yerleştirilmesi bekleniyor.
Sütunları üreten şirket, bu K2 sütunlarının 7,5 ton ağırlığında olduğunu söyledi.