Almanya, ‘Radikal Müslümanlar’a vatandaşlık vermiyor
Wuppertal’daki Göçmenlik ve Entegrasyon Dairesi Başkanı Hans-Jürgen Limer, pazartesi günü yaptığı açıklamada, radikal topluluklarla ilişkisi belgelenen İslami vaizlerin Alman vatandaşlığının engellenmesi ile ilgili kararın, başvuran kişinin, Alman Anayasasına ilişkin tutumuna bağlı olduğunu bi
Wuppertal’daki Göçmenlik ve Entegrasyon Dairesi Başkanı Hans-Jürgen Limer, pazartesi günü yaptığı açıklamada, radikal topluluklarla ilişkisi belgelenen İslami vaizlerin Alman vatandaşlığının engellenmesi ile ilgili kararın, başvuran kişinin, Alman Anayasasına ilişkin tutumuna bağlı olduğunu bildirdi.
Limer, İsrail vatandaşlığına sahip ve radikal İslami gruba bağlı bir Filistinliye vatandaşlık vermeyi reddetme nedenlerini şöyle açıkladı, “Vatandaşlık verilmesine ilişkin herhangi bir karar vermeden önce, vatandaşlığa kabul için başvuranlar hakkında Kamu Güvenliği Müdürlüğü’ne başvuruyoruz.”
Entegrasyon ve Vatandaşlık Dairesi, 49 yaşında Müslüman Filistinliye vatandaşlığa geçiş şartlarının tümüne sahip olmasına rağmen, anayasal demokrasinin ilkelerine sadık kalmasından endişe duyulduğu için Alman vatandaşlığı vermeyi reddetti.
İsrail vatandaşlığına sahip olan Filistinli, aşırılık yanlısı eylemleri nedeniyle yasaklanan ‘cennete davet’ örgütünde aktif olmanın yanısıra, terörizmi destekleme suçuyla şu an hapiste olan Sven Lau’nun yanında vaizdi.
Filistinli, aşırılık yanlısı vaiz Pierre Vogel’in birkaç videosunda görülmüş ve kendisinin ‘nur gençleri’ isimli örgüt ile ilişkisi olduğunu itiraf etmişti.
Vatandaşlık Bürosu, ilişkilerini bu çevrelerle tamamen koparmasını istediği halde, onlarla ilişkisini sürdürdü ve fotoğrafları hala o örgütlerin web sayfalarında bulunuyor.
Filistinli, Almanya’ya 2002 yılında mesleki eğitim öğrencisi olarak geldi. Daha sonra öğrenci olarak ikamet süresini uzatmak için Wuppertal Üniversitesi’nde okudu. 2010’da Alman bir kadınla evlendikten sonra daimi ikamet izni verildi. Vatandaşlık Dairesi’nin İsrail vatandaşlığını bıraktığından emin olmayı istemesinden sonra, 2013’te Alman vatandaşlığına başvuru kararını erteledi. Daha sonra da, Vatandaşlık Dairesi, demokrasi ilkelerine olan inancının eksikliğini ortaya koyan konuşmaları sebebiyle vatandaşlık başvurusunu kabul etmedi.
Aachen’de yaşayan 21 yaşındaki bir Faslının vatandaşlık talebini anayasal demokrasinin ilkelerine sadık kalması korkusu ile reddedildi. Vatandaşlık Dairesi, web sitesindeki bir raporda, Kamu Güvenliği Müdürlüğü’nün Faslı gencin Aachen’deki radikal İslamcı çevrelere yakın bağları olduğunu ortaya çıkardığını açıkladı.
Raporda, Faslının vatandaşlık talebinin reddedilmesinin nedenlerini araştırırken yetkililere verdiği sözü yerine getirmeyip, bu çevrelerle olan ilişkisini koparmadığını ve liberal demokrasiyi reddeden radikal bir ideolojiye inandığını belirttiği yer aldı.
Terörle mücadele birimi tarafından desteklenen Alman polisi, ‘devleti tehdit eden ciddi şiddet eylemleri’ planladığından şüphelenilen iki kişinin ev ve işyerlerine baskınlar düzenledi.
Karlsruhe Federal Savcılığı pazartesi günü yaptığı açıklamada, Zanlıların sol görüşlü liderleri öldürmeyi planladıklarını ve bir hedef listesi oluşturduklarını söyledi. Açıklamada, baskınların amacının bu kuşkuları doğrulama yönünde kanıt sunmak için yapıldığı belirtildi.
Federal Savcılık tarafından yapılan açıklamada, şüpheli iki kişinin, Almanya’nın göç politikasının, ülkede krize sebep olacağı düşüncesiyle, saldırı düzenlemek için silah ve mühimmat depoladığını, krizin gerçekleşmesi durumunda sol temsilcileri rehin alıp, öldürmek için fırsat kolladıkları bildirildi.
İki şüpheli, internetteki birçok sohbet grubunda aktif durumdaydı ve bu grupların çok sayıdaki üyesi ile bağlantı halindeydiler.
Federal Cumhuriyet Savcılığı’ndan yapılan açıklamaya göre, gruplardaki paylaşımların birçoğu iltica politikası ve mültecilerle ilgiliydi. Savcılık, internetteki sohbetlerinde Alman devletinin çöküşüne kadar eylemler yapmaya devam etmeleri ve sol kanattaki liderlere suikast yapmalarının gerektiğini konuşmalarından sonra bu şahısların ev ve işyerlerine baskın yapılmasına yetki verdi.
İçişleri Bakanlığı Sözcüsü, şüphelilere karşı henüz somut delillere rastlanmadığını, davanın ilk şüpheler etrafında döndüğünü ve baskının amacının kanıt sunmak olduğunu ve baskın sonucu kimsenin tutuklanmadığını açıkladı.
Sözcü, şüphelilerden birinin Ludwigslust’taki bir polis memuru olduğunu ve hakkında idari işlem başlatıldığını açıkladı.
Baskın, kendisinden şüphelenilmeyen ve aşırılıkçı çevrelerle hiçbir ilgisi olmayan diğer insanların evlerini de içeriyordu.
Almanya, Türkiye ile gergin olan ilişkilere rağmen terörle mücadelede Türkiye ile olan ortaklığını kaybetmek istemiyor. İçişleri Bakanı Thomas De Maiziere, pazar günü Bild am Sonntag gazetesine verdiği röportajında bunu doğruladı.
De Maiziere, Almanya’nın Türkiye’yi güvenlik konusunda ve terörle savaşta terk edemeyeceğini söyledi. Bakan, bu durumun nedenlerinden birinin de, Türkiye’nin Suriye ile olan ortak sınırlarıyla ilgili olduğunu söyledi.
Bakan, Almanya’nın Türkiye ile olan ilişkisini dikkate aldığını ve ‘terör nedir ve ne değildir’ konusunda aralarında görüş ayrılığı olduğunu dile getirdi.