Almanya’nın çifte kafa karışıklığı
İstatistikler Almanya’daki Suriyelilerin sayısı hakkında çelişkili bilgiler vermektedir. Bu tutarsızlığın birkaç sebebi olmakla birlikte başlıca nedeni yeni mültecilerle eski mültecilerin arasında fark oluşudur. Alman kaynakları, son beş yıldır Almanya’ya gelen yeni mültecilerin sayısını
İstatistikler Almanya’daki Suriyelilerin sayısı hakkında çelişkili bilgiler vermektedir. Bu tutarsızlığın birkaç sebebi olmakla birlikte başlıca nedeni yeni mültecilerle eski mültecilerin arasında fark oluşudur. Alman kaynakları, son beş yıldır Almanya’ya gelen yeni mültecilerin sayısının 650.000’den biraz fazla olması gerektiği ifade ediliyor.
Suriyeli mülteciler, çeşitli Alman şehirlerinde ve köylerde değişik oranlarda dağılmış durumdalar. Bu dağılım, Suriyelilerin gettolaşmasını önlemek, entegrasyonunu hızlandırmak ve Almanca öğrenimini çabuklaştırarak güçlü bir şekilde topluma uyumu sağlamak amacıyla Alman hükümeti tarafından bilinçli bir şekilde yapılmıştır. Hükümetin çalışmaları, Suriyelilerin Alman toplumunun genel yapısına entegre olarak daha hızlı iş bulma fırsatı verme amaçlıdır.
Alman yetkililerin ilan edilmiş hedefleriyle, Esed rejimi ve müttefikleri Rusya ve İran’ın Almanya’ya iltica etmeye zorlanan mültecilerin çoğunluğunun hedefleri kesişmektedir. Zira; mültecilerin istediği istikrarlı bir yaşam başlatmak, halkın hayatına katılımlarını artırmak ve geçtiğimiz yıllardaki tüm felaketlerin ardından daha iyi bir gelecek elde etmektir.
Almanların ve Suriyeli mültecilerin kesişen amaçlarına rağmen, her iki tarafı sınırlayan ve hedeflere ulaşmayı engelleyen bir çok problem var.
Zorlukların en barizi, Almanya tarafının özellikle Suriyeli mülteciler konusunda yaşadığı kafa karışıklığıdır. Bu karışıklığın iki bariz göstergesi var: İltica ve göçle ilgili Alman politikalarının sık sık değişmesi; son üç yılda bu politikalar defalarca değiştiği görülmüştür.
İkinci farklılık, mültecilerin Almanya’daki geleceği hakkında siyasi gruplar arasında ve kendi içindeki görüş ayrılıkları ve sorunlar. Bu sorunlar son genel seçimde ve iktidardaki koalisyonun ilişkileri ve bünyesini etkilemiştir. İktidardan kaybetmese de, göçmenlere ve mültecilere pozitif yönde bakanların zor duruma düşmesine yol açmıştır. Bu tür anlaşmazlıkların ve çelişkilerin mültecileri ve ilişkilerini etkilediği gerçektir.
Alman-Suriyeli ilişkilerinin zayıf tarafı olan Suriyelilerde güçlükler ve engeller daha belirgin olmuştur.Belki de en önemlileri, entegrasyon engeli. Suriyeliler için, Almanca’nın İngilizce ve Fransızca gibi kolay öğrenilebilen bir dil olmaması problemi oldu.
Entegrasyon zorluğu, dil yabancılığı orta yaşlıların ve yaşlıların, gerek eski tecrübeleriyle, gerekse yeni deneyimler edinerek emek piyasasına girmelerini engellemektedir. Doğrusu şu ki, basit ve marjinal işlerde çalışmak için dahi göçmenlerin Almanca’da yeterlilik elde etmeleri gerekli.
İkamet işlemlerinin zorluğu ve uzaması, ailelerin birleşimi zorlukları engellerin en önemlisi olarak önümüze çıkıyor. Almanların ikamet hakkı tanımadaki ikircikliği ve karışıklığı kompleks problemlere yol açtı; bir yıl ikamet hakkı alanlar ailelerini yanına alamadığından problemli durumlar ortaya çıktı. Bazı durumlarda da aynı ailenin bazı üyelerine üç yıllık ikamet hakkı tanınırken, diğer üyelere bir yıllık ikamet hakkı, diğerlerine ise bu hak hiç verilmedi. Bu tür tutarsızlıklar aileler arası istikrarsızlık yarattığı gibi istenen entegrasyonu da engellemektedir.
Almanya, 2015-2016 yılları arasında Suriyeli göçmenleri alma ve kendine entegre etmede çok istekli olmasına, bu uğurda on altı milyar dolar ödemesine rağmen, her iki tarafta görülen bu çifte karışıklık hem Suriyeli göçmenleri hem Almanları etkilemektedir.
Başlangıç aşamasında Suriyeliler Almanya’yı çoğu Avrupa ülkesine tercih ederken, şimdi başka ülkeler tercih edilmekte. Hatta yerleşenler bile Almanya’yı bırakıp başka ülkelere gitmeyi seçer hale geldi.
Her iki tarafta yaygın olan iyimser düşünce ve düşlere rağmen, entegrasyonu hızlandıracak kökten bir çözümün bulunamaması, her iki tarafta karışıklığın devam etmesi düş kırıklığına sebep olurken, yükselen yabancı düşmanlığının etkisiyle bu karışıklığın daha da artması istenilen hedeflere ulaşmanın çok zaman alacağını göstermektedir.