Amerika’nın Unutulan Savaşları
Bu makalenin başlığı yazar tarafından belirlenmeyip ‘Foreign Affairs’ dergisinin Kasım/Aralık son sayısının başlığından alınmıştır. Bu dergi, benim aynı konuda önceden yayınladığım makaleleri bir araya getiriyor. Bu sayının ana konusu, Amerika’nın girdiği; fakat nasıl bitireceğini bilmediği savaşlar
Bu makalenin başlığı yazar tarafından belirlenmeyip ‘Foreign Affairs’ dergisinin Kasım/Aralık son sayısının başlığından alınmıştır. Bu dergi, benim aynı konuda önceden yayınladığım makaleleri bir araya getiriyor. Bu sayının ana konusu, Amerika’nın girdiği; fakat nasıl bitireceğini bilmediği savaşlardır. Savaştan çıktığı zaman dünya düzeyinde stratejik sonuçları ortaya çıkacak. Sonuçta savaşa devam etme kararı, savaşta zafer anlamına gelmiyor. Elbette savaşın uzun bir sürece yayılması onun maliyetini azaltsa da savaşı bitirmiyor. Bunun için savaşın unutulması daha iyi.
Bunun en iyi örneği, ABD’nin Afganistan savaşıdır. Bu savaş, 11 Eylül 2001 terör saldırıları sonucunda başladı ve günümüze kadar devam ediyor. ABD’nin askeri varlığının 16 yılı… Bazen doğrudan savaş, bazen Afgan güçlerine destek, bazen çatışma bazen ateşkes…
ABD, Başkan Obama’nın çıkış tarihini belirlediği bir kararla çıkmak istiyordu. Ancak Başkan Trump, bu durumu seçim kampanyasında dile getirdiğinde Obama, ivedi bir şekilde yeniden çatışmaya karar verdi. ABD tarihinde bu kadar uzun süren savaş görülmüş bir şey değil.
Vietnam savaşında ABD’nin çekilme gücü vardı. Fakat bu kararı alabilecek güç mevcut değildi. ABD’de yaşayan bir kimse, Afgan savaşıyla ilgili pek çok şey duymaz. İşin tuhaf yanı ise hiç kimse, ABD’nin Afgan devletini ve milletini yeniden yapılandırma planlarıyla ilgili de hiç bir şey bilmiyor. Hatta savaş duyulmadığı sürece, Washington ve NATO ülkelerinin başkentleri arasında koordinasyonun nasıl yapıldığını dahi hiç kimse bilmeyecek.
Aynı şekilde ABD, Irak’a girdi ve nasıl çıkacağını bilemedi. Afganistan’da yaptığı gibi devleti inşa edebileceğini düşündü. Fakat devletler, dış güçler vasıtasıyla inşa edilmez. Büyük bir ihtimalle dış güçlerden kurtulduktan sonra devlet inşa edilebilir. Başkan George W. Bush, Amerikan güçlerini azaltmaya çalıştı. Halefi ise çekilme sürecini hızlandırmak için geldi. Gerçekten de Amerikan güçleri çekildi. Ancak diğer eğitim birlikleri çekilmedi. Bu birliklerin beşeri ve savaş olanakları ivedi bir şekilde artış gösterdi. Birinci işgalin meydana getirdiği boşluk, Zerkavi’yi ortaya çıkardı. Sonra Bağdadi geldi. Irak’ın tamamen İran’a bırakılması mümkün değildi. Sadece savaşta kalmak yeterli değil, aynı zamanda hava ve özel kuvvetlerle ve dünyanın doğusundan ve batısından müttefiklerle beraber çatışmak gerekiyordu.
Musul kurtarıldıktan sonra Irak’taki durum, sadece DEAŞ kalıntıları olduğu için değil, aksine Suriye’deki savaş hala devam ettiğinden dolayı ABD’nin Irak dosyasını kapatmasına müsaade etmiyor. ABD’nin Suriye-Kürt-Arap güçlerine hava, eğitim ve mali desteğine rağmen ABD, Suriye’den çıkamaz. Çünkü aslında teorik olarak ABD, resmi bir şekilde Suriye’ye girmedi. Geçmiş yıllarda ABD’nin varlığı hem mevcut hem de mevcut değildi. Bu, büyük kararlar almaktan kaçınıldığından dolayı karışık bir durumdur. Kararlar alınmadığı sürece belki de savaş mevcut değildir.
Açıkçası Afganistan, Irak ve Suriye savaşlarıyla ilgili net bir tanımlama yok. Niçin savaş devam ediyor? Oyun ne zaman bitecek? Zafer ve yenilgi nedir? Savaş, İran’ın kendi sınırında durması için mi ya da sevilmeyen siyasi rejimleri değiştirmek için mi? Savaş, DEAŞ, el-Kaide vb. örgütlere karşı mı? Yoksa savaş, Washington’da hiç kimsenin dost ya da düşman olarak ifade edemediği Rusya’ya karşı mı?
Tarihi olarak Rusya, soğuk savaş mirasından kalan bir düşmandır. Belki de Ukrayna’ya girdiği için düşmandır. Ancak Rusya, aynı müzakere masasında İran’ın karşısında ABD ve NATO’nun diğer önemli üyelerinin yanında oturuyordu. Hiç kimse, Rusya’nın Suriye’deki varlığının Washington nezdinde kabul edilebilir bir durum olmadığını tartışmayacaktır. Fakat bunun kabul edilmemesi, askeri operasyonlarda koordinasyonun olmadığı anlamına gelmiyor.
Rusya’yla ilişkilerde yeni olan şey, kapının arkasına kadar açılmış olmasıdır. Savaşların yeni türü ise, siber savaştır. En azından ABD güvenlik organları nezdinde değişmeyen şey, Rusya’nın ABD başkanlık seçimlerinin gidişatını değiştirdiğidir. Rusya, sadece Demokrat Parti’nin ulusal komitesini hackleyerek değil, aynı zamanda internet aracılığıyla doğrudan müdahale etmiştir. Hillary Clinton’a saldırılar sadece Washington ve New York’tan yapılmıyordu, tam tersine direkt Moskova’dan yapılıyordu. Garip durum ise, Rusya’nın yürüttüğü savaşın bir nokta kanın dahi akmadığı bir savaş türü olmasıdır. Bununla beraber bu savaşın amacı, bir başkanı düşürüp diğer başkanın başarısını sağlamaktı ki bu başkan, seçim kampanyasında ABD-Rusya ilişkilerinin iyileştireceği vaadini artık yerine getiremez. Siber savaş ne uluslararası hukukta ne de savaş hukukunda belirtilmiş bir savaş türüdür. Bu, tarihte benzeri olmayan tamamen yeni bir durumdur. Bu çatışmada kan dökülmedikçe ya da can kaybı olmadıkça bilinen anlamda savaşa dönüşmeyecek ve hafızalardan silinecektir. Bu çatışma, konuyla ilgili özel dedektifin hareketlerine göre hatırlanacaktır.
Teorik olarak terörle mücadelede Musul ve Rakka’nın düşmesiyle beraber önemli bir bölümün bittiği söylenebilir. Çok sayıda terörist kaçtı. Yaklaşık 70 bin ya da daha fazlası öldü. Fakat kimse savaşın bittiğini söyleyemez. Çünkü şu anki soru, teröristlerin nereye gideceği ve savaşın nereden devam edeceğiyle ilgilidir.
Vietnam savaşı esnasında askeri operasyonlar, Vietnam devletinin veya genel çerçevede Myanmar, Tayland, yarımada Malezya’sı, Laos, Kamboçya ve Vietnam’ı kapsayan Hindiçin devletlerinin sınırları içerisinde yürütülüyordu. Fakat terör saldırılarının sınırı çizilemez. Çünkü bu sınır, bütün dünyayı kapsamaktadır. Tüm dünyada meydana gelen olaylar, savunma ya da hücum çizgileri bilinen bir savaşa dönüşmez. Hatta dünyada olanlar, günlük haberlerde bile yer almaz. Unutulmaya yüz tuttuktan sonra bir savaşa dahi dönüşmez.
Aslında ‘unutulan savaşlar’, insanlar öldüğü, yaralandığı, şehirler ve medeniyetler yıkıldığı sürece sonuçta savaş olarak kalmaya devam edecektir. Savaşlar, devam etmesine rağmen unutuluyor. Çünkü savaşlar uzun sürüyor ve henüz bir sonuca ulaşmış değil. Stratejik düşünme gücü, bu tür savaşlarla felç edildiğinden dolayı, savaşlar, bir neticeye ulaşamadı. Çünkü savaşlar, Afganistan, Irak ve Suriye’de olduğu gibi devleti parçalama şartları altında cereyan ediyor. Ya da bu savaşlar, düşünmeye sevk edecek bir mekanizmanın olmadığı yeni tür savaşladır. Çünkü siber savaş, bilinen manada bir savaş değildir. Hiç kimse ABD ve Rusya arasındaki savaşın soğuk mu sıcak mı olduğunu bilmiyor. Soğuk veya sıcak olup olmadığı bir yana söz konusu savaş, savaş olarak addedilebilir mi?