Arap dünyasını tehdit eden iki unsur: İran ve İhvan

Batılı uzman diplomat konuşmacım, bölgeyi değerlendirmeye devam ediyor. Bana İsrail’in İran’a galebe çaldığını söylemişti. Şimdi ise Ortadoğu’da yer alan iki tehlikeyi söyledi: İhvan-ı Müslimin ve İran. Bu ikisi Arap ülkeleri için büyük bir tehdit. Ona İran’da rejimin değişme ihtimalini soruyorum ve

Arap dünyasını tehdit eden iki unsur: İran ve İhvan

Batılı uzman diplomat konuşmacım, bölgeyi değerlendirmeye devam ediyor. Bana İsrail’in İran’a galebe çaldığını söylemişti. Şimdi ise Ortadoğu’da yer alan iki tehlikeyi söyledi: İhvan-ı Müslimin ve İran. Bu ikisi Arap ülkeleri için büyük bir tehdit.

Ona İran’da rejimin değişme ihtimalini soruyorum ve bana bilmediğini söylüyor. Ardından ekliyor: İran rejimini ekonomi gibi canını acıtan yerlerden vurmak gerekir. Böylece mümkün olabilir. İran zayıf ama rejimi değiştirme planları yapmayı tavsiye etmiyoruz. Dünyanın İran’ı ekonomi üzerinden vurması ve bunun rejime olan etkisini beklemesi lazım. Arap ülkelerinin bazısında toplum, rejimlerden daha hastalıklı iken İran toplumu olumludur. Uzun vadede sadece İran’ın geleceğine dair bir umut vaat etmez aksine İran’ı Ortadoğu’da bir istikrar unsuru haline getirecektir. Bazı Arap ülkelerinin sorunu rejimleri değildir. Ürdün’de olduğu gibi rejim isabetli şeyler yapmak istese bile orada hükümetin başa çıkamadığı gruplar var. Mesela İhvan ve bazı Filistinliler. Bunlar Ürdün’ün gelişmesine köstek oluyor.

Konuşmacım, İran’daki rejimin gitmesi durumunda İran’ın gelişeceğini kabul ediyor ve şöyle diyor: Bu rejim ve İran nükleer silah üretse bu kötü bir şey olabilir ama felâket ölçüsünde değil. İran rejiminin olayı, dini gasp etmesi. Arapların sorunu ise aralarında dini sapkın bir şekilde tefsir edenlerin bulunması.

Diyorum ki ABD BAşkanı Trump’ın İran’a dayattığı yeni yaptırımlara dönelim: Bu anlaşmanın Amerikasız devam etmesi ve başarılı olması mümkün mü?

Cevap veriyor: Buna net bir şekilde cevap veremem. Ama gördüğüm şu ki öncelikle Amerikan yaptırımları, İran ekonomisine güçlü etkilerde bulunacak. İkinci olarak bence Avrupalı şirketlerin çoğunluğu, Amerika’daki işlerini ve yatırımlarını gözden çıkaramaz. Üçüncüsü; sanırım Trump’ın Avrupa’ya çelik ve alüminyum ile alakalı ticari vergiler koyarak yaptığı şey bir tür pazarlıktır. Balistik füzelerde sivrilen İran yerine kendisi ile işbirliği yaptıkları takdirde Avrupalılar ile olan ilişkisi daha iyi olacaktır.

Peki, bunu yapacaklar mı?

Cevap: Bilmiyorum, zira ne yazık ki Avrupa biraz aptal. Tarih boyu Avrupalılar, kendilerine karşı hatalar işlediler. O kadar ki İkinci Dünya Savaşı’nda kendilerini yıkıma sürüklediler. Amerika ile işbirliği yapmadıkları için soğuk savaş döneminde de yıkımın eşiğine gelmişlerdi. Şimdi güçle konuşuyorlar ama Avrupa artık gücün temsilcisi değil. Bu bana Winston Churchill’in Hindistan hakkında söylediklerini hatırlatıyor. Şöyle demişti: Bana Hindistan hakkında bir şey sormayın. Hindistan, Ekvator’dan daha birlik değil. Bu şimdi Avrupa için geçerli olabilir. İtalya ya da İspanya’ya bakın. Avrupa’da ne oluyorsa onları zayıf düşürüyor. Zaten zayıflar. Onlar sanıyor ki Amerika’ya karşı çıkabilirler. Amerika olmadan Avrupa’nın varlığı tehdit altında.

Öyleyse, onlar önünde sonunda İran’ı füze programını durdurması konusunda baskılamak zorunda mı kalacak?

Cevap: İran’ı durduramazlar. İranlıların Avrupalılara vereceği en iyi şey şu: Eğer bize karşı iyi davranırsanız sizi kandırırız. Avrupalılar kandırılacak. Zannediyorum Avrupalılar, Amerika’ya rağmen İranlılarla iş tutmaya çalışacak ve başarısız olacak. İşin sonunda da Amerika’nın Avrupa’ya yönelik çelik ve alüminyum konusundaki uygulamalarını hafifletmesi için Avrupalılar, İran’a karşı onunla işbirliği yapacak. Benim gördüğüm resim bu.

Peki, İran füze programını durdursa?

Hemen cevap veriyor: Asla bunu yapmayacak.

Niye ki. Eğer ona ekonomik açıdan saldırırsanız parayı nereden bulacak?

Cevap: Halkı yemekten mahrum bırakarak para sağlayacak.

Ama İran halkı, sırf İran füze yapmaya devam etsin diye açlığa nasıl dayanacak?

Cevap veriyor: Size bir şey hatırlatmak istiyorum. İran, Irak-İran savaşında yarım milyon insanını kaybetti ve bu savaşın ateşini tutuşturmak tam bir delilikti. Bu, mollaların İran’ı 40 yıl boyunca yönetmesinden de önceydi; mevcut İran rejiminin herhangi bir gösteriyi güçlü bir şekilde engelleyebilecek kadar örgütlü hale gelmesinden de. Rejimin aracı olan Besic vahşetini düşünün.

Anlatmaya devam ediyor: 2011 ve 2012 yılları arasında Suriye meselesinde üst düzey isimlerle önemli görüşmeler gerçekleştirdim. Beşşar Esed’in kalma ihtimalinden bahsettiğimde benimle alay ettiler. Onlara dedim ki: Zalimlik, etkileyicidir. Halkından yarım milyon insanı öldürmeye hazır olduğunda iktidarda kalırsın.

Ruslar, İran’ın Suriye’de üs kurmasına izin veriyor mu?

Cevap: Evet, eğer İsrail buna engel olmazsa.

Peki, Rusya, İsrail’in üs kurma konusunda İran’ı engellemesine bir şey diyor mu?

Cevap: Asla. Rusların İsrail’e yönelik bazı şartları olacaktır ama bunu engellemeyecektir.

Mukteda es-Sadr’ın Irak seçimlerini kazandığını gördük. Peki, şimdi ne olacak? Bu, İran’ın Irak’taki etkinliğini azaltacak mı?

Cevap: Mukteda es-Sadr şimdiye kadar hiç iktidarda olmadı ve genel anlamda Irak’ta hiçbir sorumluluk yüklenmedi. Ümit ediyorum ki onun başa geçmesi, İran’ın Irak’taki etkinliğini zayıflatsın ve Mukteda es-Sadr Suudi Arabistan ile olan ilişkilerini güçlendirmeye devam etsin.

Konuşmacım diyor ki: Suudi Arabistan’daki uygulamalar yeni bir şey. Hepimiz Veliaht Prens Muhammed b. Selman’ın yaptıklarını hayretle izliyoruz ve ona başarı diliyoruz. Çünkü onun yaptıklarının Suudi toplumu üzerine olumlu yansımaları olacaktır. Batı’yı ilgilendiren Suudi Arabistan’ın istikrarlı kalmasıdır. Hepimiz onun bu işi başarmasını ve Irak’a etki etmesini istiyoruz. Doğru yolda ilerliyor. Elbette Yemen’de Husilere üstün gelmesini de ümit ediyoruz.

Ama İranlılar buna müsaade etmeyecek. Bu, onun girdiği en ucuz savaş mı?

Cevap: Yardım yollarını keserek bu savaşı onun için daha maliyetli hale getirebiliriz. Ben ABD Başkanı olsam Suudi Arabistan’ı savunmak için bunu yapardım. Tek ihtiyacı, hava kuvveti. Kara kuvvetleri lazım değil.

Trump şimdiye kadar niçin böyle bir karar almadı?

Cevap: Çünkü Trump’ın bir yandan iyi bir sezgisi var ama öte yandan net bir politikası yok. Ama ben inanıyorum ki Suudi Arabistan’daki yeni gelişim oldukça olumlu. İnsanların zaman faktörünü hesaba katması gerekir. Bu adımların zamana gereksinimi var. Öyle bir anda olması şart değil.

Rusya ve İran tamam, peki ya Türkiye?

Cevap: Türkiye yok. Orası önceden Atatürkistan idi şimdi ise Erdoğanistan. Erdoğan, Ortadoğu’daki en başarılı devrimi yıkıyor. Atatürk’ün yaptıkları güzeldi ve Türk toplumunun üçte biri de, en iyi toplumlar arasında. Ama ne yazık ki Erdoğan tüm insanları hapse atmasa bile seçimleri kazanacak. Çünkü Anadolu, İstanbul gibi değil. Hatta İstanbul’un batısı ile doğusu bile birbirinden farklı. Sonra orada kimsenin dikkatini çekmeyen bir şey var. Kürtler arasındaki doğum oranı, Anadolu’daki doğum oranının 3 katı. Bu zamanla daha da büyüyecek bir sorun. Avrupalıların Erdoğan’ı NATO’dan çıkarması gerekirdi. Onun NATO’ya üye olmaması lazım. Ama işte Avrupalıların sorunu bu. Onlar kararlılık ve azim gerektiren sorunlarla baş edemiyor.

Amerika’nın NATO’daki konumu nedir?

Cevap: Erdoğan’ın tavrı Amerikalıları çok rahatsız ederse Amerikalılar, NATO içinde ona karşı harekete geçebilir. Türk Cumhurbaşkanı’nın sorunu dünyadaki en güçlü lider olduğuna inanmasıdır. Şimdi Amerikalılara karşı Ruslar ve İranlılar ile iş tutuyor. Zeki değil. Türkiye seçimlerini kazanmada ve Türk ekonomisini su üstünde tutmada başarılı ama dış politikada tam bir facia.

İran ile olan ilişkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cevap: Onu İran’a bağlayan ilişkiler çift taraflı. Bir yandan Ortadoğu’ya egemen olma iddiasında ona rakip olmak istiyor. Zira Türkiye’nin daha kendine egemen olmadığını anlayamıyor. Diğer yandan İran ile iş tutacak kadar Amerikalılara, Batı’ya ve Avrupalılara karşı. Sanıyorum İranlılar onu harcayacak çünkü hedeflerine düşman.

Önümüzdeki hafta Çin ve Rusya’nın Amerika ile karşı karşıya gelmek istemediği bölgede işler nereye doğru gidiyor, onu ele alacağız.