Avrupa’yı asıl endişelendirmesi gereken bizimle olan çıkarlarıdır
ABD’nin İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan çekileceğini deklare etmesinin ardından üç Avrupa ülkesi (İngiltere,Fransa ve Almanya) nükleer anlaşmaya hala bağlı oldukları konusunda İran’ı rahatlatmak için yarışıyor. Buna ek olarak, yaptıkları açıklamalarla ortak güvenlikleri için önemli gördükleri b
ABD’nin İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan çekileceğini deklare etmesinin ardından üç Avrupa ülkesi (İngiltere,Fransa ve Almanya) nükleer anlaşmaya hala bağlı oldukları konusunda İran’ı rahatlatmak için yarışıyor. Buna ek olarak, yaptıkları açıklamalarla ortak güvenlikleri için önemli gördükleri bu anlaşmaya bağlı ve sadık kalacakları konusunda İran’a garanti veriyorlar.
İngiltere Başbakanı Theresa May, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İran’la imzalanan nükleer anlaşmada üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeye devam etme konusunda anlaşmış görünüyor.
RT (Russia Today) sitesinin haberine göre üç lider yayınladıkları ortak bildiri de şunu ifade ettiler:
“Fransa,Almanya ve İngiltere; ABD’nin İran’ın nükleer programı ile ilgili imzalanmış olan Ortak Kapsamlı Eylem Planı’ndan çekilme kararından endişe ve üzüntü duymaktadır.”
Ayrıca şunu da vurgulamışlardır:
“Üç ülke olarak Ortak Kapsamlı Eylem Planı’na olan bağlılığımızı vurguluyor ve bu anlaşmanın ortak güvenliğimiz için hala önemli olduğunu düşünüyoruz”
İngiltere,Fransa ve Almanya liderleri yayınladıkları bu bildiride:
“Ortak Kapsamlı Eylem Planı ile dünya daha güvenli bir yere dönüşmüştür” yönünde görüş belirterek ABD’ye diğer tarafların bu anlaşmayı uymasını ve uygulamasını engelleyebilecek adımlar atmaktan kaçınması çağrısında bulundular.
Ortak güvenlik gibi bildiride yer bulan nedenlerin bir bakıma abartma olduğunu söyleyebiliriz. Bu da genelde Avrupa’nın politik tutumunu belirlediği iddia edilen özgürlük ve insan hakları gibi bir abartmadır. Zira İran, insan hakları ihlalleri konusunda ilk sıralarda yer alan ülkelerden biridir. Ama buna rağmen Avrupa söz konusu “Total” gibi petrol şirketlerinin yapacakları ticari anlaşmalar olunca tüm bu raporları görmezden gelmeyi çok iyi biliyor!
Tahran’la yapılacak ticari anlaşmalar, İran’la imzalanmış olan nükleer anlaşmaya bağlı kalma ya da geri çekilme kararında en öncelikli ve belirleyici unsur olarak kabul ediliyor. Avrupa ülkeleri için bu ekonomik çıkarlar diğer her şeyden (ortak güvenlik veya herhangi insani değerlerden) daha önemli. Çünkü eğer Avrupa ülkeleri gerçekten güvenliklerini düşünüyor olsalardı hiçbir şey yapmasalar veya ekonomik çıkarlarını şu ortak güvenlik ile ilişkilendirmeseler de İran’ın onlar için bir tehdit olduğunu anlarlardı. Bu nedenle en azından Avrupa ülkelerinin bizimle olan ekonomik çıkarları için endişelenmesini sağlayarak bunun İran’a uygulanacak yaptırımlar konusundaki tutumları ile ilişkili olduğunu anlamalarını sağlamalıyız!
Bu anlaşmadan zarar gören Körfez ülkelerini ilgilendiren en önemli unsur, bu anlaşmanın İran’ın bölgede yürüttüğü genişleme politikasına devam etmesi için alan sağlamasıdır. Dolayısıyla İran’ı bundan caydıracak, kendi sınırları içerisine geri dönmesini sağlayacak ve Körfez ülkelerinin de güvenlikleri ve istikrarları için güvencelere ihtiyacı olduğuna Avrupa’yı ikna edecek yöntemler bulmalıyız.
İki ateş arasında kalan Avrupa ne yapması gerektiğini bilemiyor. Yayınlanan ortak bildiriden sadece bir gün sonra İngiltere’nin Kuveyt Büyükelçisi Michael Davenport yaptığı açıklamada şunu vurgulamak zorunda kaldı:
“Kuşkusuz İran ile yapılan nükleer anlaşma çok önemlidir. Ama bu anlaşmanın iptal edilmesi yerine bir revizyona ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Bölgenin istikrara ihityacı var. İran’la yapılan anlaşmanın amacı da bunu hedefliyor. Bu nedenle İngiltere hükümeti; her ne kadar anlaşma İran ile ilgili tüm sorunları ele almasa da yürürlükte kalması gerektiğini düşünüyor. Bu anlaşmayı korumak çok önemli. Her ne kadar gerçekleştirilmesi zor olsa da bu anlaşmanın ilavelerle güçlendirilmelidir. Çünkü anlaşma olmadan, bölgede işlerin daha kolay olacağını ifade edemeyiz”
Ardından büyükelçi sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“İngiltere hükümetinin; İran’ın Suriye ve Yemen gibi bölge ülkelerinin içişlerine yaptığı müdahalelerin durması gerektiği konusundaki tutumu açık ve nettir”
Trump’tan İran’ın nükleer silah üretmediğinden emin olmak için anlaşmayı iptal etmek yerine revize etmeyi talep eden İngiltere Dışişleri Bakanı Johnson’dan biz de İran’ın Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen’e müdahalelerini durdurabilecek (sözlü açıklamalardan başka) alternatif politikalar üretmesini talep ediyoruz!
Bizim de güvenliğimizi ve istikrarımızı korumak karşılığında bazı ekonomik çıkarlarımızdan feragat etmeye hazır olmamız gerekiyor. Ayrıca İran ile işbirliği yapan Avrupalı şirketlere uygulanacak yaptırımlara bağlı kalacağımızı açıklamalıyız. Onları İran ile bizim arasında seçim yapmaya zorlamalıyız. İran ile işbirliği yapmaya devam edecek olan şirketler bu durumda kapılarımızın onlara kapalı olacağını iyi bilmeliler. İran’ın kendisine verilen güvencelerin yerine getirilmesini talep ettiği gibi bizim de bunu talep etmemiz gerekir.
Çünkü İran şimdi Avrupa’dan ticari anlaşmalar karşılığında kendisine vaadettiği güvenceleri yerine getirmesini beklediğini deklare etti.
Ali Hamaney açık bir şekilde Avrupa’ya hiçbir şekilde güvenmediğini ifade ederek İranlı yetkililere şu şekilde seslendi:
“Onlara (Fransa,İngiltere ve Almanya’ya) güvenmemelisiniz. Eğer anlaşma imzalamak istiyorsanız pratik güvenceler elde etmelisiniz. Yoksa onların da ABD gibi sözlerinden dönmeyeceklerini garanti edemezsiniz. Bu güvence ve garantileri elde edebilirseniz bu çok iyi olacaktır. Ama doğrusunu isterseniz bunun gerçekleşebileceğine hiç inanmıyorum. Eğer kesin güvenceler elde etmeyi başaramazsanız bizden tekrar nükleer anlaşmaya bağlı kalmayı kimse talep etmesin”
Cumhurbaşkanı Ruhani; Atom Enerjisi Komisyonu’na gerekirse hiçbir kısıtlama olmaksızın uranyum zenginleştirmeye devam etmeleri konusunda emir verdi.
İran Devrim Muhafızları Komutanı ise Avrupa ülkelerine güvenilmeyeceğini çünkü kendilerinin bağımsız olmayıp birilerine tabi olduklarını belirtti.
Trump’ın kendisine vermiş olduğu altı aylık mühleti değerlendiren Tahran, Total ve Renault gibi Avrupalı şirketlerin İran’da imzalamış oldukları sözleşmeler konusunda bir görüş belirtmek için hala erken olduğunu düşünüyor.
Eğer İran’la imzalanan nükleer anlaşma kendisini bölgede terör ve kaosu yaymaktan, Arap topraklarına müdahale etmekten ve milislere silah ve balistik füze temin etmekten alıkoyamayacaksa ve İran zaten Avrupa’ya güvenmiyor ise bu anlaşmaya bağlı kalmanın kime ne faydası var ki?