Aydınlanma sorunları
Suudi Arabistan Krallığı, sosyal ve ekonomik bakımdan büyük ve köklü dönüşümler yaşıyor. Bu değişimlerden dolayı bazı kimseler, kraliyete, ‘Yeni Suudi Arabistan’ adını verdiler. Bu değişimler, sadece kraliyet kurulduğundan beri en önemli kararlardan birisi sayılan kadına araç kullanma izninin verilm
Suudi Arabistan Krallığı, sosyal ve ekonomik bakımdan büyük ve köklü dönüşümler yaşıyor. Bu değişimlerden dolayı bazı kimseler, kraliyete, ‘Yeni Suudi Arabistan’ adını verdiler. Bu değişimler, sadece kraliyet kurulduğundan beri en önemli kararlardan birisi sayılan kadına araç kullanma izninin verilmesiyle ilgili değil, aynı zamanda refah, eğitim ve kültür açısından bütün insanları ilgilendiren değişimlerdir.
Çünkü Suudi Arabistan’da Şura Meclisi olarak bilinen, dini bir otorite bulunuyor. Bu meclis, Büyük Âlimler Kurulu’dur. Kadın, refah ve geçmiş aylarda şahit olduğumuz hususlarda önemli kararlar almadan önce yönetim, Âlimler Kurulu’nun görüşüne başvurdu. Din ve fıkıh alanında uzman olan din adamları bu kurulu temsil ediyor. Şer’i ilimlerde bu kadar yüksek dereceye ulaşan kimseler genelde geniş bir perspektife sahip oluyorlar. İnsanların yararına olan şer’i maksatları daha iyi anlıyorlar.İçtihat ve kıyasa dayanarak mümkün olduğu ölçüde kamuoyunun yararına olacak şekilde kararlar alıyorlar. Bunun için bütün yeni kararlar, Büyük Âlimler Kurulu’nun belirlediği şer’i kurallarla uyumludur.
Fakat geçmişteki problem, Büyük Âlimler Kurulu’yla ilgili değildi. Tam tersine radikal eğilimlere sahip müçtehitlerle alakalıydı. Bazıları aşırılığa meyledip büyük popülerliğe sahipti. Bazılarının ise Suudi Arabistan’ın içine kapandığı dönemde yaşayan gençler arasında geniş popülaritesini muhafaza etmek için özel çıkarları bulunuyordu. Bu durumun doğru bir yöntem olduğunu zannediyorlardı. Aşırılık, kazanımlarını koruyabilmenin sembolü olmuştu. Dolayısıyla toplumun bu tarz kimselerin etkisini aşması kolay olmadı. Ancak insanlar onlara dünyayı dar etti. Özellikle insanlar, eğitimli hale geldikten ve radikal içtihatları bitiren objektif bir okumayla İslam şeriatını anlamaya başladıktan sonra artık radikallerini fikirlerini sindirmek kabul edilebilir bir şey değildi.
Kraliyet, 1980’lerin başında Humeyni devriminin çıkmasıyla birlikte uzun bir kapalılık sürecinden geçti. Humeyni devriminin ardından radikal bir grup, Harem-i Şerif’e saldırdı. O zamandan beri Suudi Arabistan içine kapanarak toplum, kültür, sanat ve eğitim düzeyinde ve içine kapanma döneminin en büyük kurbanı olan kadınlarla ilgili kayda değer bir değişiklik olmaksızın uzun yıllar geçirdi.
Kral Abdullah (Allah rahmet eylesin) yurtdışı burs programı aracılığıyla ilk açılımları başlatmıştı. Genç kız ve erkek öğrenciler Amerika, Avrupa ve Avustralya’da yeni kültürlere ve geniş ufuklara yelken açtılar. Binlerce öğrenci farklı kültürleri etkilemiş ve farklı kültürlerden etkilenmiş bir şekilde geri döndü. Yurtdışı burs programını, Bakanlar Kurulu’nun kadınların çalışma alanlarını genişleterek perakende sektörüne girmeye başlamalarıyla ilgili aldığı kararlar takip etti. Ancak bu başlangıç noktası yok olmakla karşı karşıya kalmıştı. Diğer bir ifadeyle bu açılımlar, Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın cesur kararları olmasaydı bunlarla sınırlı kalmış olacaktı.
Suudi Arabistan yönetimi, Suudi Arabistanlıların özellikle yeni jenerasyonun açılıma eğilim gösterdiklerini ve hayata karşı yeni tutkularının olduğunu hissetti. Bu önemli hisler, devletin 2030 vizyonunu kabul etmesine paralel olarak meydana geldi. 2030 vizyonu, kraliyetin kalkınması ve gelecekteki gücü için ekonomik ve sosyal dönüşümün önemini ve söz konusu vizyonun insan kaynakları olarak gençlere inanmanın önemini göz önünde bulunduruyordu.
Halk desteğiyle cesur siyasi irade, sürece eşlik eden ve bütün alanlarda planlı ve programlı bir şekilde, kapalı kapıları açan kanunların düzenlenip yayınlanması çerçevesinde bir araya geldi. Benim yaşımdakiler, okulda ulusal bağımsızlık yıl dönümünü bilmeden, hatırlamadan ya da okul yönetimi tarafından ulusal yıl dönümüne değinmeden geçip gittiğini hatırlayacaklardır. Ulusal yıl dönümü, Suudi Arabistan medyalarında bile bir konuk gibi zikrediliyordu. Tüm bunlar; vatan, vatanın kurucusu, birleştiricisi ve vatanı inşa edenin hakkında işlenmiş büyük bir hatadır. Vatandaşlık ilkesiyle ilgili yapılmış büyük bir yanlıştır.
Bu yılki kutlamalar benzersizdi. Küçük ve büyük herkes kutlama meydanlarına çıktı. İnsanlar tarihi alanlara, çarşılara ve stadyumlara akın ettiler. Bütün her taraf çocuk, genç ve yaşlılarla doldu. Herkes milli marşlar ve ulusal türküler söyledi. Halk, ülkenin bayrağını ve liderlerinin fotoğraflarını dalgalandırdı. İnsanlar, ulusal bağımsızlık kutlamasında ya devletin sessiz kalmasından ya da radikallerin psikolojik olarak üzerlerinde bıraktığı olumsuz etkiden dolayı, duygularını ifade edemiyorlardı. Türküler, çığlıklar ve sevinçler üç gün devam etti. Tüm bunlar insanların kutlama ve eğlenme isteklerini ve günlük hayatın zorluklarını unutturan bu tür atmosferlere ihtiyacı olduklarını ifade etmek için uygun zamanlardı.
Aydınlanmanın başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için, her şeyden önce kararlı olmak ve karanlık hareketlerden korunmak gerekiyor.