Bağdadi’nin ölümü konusundaki tekrarlı haberler ne ifade ediyor?
Suriye ve Irak’ta DEAŞ’a yönelik operasyonlar sürerken örgüt son günlerde ağır kayıplar vermeye devam ediyor. Basında çıkan operasyonlara yönelik haberlerde özellikle hava saldırılarında çok sayıda örgüt liderinin öldürüldüğü açıklanırken DEAŞ’ın bir numaralı ismi Ebu Bekir el-Bağdadi’nin ölüm haber
Suriye ve Irak’ta DEAŞ’a yönelik operasyonlar sürerken örgüt son günlerde ağır kayıplar vermeye devam ediyor. Basında çıkan operasyonlara yönelik haberlerde özellikle hava saldırılarında çok sayıda örgüt liderinin öldürüldüğü açıklanırken DEAŞ’ın bir numaralı ismi Ebu Bekir el-Bağdadi’nin ölüm haberleri de sıklıkla kamuoyunu meşgul eden konular arasında yer alıyor. Peki, Bağdadi’nin ölümü konusundaki tekrarlı haberler ne ifade ediyor?
2015 yılında örgüt kontrolündeki bölgelere uluslararası koalisyon ve Iraklı güçler tarafından yapılan geniş çaplı saldırıların başlamasından bu yana, Bağdadi’nin defalarca yaralandığı veya öldürüldüğü dünya basınında sıklıkla ortaya atılan iddialar arasındaydı.
Ancak bu iddiaların hiçbiri, ciddi şekilde yaralandığı veya öldüğü yönündeki ifadelere rağmen resmi olarak doğrulanmadı. Bu çerçevede son iddia, DEAŞ lideri el-Bağdadi’nin, Irak ordusunun Suriye’deki DEAŞ kontrolünde bulunan bir kasabaya geçtiğimiz Haziran ayında düzenlediği operasyonda ağır yaralanması oldu. Bağdadi’nin yerine örgüt liderliği için Irak asıllı olmayan Ebu Osman el-Tunusi aday gösterildiği, ancak Iraklı militanların, Tunusi ismine karşı çıktığı belirtildi.
Sputnik haber ajansı, ulusal koalisyonun bu iddiaya dair henüz bir açıklama yapmadığını belirtirken, el-Bağdadi’nin ölümü hakkında yayınlanan raporlara dikkat çekti.
Bağımsız kaynakların yokluğu, olayların coğrafik izolasyonu ve bu aşamada DEAŞ faaliyetlerini çevreleyen aşırı gizlilik hali, “kapıyı spekülasyon ve yorumlara açık bırakması” çerçevesinde her gazetecinin yapması gereken objektif bir değerlendirmeyi ve bilgilerin örtüşmesini de engelliyor. Terör örgütünün geçmişi, askeri ve güvenlik yaklaşımları ile bağlantılı şekilde siyasi açıdan bu konunun ele alınamamasını ortaya koyuyor. Bu durum, Kuzey Irak’taki, Musul’dan kaçan mültecilerin kamplarındaki ve bir zamanlar DEAŞ’a kucak açan diğer şehirlerdeki bir tür örgütlenmenin varlığına dair basında çıkan haberler ile de kanıtlamış durumda.
Irak’ta 2003 yılındaki ABD işgalini takip eden Sünni- Şii ilişkilerinin bozulması, ülkeye siyasi bir çözüm getiremedi ve bir süre sonra DEAŞ tecrübesiyle yeni güçlerin ortaya çıkışı konusunda bir tehdit unsuru oldu. Zira bu aşamada, Haşdi Şabi’nin faaliyetleri de bölgenin gerginliğini daha da tırmandırdı.
Askeri yapılanmanın yenilgisi temelinde inşa edilebilme inancı, Sünni Arap bileşenlerinin görmezden gelinebileceğini ve bu grup adına konuşan politikacılarla üst düzey bir çözüm sağlanabileceği inancını oluşturuyor. Bu tavır, El-Kaide’ye, daha sonra da DEAŞ’a direnen Nuri el-Maliki’nin tavırlarının yeniden sergileneceğini gösteriyor.
Bu durum, DEAŞ’ın siyasi kökenine, eski Baas subaylarının oluşum ve liderlik rolüne dikkati çekerken, Sünni Arap bileşenlerinin sürüklendiği derin krizin bir ifadesi olarak da görülüyor. Ancak henüz radikalizm yanlısı örgütün dayatmalarına teslim olma dışında bölgede, konuya dair bir çıkış yolu bulunamadı.
Diğer taraftan el-Bağdadi’nin ölümünden sonra liderliği devralacak isim hakkında DEAŞ liderleri arasındaki anlaşmazlıkları anlamak mümkün. Zira Ebu Osman el-Tunusi’nin örgüt yetkililerinin çoğu tarafından reddedildiğini söylemek, “Suriye içinde genişlemeden ve Özbekistan’ın doğusundan Fas ve İngiltere’nin batısına kadar uzanan bölgelerden örgüte katılan cihatçıların “uluslararası bir tugaya” dönüşmeden önceki” DEAŞ’ın Irak’taki derin tavrını hatırlatıyor.
Geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan parlamento seçimlerinden bu yana Bağdat’ta devam eden siyasi kriz ışığında ortaya çıkan el-Bağdadi’nin yaralandığı iddiaları göz ardı edilemez. DEAŞ lideri gibi bir kişiliğin öldüğü veya yaralandığı haberi, oy sayımının bitiminden ve böylece yeni hükümetin kurulmasından birkaç gün sonra seçimleri kazanan tarafın belirlenmesinde kullanılabilecek önemli bir araçtı. Bu kez de el-Bağdadi’nin sonunun geldiğine dair ortaya çıkan yeni iddia, siyasi pazarlık konusunda yeni bir sürece giriş niteliğinde sayılıyor.