Balfour… Anma mı yoksa kutlama mı?
Filistinliler, İngiltere hükümetinin ‘Balfour Deklarasyonu’nun 100. yılını kutlama konusundaki kararlılığına karşı tepki gösterdi. Öyle görünüyor ki bu tepki sonucunda İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, ‘Daily Telegraph’ gazetesinde geçen Pazartesi yayımlanan makalesi aracılığıyla Filistinlil
Filistinliler, İngiltere hükümetinin ‘Balfour Deklarasyonu’nun 100. yılını kutlama konusundaki kararlılığına karşı tepki gösterdi. Öyle görünüyor ki bu tepki sonucunda İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, ‘Daily Telegraph’ gazetesinde geçen Pazartesi yayımlanan makalesi aracılığıyla Filistinlileri ikna etmeye çalışıyor. Özet olarak makalede, İsrail devletinin yanı sıra Filistin devletini inşa etmeye çağırıyor.
Bu, iki devletli çözüm hakkında mükerrer sözlerden birisidir. Özellikle batılı devletlerin politikacıları, Mısır ve İsrail arasında Camp David Sözleşmesi (1978) imzalandıktan sonra yürürlüğe koymak için ciddi bir çaba göstermeksizin iki devletli çözümü tekrarlamaya başladılar.
Filistin yönetimindeki yetkililer, birkaç ay önce tepki göstermeye başladıklarında bu tepkinin nedeni karşısında şaşkınlık hissetmeye başladım. Bütün yaşıtlarım gibi ilkokul birinci sınıftan beri her yıl 2 Kasım’da ‘uğursuz beyanname’nin yıldönümünü anmaya hazırlandığımı hatırladım. Kompozisyon bir meseleyi ele almalı. Konu etrafında seçkin öğrencilerin söylemleri olmalı. Sokaklarda yürüyüşler düzenleniyor, sloganlarla, ‘beyanname’ ve sahibine lanet ediliyor. Bunun için beni şöyle sorarken görebilirsiniz: Mademki Filistinliler, David Lloyd hükümetinin Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, (02/11/1917 tarihinde Lord Lionel Walter Rothschild’e –o zamanlar İngiltere’deki Yahudi gettolarının önde gelenlerinden birisi) aşağıdaki mektubu gönderdiğinden beri bu günü anıyorlar, neden Filistinliler bu kadar öfkeleniyor?
Değerli Lord Rothschild,
Majestelerinin hükümeti adına kabineye sunulan ve kabul edilen Yahudi Siyonist isteklerini sempati ile karşılayan müteakip deklarasyonu iletmekten memnuniyet duyarım.
Majestelerinin hükümeti, Filistin’de Yahudi halkı için bir milli yurt kurulmasını uygun karşılamaktadır ve bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden geleni yapacaktır. Filistin’de mevcut Yahudi olmayan toplumların sivil ve dini hakları ile başka ülkelerde yaşayan Yahudilerin sahip oldukları hak ve politik statülerine zarar verecek hiçbir şeyin yapılmayacağı açıkça anlaşılmalıdır.
Bu deklarasyonu Siyonist Federasyonu’nun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım.
Arthur James Balfour
Filistin tarafından yapılan açıklamaları ve İngiltere’nin tepkilerini takip ettikten sonra şaşkınlığım devam etmedi. Filistinlilerin öfkesinin nedeni açık. Bir münasebeti kutlamak ve anmak arasında büyük bir fark vardır. Theresa May, söz konusu ‘deklarasyon’nun 100. yıldönümünden bahsederken, İngiltere’nin gerçekleştirdiği zaferden dolayı gurur duyduğu şeklinde bir konuşma yapması gerekli miydi? Tabi ki hayır. Filistinlilerin haklarını en çok inkâr eden İsrail başbakanlarından birisi olan Binyamin Netanyahu’yu 7 Kasım’da özel akşam yemeğine davet etmesi zorunlu muydu? Tabi ki hayır.
Aslında bu münasebetten dolayı İngiltere tarafından yapılacak resmi bir kutlama, normal şartlarda bile provokatif bir tasarruftur. Bölge fitnelerle kaynarken ve savaşlarla yanarken dünya başkentlerinin ve Londra’nın yöneticileri, nasıl sağlıklı kararlar alacaklar ve nasıl iyi bir davranış sergileyecekler?
Dahası İngiltere hükümeti tarafından kastedilen kutlamanın ne olduğu anlaşılmış değil. İngiltere’nin kendisi, söz konusu deklarasyonun ruhuna ihanet ettiği gerçeğini mi kutlayacak? Yahudi göçüne karşı Filistin kapılarını açtı. Terör çetelerinin silahlanmasına göz yumdu. Filistin’den ani bir şekilde çekilerek manda yönetiminin sorumluluklarından vazgeçti. Böyle bir sicil karşısında kutlamanın gerekçesi nedir?
Ortada kutlamayı gerektirecek bir gerekçe yok. Gerekli olan şey, İngiltere’nin Filistin’de işlemiş olduğu hataları düzeltmeye çalışmasıdır, kutlamaya çalışması değil. İnsanın öldükten sonra defnedileceği ya da bedeninin külleri kişinin vasiyet ettiği yere döküldüğü doğrudur. Fakat insanın yaptığı davranışları unutmak zordur. Önceki insanlar, kişinin yaptıklarıyla hatırlanacağını söylemişlerdir. Evet. Hayırla anılan mutlu olur. İnsanlar onun için rahmet diler. Fakat hiç kimse kötü insanı toplum önünde zikretmez. Hatta diğer insanlar, kötü insanın arkasında bıraktığı kötülüklerden dolayı korunmaya çalışırlar.
Filistinliler, İskoç Arthur Balfour’un geçmişini hayırla yâd etmiyorlar. Gazetedeki bir makaleyle değil de Londra, Balfour’un geçmişteki kötülüklerine kefaret olarak gerçek bir çalışma yapacak mı?