Barzani, Peşmerge ve Kürdistan dağlarından bahsederek neyi kastetti?
Mesud Barzani, geçen Pazar günü parlamentoya gönderdiği mektupta artık Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkanı olmayacağını ve bu göreve devam etmeyeceğini belirtti. Barzani, bu mektupta “Dağlarımız dışında kimse arkamızda durmadı” ifadelerini kullandı. Devlet hesapları yanlış olmasa bile baş
Mesud Barzani, geçen Pazar günü parlamentoya gönderdiği mektupta artık Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkanı olmayacağını ve bu göreve devam etmeyeceğini belirtti. Barzani, bu mektupta “Dağlarımız dışında kimse arkamızda durmadı” ifadelerini kullandı. Devlet hesapları yanlış olmasa bile başarıya ulaşamadığından dolayı Kürt lider, eski tutumlarını değiştirmeye kararlı gibi görünüyor. Sanki dağ ve direnişe yeniden dönülecek.
Gerçekten bu tür bir dönüşümün sonuçları belli değildir. Gelişme ve parlak bir dönemde şehirleri terk edip dağlara ve vadilere gitmek seçenek olarak mümkün olabilir. Ancak bu, eylem ve süreç açısından çok zor olacaktır.
Hiç şüphesiz çocukluğunu ve gençliğini Kürdistan dağlarındaki köylerde geçiren ve eziyet yıllarında mağara ve vadilerde babası Molla Mustafa’ya eşlik eden Barzani, “Dağlarımız dışında kimse arkamızda durmadı” diyerek çok şey ifade etmiş oluyor. Burada kastedilen şey, Irak, Türkiye ve İran’da mevcut olan bütün Kürdistan dağlarıdır. Bu, ilgili tarafların göz önünde bulundurması gereken bir uyarı niteliğindedir. Bu geniş dünyada birçok özgürleşme hareketlerinin hendeklerin içinde olduğunu; ama şu an otellerin içine intikal ettiğini; fakat yeni denklemlerin sarsıldığı anda dağlara ve eski hendeklere yeniden döneceğini hesaba katmaları gerekiyor.
İlgili taraflar, Barzani ve babası Molla Mustafa’nın Kürdistan dağlarının, mağaraların, zemheri ve kış gecelerinin çocuğu olduklarını bilmeleri gerekiyor. Sadece Irak’taki Kürdistan dağlarının değil, aynı zamanda İran ve Türkiye’deki Kürt dağlarının çocuğu olduklarını idrak etmeleri gerekiyor. Vaziyet bu şekilde devam ederse bu durum, her an tekerrür edebilir.
Mesud Barzani, mektubunda açık ve netti. Aslında bu mektup, IKBY Parlamentosu’nun üyelerine gönderilmemişti. Barzani, Peşmerge güçleri içerisinde savaşçı olarak kalmaya devam edeceğini ve Kürdistan’ın elde ettiği kazanımları muhafaza etmek için çalışacağını vurgulu bir şekilde söylediğinde aslında bu, bölgede ilgili taraflara iletilen bir mesajdı.
Belki de bazıları, Mesud Barzani’nin mektupta ifade ettiği şeylerin abartılı olduğunu düşünebilir. Fakat her şeyin mümkün olduğunu göz önünde bulundurmalı. Hatta insan sırtını duvara yasladığında hayal edildiğinden ve beklenildiğinden daha fazlasına dönüşebilir. Kürtlerin kendi içlerinden bile, Kürt lideri intihar addedilebilecek bir duruma sevk eden kimseler var. Erbil’den ayrılıp dağlara çıkmak ve Peşmerge’yi 1990’ların öncesine götürmek, bu uzun rahatlık döneminden sonra kolay bir şey değildir ki Peşmerge, çetelerin savaştığı “vur-kaç” yöntemiyle savaşıyordu.
Barzani’nin Kürdistan’ın bu bölümünde özerk yönetimin kurucusu ve son referandum macerasıyla bunu hayal ettiği şeklinde muhalifleri tarafından nitelendiği kesinlikle doğru değildir. Halkların çeşitli dönüm noktalarından geçtikleri biliniyor. Bazen çıkışlar, bazen de inişler olabilir. Bu, hayatın bir kaidesidir. Tarihteki birçok lider karşıtları tarafından bu şekilde nitelendirilmiştir. Che Guevara bundan kurtulamamıştır. Charles de Gaulle buna maruz kalmıştır. Aynı şekilde Cezayirli büyük lider Ahmed bin Bella ve Filistinli lider Yaser Arafat (Ebu Ammar) için de durum aynıdır.
Evet… Belki de Mesud Barzani referanduma giderek hesabında yanıldı. Bu tehlikeli adımı atmadan önce ABD’nin tutumunu araştırması, bölgedeki devletlerin nabzını yoklaması ve evdeki hesabın çarşıya uyup uymayacağını ve Diyarbakır Kürtlerine karşı koymak için yardımını alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sadece kendisinden vazgeçmeyip aynı zamanda İranlılarla anlaşacağını bilmesi gerekiyordu. Uzun tarihi yolculuğunda birçok zorluklarla karşı karşıya kalan Mesud Barzani, Tahran ve Ankara’nın kendisine tehlikeli olduğunu bildirdikleri bu adımı atmadan önce iç cephesini sağlamlaştırması gerekiyordu. Tahran ve Ankara, bağımsızlık ve bölünme enfeksiyonunun hızlı bir şekilde olmasa da uygun bir anda kendilerine sirayet edeceğine işaret etmişlerdi.
Acaba Mesud Barzani’yi referandum konusunda acele ettiren birileri mi vardı? Uygun olmayan bir vakitte Kürt rüyasını yok etmek ve uzun yıllar boyunca İran, Türkiye ve Irak’taki Kürtlerden bağımsızlık ümidini uzaklaştırmak için bu adımı atmasına birileri mi sevk etti?
Her şey olabilir. Bu meselenin sırrının Mesud Barzani’de ve diğer tarafta (İran, Türkiye, ABD, Irak hükümeti veya Rusya) olduğu konusunda şüphe yok. Neden olmasın? Devletlerin politikaları ve stratejileri var. Belki de bu oyunu oynayan kimsenin Kürt lideri yıkmakta ve Irak, Türkiye ve İran’daki Kürtlerin milliyetçilik duygularını boşa çıkarmada çıkarı olabilir. Günler ilerliyor… Yarın, bekleyenler için yakındır.
Birçoklarının umduğunun aksine hiç şüphesiz Irak Kürdistan’ını vuran bu deprem, Türkiye, İran ve Suriye Kürtleri nezdinde Kürt milliyetçilik bilincini uyandırdı. Mahabad Kürt Cumhuriyeti yıkıldıktan, Sovyetler Birliği’ndeki şiddetli sürgünden dönüşünden, Saddam Hüseyin ve İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi arasında 1975’te imzalanan meşhur Cezayir anlaşmasından sonra babası Molla Mustafa’ya ecdatlarının ve atalarının baktıkları gibi onlar da şimdi Mesud Barzani’ye öyle bakıyorlar.
Belki de hayır… Tam tersine çarşıdaki hesap, Barzani’yle ilgili meydana gelen gelişmelere neden olan referandumun başarısızlığa uğratılmasının Kürt bağımsızlık ve milliyetçilik duygusunu uzun süre yok edeceğini ve Kürt meselesinin sonsuza dek yok olacağını düşünenlerin hesaplarıyla uyuşmayacak. Belki de zararlı olan bir şey faydalı olabilir. Bu olanların, yaşadıkları bütün ülkelerde Kürtlerin kalbinde devrimi canlandıracağına ve Kürtlerin Barzani’nin etrafında toplanacaklarına dair işaretler ve belirtiler var. Ebu Ammar’ın zor zamanlarda ‘Ey dağ! Rüzgâr seni sallayamaz’ şeklinde tekrarladığı gibi Barzani’nin ne bir rakibi ne de Barzani’den başka bir lider var.
Şu an İran Kürdistan’ında silahlı Kürt devrimi var. PKK’nın saldırıları devam ediyor. Rakka şehri kurtarıldıktan ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) elde ettiği başarılardan sonra, Suriye’de Kürtler harekete geçti. Bütün bunlar mektubunda, “Dağlarımız dışında kimse arkamızda durmadı” dediğinde Barzani’nin Peşmerge güçleri içinde savaşmaya devam edeceği anlamına geliyor. Barzani dediğini kastediyor. Günler ilerliyor ve bu bağlamda pek çok gelişmeyi beraberinde getirecek.