Bilgi sömürgeciliği
Bir halkın başka bir halkı ve bir milletin başka bir milleti kullanması anlamına gelen sömürgecilik, insanlar arasındaki ilişkilerde zorunluluk mudur? İlişkilerin temel bir parçası mıdır? Sömürgecilik, esasında bozuk bir güç dengesinin ifadesi midir? Güç dengesindeki bu bozukluk düzeltilemez mi? Dün
Bir halkın başka bir halkı ve bir milletin başka bir milleti kullanması anlamına gelen sömürgecilik, insanlar arasındaki ilişkilerde zorunluluk mudur?
İlişkilerin temel bir parçası mıdır?
Sömürgecilik, esasında bozuk bir güç dengesinin ifadesi midir?
Güç dengesindeki bu bozukluk düzeltilemez mi?
Dünya değiştikçe köle ve efendi arasındaki ilişki şekli de değişmesine rağmen; ancak en nihayetinde sonuç aynı mı?
Libya’da kölelilik, uygar Avrupa’ya yakın olmasına rağmen kendisiyle ilerleme arasına giren ve petrol zenginliğine rağmen zenginliği bilmeyen bir ülkede aynı tarihi ilişkilerin ortaya çıkmasına benziyor.
Göçmen ve mülteci sefiller ile tüccarlar arasındaki ilişki şekli, medyanın tekrarladığı tarzda meydana geldi.
Fakat köleyle ilgili durum, korkarak ve titreyerek Avrupa’da ulaşmak istediği ülkeye ulaşsa bile çok da farklılık arz etmeyecek. Çünkü organ mafyaları, dünyevi işler ya da sömürü şekillerinden herhangi birisi için uygun olan ucuz bir köle arayanlar kendisini kapacaktır. Küreselleşme ve liberalizm egemen olduğu zaman bütün bunlardan kaçınmanın mümkün ve herkesin mutlu olacağı, ırk, din ve renk farklı olsa da fırsatların herkese tanınacağı yönünde bir teori vardı.
Geçen 26 Kasım’da Abu Dabi’deki Gelişmiş Araştırmalar ve İncelemeler Gelecek Merkezi’nden yayınlanan geleceğe yönelik tahminlerde “Yeni kölelik: Ortadoğu’da modern köleliğin belirtileri” ile ilgili bir değerlendirme yapıldı.
Söz konusu değerlendirme, köleliğin belirtilerinin devlet dışındaki silahlı aktörlerin ve hükümetlerin suça karıştığı yıllarda arttığını gözlemledi.
Esaret, köleleştirme, zorla çalıştırma, zorla evlendirme, cinsel şiddet, tecavüz, insan ticareti ve göçmenleri köleleştirme gibi köleliğe benzeyen uygulamalar ve belirli suçlar dile getirildi. Değerlendirme, Libya’nın Trablus şehrinde meydana gelenleri gözlemledikten ve uluslararası medya organları bu olayları tedavüle soktuktan sonra DEAŞ’ın cinsel köleliğe boyun eğdirdiği kadın ve genç kızlara yönelik yaptığı diğer olgular fark edildi.
Aynı şekilde Katar’ın yabancı işçilerin haklarını ihlal etmesi, 2013’te 168 ve 2014’te 188 Nepalli işçinin ölmesine neden oldu. Keza sadece kadınların değil, aynı zamanda erkeklerin de kurban olduğu Afganistan’da cinsel köleliğin olduğu gözlemlendi. Tabi çeşitli anlık bilgi kaynakları olmasaydı ve bununla ilgili gerçekler bir araya getirilip araştırmacıların önüne konmasaydı bu gözlemler gerçekleşmeyecekti. Olgular, göz ardı edilecek sadece bireysel olaylar değil; aynı zamanda bu olguların bir araya getirilip bölgesel düzeyde yaygın olan şekilleri araştırılabilir.
İbrani Üniversitesi’ndeki İsrailli filozof Yuval Harari, “Homo Deus” kitabında önceden hiç kimsenin düşünmediği ya da insanı cehaletten kurtarmayı öngören yeniçağın araç-gereçlerinin insanı köleleştirme aracı olacağını tasavvur etmediği yeni kölelik şekilleriyle ilgili olasılıkları bizim karşımıza getiriyor.
Başlangıç, ilk önce insan hakkında bilinebilecek bilgilerde gizlidir. İnsanın bileğindeki saat; kalp, basınç, zihin durumundan insanın kaydettiği, yaptığı ve başkalarıyla alışverişte bulunduğu fiillere kadar sağlıkla ilgili büyük bir bilgi paketine dönüştü. Eğer saat, böyle bir şeyi bilekten yapıyorsa şayet, saatin içerisindeki alıcılar, iç çamaşırların ya da elbiselerin veyahut üzerine oturulan koltukların bir parçası olduysa, bütün bunlar bilgileri toplayıp ve gözlemleyip uzak bir sunucuya gönderiyorsa o zaman ne olacak? Buna ek olarak tamamen hacklenmiş e-posta, banka hesapları, araç ve ev tamiratları, okul diplomaları, karşılıklı romantik sözlerin söylendiği kadınlar gibi durumlar, kalp atışlarıyla ölçülebilir ve aynı zamanda bunlar kişinin duygusal ve zihinsel haritasını tam olarak bilmek için yeterlidir.
Fakat mesele, artık sadece insanın kendisini değil, aksine köy ve şehirlerdeki insan topluluklarını da ilgilendiriyor. Hareket tarzlarını öğrenmek için insan topluluklarını gözlemleyerek haklarında bilgi toplamak, insanın aşk ve sevgi önceliklerini, oylamada siyasi önceliklerini analiz etmek mümkündür. Bu tür şeyler; bizi, insanı geçip, becerileri ve salgın hastalıkları hakkında bilgi toplamanın mümkün olduğu devletlere, milletlere ve halklara götürüyor. Aslında herhangi bir devletin uluslararası alanda en büyük şehirden en küçük köye kadar üretim ve tüketim bakımından kendisiyle ilgili büyük ölçüde bilgi mevcut olmadığı sürece ekonomik, ticari ve mali etkileşimde bulunması mümkün değildir. Bunlar, milletlerin kalkınmasına katkı yapacak gibi görünmüyor. Beşeri kalkınma, rekabet, mutluluk, siyasi özgürlükler ve kadının konumuyla ilgili uluslararası raporlar en nihayetinde nedensel ve bağıl ilişkileri sunabilen rakamlar ve bilgilerdir.
Eski zamanlarda sömürgecilik aniden ortaya çıkmıyordu. İşgal etmeden önce tüccarlar, tanışmak, haberleri öğrenmek ve bilgileri toplamak için geliyorlardı. Ne kadar dost gibi görünseler de bazen rahip ve papazlar, aynı görevi yerine getiriyorlardı. Genellikle direniş, sömürülen milletin sömüren milletten kendisini daha fazla bildiği esasına dayanıyordu. Bilgi düzeyindeki bu fark, her gecenin bir sonunun olması için yeterliydi. Bağımsızlık, imkânsız değildi.
Şu an durumlar tamamen tersine döndü. Cep telefonlarından kaynaklanan, sunucularda toplanan ve bu sunuculardan gelişmiş ülkelerdeki daha büyük ve daha geniş sunuculara aktarılan bilgiler, insanlığı efendiler ve köleler şeklinde ayırmak için belki de yeni bir tarzda daha çok bilgi ve beceri sağlıyor. Fakat meselenin özü, olduğu gibi kalmaya devam ediyor. Şaşırtıcı olan şu ki bu kadar bilgi, milletler arasında durumu kötü olanları ve zayıfları tedavi etmek için kullanılıyor. Danışmanlar, değerlendirme şirketleri ve uzman heyetler geldikleri zaman bunlar, eksik olan bilgileri tamamen öğrenip verecekleri nasihatlere karşılık olarak elde ettikleri bir miktar parayla birlikte bu bilgileri elde ediyorlar.
Mesele, bilimkurgu filmlerindeki senaryolara benziyor. Fakat kurgu olan şey, bugün Rusya’nın ABD seçimlerine müdahale etmesini sağlayabilen ve vatandaşların seçimlerine dayalı mecradan saptıran “siber savaş” hakkındaki birçok araştırma ve değerlendirme tablosuyla hakikat çemberine girmeye başladı. Ancak bu tür bir savaş, eşit güçler arasında meydana geldi. İlişkinin temeli, eşitsizliğe dayandığı ve bir caydırıcının da bulunmadığı zaman durum nasıl olacak? Çağdaş insanın artık birçok seçimi bulunmuyor. Gelmeyen ilerlemeyi bekleyerek kaybedecek zaman yok. Bilgi devriminin merkezinde yer alarak evrensel sorun karşısında bir çözüm bulunacaktır. Eğer bu da geçip giderse, belki de korkunç sondan kaçış olmayacaktır.