Borçlar ve kaos kıskacında Lübnan

Parlamento Başkanı Nebih Berri’nin itirazlarına rağmen, Maliye Bakanı Ali Hasan Halil’in es geçilerek subaylar kararnamesinin onaylanması ve Dışişleri Bakanı Cibran Basil’in Berri’yi kabadayılıkla suçlamasından sonra Lübnan iç patlama tehlikesi yaşamış, kaos ve çatışmanın kıyısından dönülmüştü. Bugü

Borçlar ve kaos kıskacında Lübnan

Parlamento Başkanı Nebih Berri’nin itirazlarına rağmen, Maliye Bakanı Ali Hasan Halil’in es geçilerek subaylar kararnamesinin onaylanması ve Dışişleri Bakanı Cibran Basil’in Berri’yi kabadayılıkla suçlamasından sonra Lübnan iç patlama tehlikesi yaşamış, kaos ve çatışmanın kıyısından dönülmüştü. Bugün bu anlaşmazlıkların bittiğini söylememiz mümkün mü?

Geçen Salı günü yapılan üçlü toplantıda Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Parlamento Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Saad Hariri buluşmasına bazıları troyka adı veriyor. Ben bu troyka terimini kullanmayı sevenlerden değilim, çünkü troyka demek üçlünün arasında bir uyumun varlığı demekken, bu toplantıda böyle bir uyumun varlığı söz konusu değildir. Unutulmaması gereken bir şey var; Lübnan yeni bir parlamenter seçime yeni kanunlarla gidiyor ve bu seçimlerin sonuçları büyük bir ihtimalle yeni kanunları alkışlayanlara sürprizler taşıyacaktır.

Yine unutulmaması gereken bir Lübnan devleti gerçeği var; Rahmetli Cumhurbaşkanı İlyas el-Hiravi’nin ‘memeleri kurumuş sağmal inek’ olarak vasıflandırdığı devlet kurumları arasında bu tür performans farklılıklarının yaşanacak olmasıdır.

Genel ekonomik durumdan söz etmeden önce, geçen salı günü üç başkan arasındaki Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki uzlaşma toplantısı sonrası açıklanan bildiriyi, özellikle de Avn, Berri ve Hariri anlaşmasının şu maddesini dikkatlice okumakta fayda var:

“Milli Mutabakat Belgesi’ne (ülkenin anayasası olan Taif Mutabakatına) bağlı kalmanın önemini vurgulamak, özellikle Lübnan’da Suriyeli mültecilerin akışının olumsuz yansımalarının yaşandığı, Lübnan askerinin ve güvenlik kuvvetlerinin güçlendirilmesi, desteklenmesi ve ekonomisini iyileştirmek için uluslararası konferansların yapıldığı bu dönemlerde herhangi bir siyasi tartışmanın sivil barış ve istikrarı tehdit etmesine müsaade edilmemesi vurgulanmıştır”

Bildiride ‘herhangi bir siyasi tartışmanın sivil barış ve istikrarı tehdit etmesine müsaade edilmemesi’ cümlesi geçiyor, sanki bu tartışmalar üç bakanın problemli ilişkileri dışında oluşuyor ve sanki üç başkanın kendi arasındaki problemli ilişkileri sivil istikrarı etkilemiyor. Bir de gerekçeye bir bakın, uluslararası konferanslar ve Lübnan’a verilecek yardımlar. Sanki uluslararası oyuncular Lübnan’ın iç dengelerini bilmiyor ve karar vericilerin istikrarsızlığı oluşturmadaki rolüne vakıf değiller!

Hastalıklı durumu ortaya çıkarmak ama ilaç önermemek istercesine, üç başkan “Bütün anayasal kurumların, özellikle de Temsilciler Meclisi’nin ve Bakanlar Kurulu’nun çalışmalarını yürürlüğe koyacak ve parlamento seçimlerinin ortamını sağlayacak ve mümkün olan en kısa sürede 2018 bütçesini onaylanmasında” anlaştıklarını bildiride ilan ediyor, açıkçası bu, şu anlama geliyor:

Yetkililer arasındaki problemler ve çatışmalı ortam bu kurumların, özellikle yürütme ve yasama kurumlarının, çalışmasını önlüyor.

Petrol ve gaz aramasının yapılması planlanan 9 numaralı deniz bloğu ile ilgili olarak, üç başkan bildiride Lübnanlı liderlere aralarındaki problem ve çatışmaları bir tarafa bırakıp siyasi performanslarını ve ülke sorunlarının çözümü için durumun hassaslığı ile boy ölçebilecek kadar birleşik duruş sergilemeye davet etti.

Okuyan, sanki bu üç başkanın problemlerle ilişkileri olmadığını zanneder, halbuki, Lübnanlıların tümü problemlerin bu üç başkanın kendi aralarında anlaşamadıklarından kaynaklandığını, bu problemlerin devletin tüm erkanına sirayet ettiğini biliyor.

Meselenin çözüme kavuşması bildiri ve davetlerden daha fazlasını gerektirir, dolayısıyla şu soru hep akıllarda olacak:

Lübnan’ın ekonomik ve siyasi tehlikelerle karşı karşıya geldiği bu ortamda, anayasaya gerçek anlamda saygı gösterilerek, ülkenin bir kere daha girdaplara girmesini önleyen ve ülkenin çalışmasını engelleyen siyasi bloklar arası çatışmaların oluşmasını ortadan kaldıracak, liderler arasında uyum ve çatışmasızlık ortamı oluşacak mı?

Lübnan’ın problemlerinden biri de dış destek ve yardımlara fevkalade bel bağlamasıdır; Lübnanlılar, hibe ve kolay borç şeklinde 16 ila 20 Milyar dolar arasında yardımlardan bahsederken, özellikle iki gün önce baş gösteren kriz bize Batı ülkelerinin durumunun cömert davranmaları önünde engel teşkil edeceğini gösteriyor. Lübnan’ın genel borçlanması 85 Milyar doları geçmiş durumda, yani yıllık gayri safi milli hasılanın % 156’sını geçmiş durumda.

Paris’te toplanacak olan Cedar Konferansı toplanmaya hazırlanırken, Batı’daki diplomatik kaynaklı raporlar Lübnan’ın güvenlik durumunun oldukça kırılgan olduğunu ve iç istikrarın sarsıldığını ortaya koyuyor. Roma Konferansı ve Paris Konferansı’na katılacak ülkelerin büyükelçileri Lübnan ordusunu desteklemenin faydasız olduğunu, ülke güvenliğinin bir-iki demeçle sarsıldığının altını çiziyor.

Dış yardımlara bağımlılık konusunda Lübnanlılar sadece Batılı elçiliklerin raporlarından kaygılanmamalı, ‘Paris 1’ ve ‘Paris 2’ ve ‘Paris 3’ konferanslarında gerçekleşmesi istenen reformları yapamamasından da kaygılanmalı. Konunun daha iyi açıklanması için gerekli reformları uygulamaktan başarısız olduğu gerekçesiyle Lübnan’ı açık bir şekilde suçlayan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un başkanlığında birkaç hafta önce Paris’te bir araya gelen ve Lübnan’ı istenen reform spektrumunu uygulamamakla suçlayan Lübnan Destek Grubu’nun nihai bildirgesinin içeriğini yeniden incelemek gerekiyor.

Daha açık söylemek gerekirse, Lübnan Destek Grubu, Cumhurbaşkanı ve Başbakanı, demokrasi ve şeffaflık ortamında tam rol oynaması beklenen bir ülke içinde Lübnan kurumlarının, ekonomik birimlerin ve vatandaşların siyasi ve ekonomik istikrarı elde etmesini sağlamak için hükümet reform programını hızlandırmak için tüm Lübnanlı oyuncularla koordineli şekilde çalışmaya çağırdı.

Bu bağlamda Grup, Lübnan Hükümeti tarafından talep edilen reform programına yardımcı olması gereken Uluslararası Yatırım Konferansı’nı memnuniyetle karşıladı. Tüm bu umutlar rahatsızlığın giderilmesinde yardımcı olmadı ve 29 Ocak’ta Fransız Hükümeti Beyrut’a reform planı ortaya konulmazsa “Paris 4” Konferansı için tarih belirlemeyeceğini bildirdi. Bu tür bir planın ortaya konmasındaki zorluk ortada, zira 2018 yılı bütçesi ne hükümete arz edildi ne de parlamentoda tartışmaya açıldı.

Fransız Hükumeti, Lübnan’ın reform paketini yürürlüğe koymadığından dolayı, Lübnan’a yardım toplaması öngörülen ‘Paris 4’ konferansı için tarih belirlenmeyeceğini Beyrut’a resmen bildirmesi tedirginliği arttırdı.

2018 bütçesinin ne hükümete ne de parlamentoya arz edilmemiş ve tartışmaya açılmamış olması belirsizliği ve tedirginliği daha da arttırırdı. Başbakan Hariri’nin bakanlardan giderlerini yüzde 20 oranında azaltmasını istemesine karşın, bakanların, seçimleri bahane ederek, bütçelerinin 2 trilyon Lübnan lirası kadar arttırılmasını taleb etmeleri ve gelişi güzel memur tayin etmeleri hem belirsizliği hem tedirginliği arttırdı.

Lübnan’da kamu borcunun 85 milyar doları aşması, GSYİH’nin ise yüzde 8’den yüzde 1’e düşmesi, ticaret açığının 16 milyar doları aşması, işsizliğin ise yüzde 35 civarına yükselmesi belirsizliğin bir başka göstergesi…
Tüm bunlar yaşanırken, Lübnan Destek Grubu ülkeleri ise yardımlarını bozulma ve yozlaşma delikleriyle dolu bir varile doldurmakta tereddüt etmesi gayet doğal görünüyor.