Çatışmalar, Bağdat’taki Kürtlerin geleceğini tehdit ediyor!

Eski Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), “Kerkük’teki işgalin devam ettiği” gerekçesiyle, geçtiğimiz Salı günü Kerkük’teki genel seçimlere katılmayacaklarını belirtti. Parti tarafından yapılan açıklamada, Kürt halkına sandığa

Eski Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), “Kerkük’teki işgalin devam ettiği” gerekçesiyle, geçtiğimiz Salı günü Kerkük’teki genel seçimlere katılmayacaklarını belirtti.

Parti tarafından yapılan açıklamada, Kürt halkına sandığa gitmeyip Mayıs ayındaki seçimleri boykot etmeleri çağrısı yapıldı.

KDP’nin Kerkük’te genel seçimleri boykot etmesi, Kürt kesiminde bağımsızlık referandumunun siyasi ve ekonomik yansımalarının bir sonucu olarak Kürt güçlerin yaşadığı telaş halini ifade ediyor. Genel seçimlerde diğer Kürt partileriyle rekabet sırasında KDP’nin büyük bir kayıp yaşayacağı endişeleriyle ilgili görüşlerin tersine, KDP milletvekili Necibe Necib, partide kayıp yaşamaya dair endişe duyulmadığını ifade etti. Necib, “Ulusal önceliklerimiz var. Seçimlere katılmama, mevcut durumun kabul edilmemesinden kaynaklanıyor. Bazı şeylerin normal seyrine dönmesinin ardından bölgeye geri döneceğiz” ifadelerini kullandı.

Necib, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “200’den fazla kişi Kerkük’ü terk etti. Ordu güçleri ve Haşdi Şabi, KDP merkezini işgal etti. Bu şartlar altında seçimlere katılamayız. Zira katılımımız, bu şartları kabul etmek anlamına gelir” ifadelerini kullandı. Kürtlerin, seçimleri erteleme arzusuyla ilgili söylenenler ve federal bütçe taslağının kabulünün engellenmesi çabaları üzerine Necib, “Kürtler, seçimlerin uygulanmasını istiyor. Seçimlerin uygulanması ve bütçenin kabulü arasında bir bağ yok. Nitekim 2014 seçimleri de bütçenin onaylanmadığı bir vakitte yapılmıştı” dedi.

Kürt sorununun gözlemcileri, Kürdistan bölgesindeki mevcut verilerin, daha önce Kürt ittifaklarını normalleştiren yoğunluğun, bugün şüphe duyulan bir duruma dönüştüğünü belirtti. Gözlemcilerin görüşleri, geçtiğimiz Eylül ayındaki bağımsızlık referandumunun ve yankılarının, bir yandan farklı taraflar arasındaki iç bölünme, diğer yandan da IKBY dışı partilerin geleceği ve Bağdat’taki ilişkileri açısından Kürt sahnesinde koyu bir gölge olarak görüldüğü yönünde. Bu doğrultuda Kürt gazeteci Hafal Zakho, durumu Kürt Evi’nde referandumun maruz kaldığı büyük çatlak olarak nitelendirdi.

Zakho, Şarku’l Avsat’a, “Kürt bloklarındaki çatlak ve koalisyonlardaki telaş, Sünni ve Şii mevkidaşlar arasındaki çatlağa benziyor. Aralarında ciddi bir güvensizlik yaşıyorlar” açıklamasında bulundu. Özellikle seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Kürtler ve Bağdat arasındaki ilişkilerin geleceği konusunda Zakho, “Kürtler, Bağdat’taki eski nüfuzlarını kaybetti. Korkarım ki bu şekilde dağınık olmaları durumunda, daha önce elde ettikleri kazanımların yarısına bile ulaşamazlar” dedi.
Kürdistan İslami Grubu milletvekili Zana Said, Kürdistan bloğundaki referandumun tanık olduğu olumsuz etkilere değinirken, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Şu anda KDP ile koalisyon kurmamıza etki etmemiş olmasa da referandum çok şeyi etkiledi. Ancak mevcut şartlar altında referandum mümkün değil, zira olanlardan sorumlu tutuluyoruz” ifadelerini kullandı.

Said, Bağdat ve Erbil arasındaki sorunların çözülmemesi ve Bağdat’taki Kürtlerin varlığına olumsuz yansıması durumunda referandumun şuan ki gibi bir sonraki parlamento oturumunu da etkileyeceğine inandığını dile getirdi. Ancak Bağdat’taki Şii güçlerin maruz kaldığı telaşın, Başbakan İbadi’nin Haşdi Şabi ile koalisyonunun dağılmasının ardından IKBY’de olmadığını belirtti. Said, “Kürdistan’da bir telaş hali yok, çünkü oradaki koalisyonumuza son verdik. İslami Grubu, Değişim Hareketi ve Berhem Salih liderliğindeki Demokratik Koalisyon, el-Vatan Koalisyonuna katıldı. İki demokrat parti ve seçim birlikleri ayrı listelerde bulunuyor” dedi.

Kürt arasında parçalanmanın devamlılığı halinde Kürtlerin, cumhurbaşkanlığı görevini kaybetmesi ve diğer makamlarda kalması ihtimaline dair ise Said, “Cumhurbaşkanlığı görevinin Kürtlerde kalmasını sağlayacak herhangi bir anayasa metni yok. Ancak eğer siyasi bir uzlaşı ilkesi bulunursa, bu durum da değişmez. Ve durum siyasi çoğunluğa yönelirse, Dışişleri Bakanlığı pozisyonunu kaybettiğimiz gibi bu pozisyonu da kaybederiz” açıklamasında bulundu.

Diğer taraftan Feyli Kürtleri olarak da bilinen Şii Kürtler ile ilgili olarak, Irak Feyli Koalisyonu, Temsilciler Meclisi ve siyasi blok başkanlığına, Temsilciler Meclisi’nde bugün (Perşembe) ele alınacak seçim yasası değişikliğinden sonra Feyli Kürtler için 3 sandalyenin ayrılması çağrısında bulundu. Koalisyon tarafından dün yayınlanan yazılı açıklamada, Temsilciler Meclisi ve tüm siyasi blok başkanlıklarına, seçim yasasının değiştirilmesine dair Feyli bloğuna ulusal haklarını verme ve bu bağlamda Bağdat, Diyala ve Vasit bölgelerinde 3 sandalye ayırma konusunda ulusal sorumluluklarını üstlenme çağrısında bulunuldu.