‘Cezayir eğitimindeki yara derinleşiyor’
Cezayir Milli Eğitim Bakanı Nuriye bin Gabrit, grev yaptığı için işten atılan yüzlerce öğretmenin işlerine geri alınacağını açıkladı. Her şeyi göze alarak bu yılın başından beri sendikaların organize ettiği protestolar büyük bir kesimden ilgi gördü. Bu protestolar 1994 yılında kabile bölgelerinde ya
Cezayir Milli Eğitim Bakanı Nuriye bin Gabrit, grev yaptığı için işten atılan yüzlerce öğretmenin işlerine geri alınacağını açıkladı. Her şeyi göze alarak bu yılın başından beri sendikaların organize ettiği protestolar büyük bir kesimden ilgi gördü. Bu protestolar 1994 yılında kabile bölgelerinde yaşanan grevi hatırlatıyor ki bu grevler ‘Amazig’ olarak bilinen Berberi dilinin resmi dil olmasını talep ediyorlardı.
Bakan Gabrit, twiter hesabında yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanlığı’nın direktifleri doğrultusunda öğretmenlerin durumlarının anlaşılmaya çalışılacağını ve tüm taraflarla diyalog ve istişare edileceğini söyledikten sonra Milli Eğitim Bakanlığının işten çıkarılma kararlarıyla ilgili olarak temyiz başvurusunda bulunmak isteyen tüm öğretmenlere kapılarının açık olduğunu ayrıca tüm tedbirlerin mümkün olan en kısa zamanda alınacağını belirtti. Bakanın bu sözlerinden anlaşılan o ki Setif’teki bir lisede Feride Deraci’nin ölümüne sebep olan işten çıkarma makinası durdurulmaya hazır.
“Grev, kanunların bir parçası değildir”
Sendikacı Necla Belunat bakanın attığı tweeti Şark’ul Avsat’a şöyle yorumladı; “Grev, kanunların bir parçası değildir, grev cumhuriyet kanunları tarafından güvence altına alınmıştır.” Sendikacı meslek ahlakına vurgu yaparak, 2015 yılında talepler hakkındaki tutanakların uygulanmadığını söyleyerek, öğretmenlere saygı duyulmadığını da sözlerine ekledi.
Hükümet eğitim krizinden kurtulmak istiyor
Bu adım, bakanlığın “Cezayir Eğitim Krizi” olarak bilinen olayın sorumluluğundan kurtulmak istediğini gösteriyor. Önceki gün bakanlık Gabrit’in 2016 yılında “Eğitim Sektöründe Ahlak Anlaşması”na mevcut grevi onaylamayanların imza attığı gruplarla toplandığını duyurdu. Bu anlaşma, sorunları tırmandırmadan diyalog yoluyla öğrenci ve okulun menfaatini korumaya çalışan çözüm taahhütleri içeriyor.
Bu herhangi bir sebeple grevden kaçınılacağı anlamına gelmiyor ancak eğitim alanında çalışan en büyük sendikalardan biri olan ve hükümetle iki aydır görülmemiş çatışma yaşayan “Teknik Lise Öğretimi ve Bağımsız Öğretmenler Konseyi”yle yapılan imza töreni gözlerden kaçıyor.
Bakanlığın toplantısına katılan şu sendikalar katıldı; “Ulusal Eğitim Federasyonu”, “Bağımsız Kamu İdaresi Çalışanları”, “Ortak Kadrolar ve Meslek Çalışanları”, “ Bağımsız İlkokul Öğretmenleri”,”Ulusal Ebeveyn Dernekleri Federasyonu” ve “Ulusal Öğrenci Velileri Birliği” Görüşmede greve neden olan eğitim sektöründeki yenilikler ele alındı. Katılımcılar öğrenciler yararına önerilerde bulundu ve onları pedagojik çıkarlarına hizmet etmeyen eylemlere katılmaması gerektiği vurgulandı.
Zengin ailelerin çocukları özel ders aldı
8 milyon öğrenciye seslenen Gabrit greve katılmamalarını gerektiğini ifade ederek şunları kaydetti; “ Grev nedeniyle çok sıkıntılar çektiğinizi biliyorum. Uzun süre derslere devam edemediğiniz için derslerden geri kaldınız. Hali vakti yerinde olanların ise özel dersler aldığını gördünüz. Açıktır ki kanunlara uymayan sendikaların size bu kadar bedel ödetme hakları yoktur.”
Ancak öyle görünüyor ki; bakanın öğrencilerinden istekleri vadide atılan bir çığlık gibi kaldı. Öğrenciler greve destek verdiklerini açıklamakla kalmadılar, öğretmenlerinin işten atılmasını protesto etmek için yürüyüşlere katıldılar. Yine öğrenciler çabucak işe alınan öğretmenlerin derslerini boykot ettiler.
“Gabrit’in ümmetin değerlerine savaş açtığını düşünüyorlar”
Grevcilerle Milli Eğitim Bakanlığı arasındaki ihtilaflar iki taraf arasında keskin ideolojik kavgaya sebep oldu. Taraflardan biri eğitim müfredatındaki ders kitaplarından besmeleyi kaldıran ve lisede İslami eğitim dersini kaldıran Gabrit’in ümmetin değerlerine savaş açtığını düşünüyor. Burada eleştiri Arapçayı yalnızca öğretilecek bir dil olarak gören ancak paradoksal olarak Cezayir’in resmi dilinin Arapça ve Berberi dili olan Amazig olması buna rağmen hükümet yetkilileri arasında yazışmaların Fransızca yapılmasıdır.
“İslami akımın kök saldığı uygulamaları silmeye çalışıyor”
Cumhuriyetin ve modernitenin değerlerini benimseyen bakan 2014 yılından beri İslami akımın kök saldığı uygulamaları silmeye çalışıyor. Bakana göre bunlar kendisinin bilim ve teknolojiye dayanıp, felsefe ve edebiyatı ikinci plana atmasına karşı konum alıyorlar.
“Siyasi reformlar yapılmadığı sürece eğitim reformunu bekleyemeyiz”
Ancak başka bir görüş Cezayir’deki eğitim krizini daha derin bir şekilde okuyor. Tarih araştırmacısı Muhammed Erzaki Furat şu yorumda bulunuyor; “Ülkede gerçek siyasi reformlar yapılmadığı sürece eğitim reformunu bekleyemeyiz. Reformdan kastım gerçek demokrasi devrimi. Eğitim sistemimiz şu anda yama yapma politikası güdüyor ve yerinde sayıyor. Buna sebep olan şey, ülkenin sıkıntılı politikasıdır. Ülkemizin geleceğiyle ilgili vatandaşlık kavramı hakkında gerçek bir tartışma olmalıdır. Devletin milyonlarca işsiz kazanmak için eğitime bunca para harcaması kabul edilemez.”
“Devlet güvenlik gerekçesiyle korku ve daraltma politikası izliyor”
Gazeteci Fadıl Bumale bu konuyla ilgili derin analizlerde bulunarak şunları kaydetti; “ Toplumsal ilişkilerimiz kültürel diyalog ve çatışmaları çözebilecek mekanizmalar olmadığından parçalanmıştır. Kamu hizmeti kavramı vatandaşlar ile onların güvenliğini temin edecek polis gibi unsurlar arasındaki ilişkilere yansımıyor. Bundan daha tehlikelisi bölünmenin sistemi hedef alan radikalizme ve şiddete yol açmasıdır. Bu konuda devlet tamamen hatalıdır. Çünkü devlet güvenlik gerekçesiyle korku ve daraltma politikası izliyor. Bu da devlet ve vatandaş arasında bir saygısızlık ortamı oluşturuyor. Bu uygulama devletin içinde tehlikelidir. Her iki tarafın da gözleri birbirinin üzerinde.”
“Hükümet stratejisini açıklamadı”
Toplumsal hareketleri izleyen bir sosyolog olan Nasır Cabi bu konuda şu ifadeleri kullandı; “ Bu günlerde eğitim grevi, iş dünyasında yaşanan karışıklığa bağlı olarak daha kapsamlı bir çerçeveye oturuyor. Cezayirlilerin tümü bu yılın hareketli bir yılı olacağı beklentisi içindeler. Hükümet de 2019 yılının zor bir yıl olacağını söyleyerek bu beklentiyi arttırdı. Ancak garip olan, sır olmayan bu harekete karşı hükümetin stratejisini açıklamaması. 2018 yılının ilk günlerinden itibaren grevlerle ilgili muamelede karışıklıklar göreceğiz. Tüm bu beklentilere rağmen Cumhurbaşkanı ortada yok. Bakanlar ne söyleyeceklerini ve nasıl davranacaklarını bilmiyorlar. Şu anda gereksiz bir şekilde uluslararası baskıları Cezayir’in üzerine çekecek grev hakkı gibi anayasal hakların çiğnenmesi tehdidini ne ile açıklayacaklarını da bilmiyorlar.”