Cezayir, zamanı gelince yumuşak geçişe hazırlanıyor
Cezayirliler, uzun zamandır hasta olan Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’nın vefat etmesi ihtimaliyle karşı karşıya yaşıyor. Bütün umutlar, Buteflika’nın ölümü halinde ülkedeki istikrarın bozulmamasına bağlandı. Buteflika, 2013 yılında geçirdiği beyin kanamasından sonra hiçbir resmi törende konuşma
Cezayirliler, uzun zamandır hasta olan Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’nın vefat etmesi ihtimaliyle karşı karşıya yaşıyor. Bütün umutlar, Buteflika’nın ölümü halinde ülkedeki istikrarın bozulmamasına bağlandı.
Buteflika, 2013 yılında geçirdiği beyin kanamasından sonra hiçbir resmi törende konuşma yapamamasına rağmen, 2019 yılında düzenlenecek başkanlık seçiminde yeniden aday olmayı düşünüyor. Reuters’ta yer alan habere göre, Cezayirlilerin büyük çoğunluğu, Buteflika’nın görevden ayrılması halinde, kendisinden sonra ülkeyi kimin yöneteceğine dair belirsizlik yaşanacağına inanıyor. Gözlemciler, Cezayir ordusunun, ülkedeki yönetici seçkinlerden büyük bir oligarşiyi yönettiğini dile getiriyor. Bu durum, çoğunluğu Ulusal Özgürlük Cephesi (FLN) üyesi, yaşlı ve uzun zamandır yönetimde bulunan, orduyla işbirliği halindeki yönetici elite müjde anlamına geliyor.
Bununla birlikte, söz konusu elit, Buteflika’dan başka başkan görmeyen gençlerde hayal kırıklığı oluşturuyor. Bu gençlerin büyük çoğunluğu, ülkedeki siyasi durumla ilgilenmezken petrole dayanan ekonomisine rağmen büyük bir işsizlik sorunu yaşayan ülkelerinde, kendilerine iş bulabilmeyi önemsiyor.
“Vize istiyorum, devlet başkanı değil”
Bu gençlerden biri olan Semir Abdulkavi, İngilizce eğitim veren özel bir okulda okuyor. Abdulkavi, Reuters’a verdiği röportajda, kurtuluş için ülkeden gitmenin en iyi yol olabileceği görüşünde. Cezayir’de iş bulamaması halinde yurtdışında iş bulmasına etki edebileceği düşüncesiyle İngilizce eğitim alan Abdulkavi, “Siyaset beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren tek şey burada olmasa da yurtdışında makul bir işte çalışmak. Vize istiyorum devlet başkanı değil” diyor.
Buteflika’nın vefatı halinde Cezayir’de neler olabileceğine dair çeşitli kehanetler dillendirilirken, Cezayir yönetiminin işbirlikçileri, sorun olmadığı görüşünde. Zira Cezayir, siyasi krizlerle boğuşan bir bölgede istikrarı sistematik hale getirmeyi başarmış bir ülke.
Reuters’ta yayınlanan haberde, görüşlerine yer verilen iktidara yakınlığıyla bilinen yerel “el-Nehar” televizyonu müdürü Enis Rahmani, “Buteflika’dan sonra ülkeyi kimin yöneteceğini ordu belirleyecek çünkü burada siyasi tabaka çok zayıf” şeklinde konuştu.
İsmini vermek istemeyen Liberal görüşlü bir Cezayirli ise, rejimin devamlılığını koruyacağı görüşünde. Reuters’a verdiği röportajda, “Cezayir’deki müesseseler, kişilerden daha güçlü. Kişiler gider müesseseler kalır. Bu müesseseler, Buteflika olsun ya da olmasın çalışmalarını sürdürüyor. Sağlık durumu el verirse Buteflika da 2018 sonrasına kadar kalır” ifadelerini kullandı.
Cezayir’de yenilikçi bir başkanın seçilmesi ve ülkenin açık toplum, demokratik düzene geçmesine dair neredeyse hiç kimsenin umudu yok. Yönetime yakın gözlemciler, Cezayir rejiminin, halkın Buteflika’da cisimlenmiş halini gördüğü istikrarı sürdürmeye öncelik veriyor. 1962 yılında, Fransız sömürgecilere karşı kanlı bir savaşla bağımsızlığını kazanan Cezayir’de 90’lı yıllarda İslami Kurtuluş Cephesi’nin seçimin ilk aşamasını büyük çoğunlukla kazanmasının ardından, ordunun müdahalesiyle yaşanan iç savaş hala hafızalarda tazeliğini koruyor.
Yaklaşık 200 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan iç savaş sonrası 2011 yılında Tunus ve Libya gibi civar ülkelerde yaşanan krizler, Cezayir halkını korkutmuştu.
Konuya dair değerlendirmede bulunan bir başka Cezayirli analist, “Cezayir kötü bir bölgede bulunuyor. Bu yüzden ordu sürekli görevini yapmalı. Ordu’nun Buteflika sonrası iktidarı doğrudan ele alacağını düşünmüyorum, ancak ülkeyi perde arkasından yöneten yine ordu olacak” cümlelerini kullandı.
Yaklaşık 41 milyonluk bir nüfusa sahip Cezayir’de gençlerin bu nüfusun 3’te 1’ini oluşturduğu düşünülüyor. Cezayirli gençler dışlandıklarını ve siyasi tabakayla aralarındaki bağlantının tamamen kopuk olduğunu düşünüyor. Cezayir’deki siyasi tabakanın aksine geçtiğimiz hafta bu ülkeyi ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Başkent Cezayir sokaklarında dolaşarak gençlerle sohbet etti. Bu durum, Cezayirli gençlerin tamamen yabancı olduğu bir durum.
Cezayir’deki muhalefetin durumu da iç açıcı değil. Parlamentoya, rejimin temel taşı olan FLN’ye bağlı Ulusal Demokrasi Topluluğu Partisi hakimken, İslamcı ve Solcu muhalefet kendi içinde tamamen bölünmüş durumda.
Buteflika’nın yeni seçimlerde adaylığını koymaması halinde ordu ve istihbarat liderlerinin siyasi tabaka dışından bir aday çıkarması olası. Ancak, hali hazırda aday gösterilmesi muhtemel olan kişiler, bağımsızlık sonrası ülkeyi yöneten eski seçkin tabakanın üyeleri olarak görülüyor. Bu kişiler arasında ise Başbakan Ahmet el-Uveyhi ve eski Başbakan Abdulmelik Sellal öne çıkan isimler. Gözlemcilere göre ülkede yaşanacak herhangi bir değişimde Buteflika’nın küçük kardeşi Said Buteflika büyük rol oynayacak. Ordu ise yönetimde veraset anlamına gelecek bu durumu kabullenmeyeceği için bu olasılık ciddi bir krize kapı aralayabilir.
Batılı Analistler, Cezayir’deki yönetici elitin yumuşak bir geçiş gerçekleştireceği görüşünde. Ancak, analistlerin asıl kaygı duyduğu şey, Petrol’ün giderek önemini kaybetmeye başladığı bir dönemde Petrole dayanan ekonomisiyle Cezayir’in nasıl yönetileceği. Hükümet, ülkedeki temel gıda, eğitim ve sağlık gibi birçok alana 30 milyar dolarlık bir bütçe ayırıyor. Bu durum, rejimin istikrarı korumasına yardım etse de, sanayi ve enerji alanında hiçbir gelişme görülmüyor.
Cezayir hükümeti, büyük sahillere ve tarihi mirasa sahip ülkeye yabancı turistleri çekmeye yönelik kayda değer hiçbir çaba sarf etmedi. Şu ana kadar hükümet, sadece güvenlik konusuyla ilgilendi ve bu konuda büyük bir başarı sağladı. Zira, Cezayir’de var olan güvenlik yabancı diplomatların başka ülkelerde olanın aksine hiçbir koruma olmaksızın şehirlerde gezmesine bile imkan veriyor.
Bununla birlikte, DEAŞ terör örgütüne biat eden el-Kaide artığı terör unsurları ülkede bazı eylemler gerçekleştirmeyi başardı. 2007 yılında yaşanan bir bomba yüklü araç saldırısında 67 kişi hayatını kaybederken, 2013 yılında yaşanan rehine olayında ise 38 kişi öldürülmüştü. Güvenlik güçleri, ayrıca, ülkede bazı uyuyan terör hücrelerini keşfetti. Bunun üzerine Cezayir yönetimi, Tunus, Libya, Fas, Moritanya sınırlarını uzun süreliğine kapatmıştı.