DEAŞ’tan kaçan kadınlar ve tehlikeler

Bu kadınlar DEAŞ kontrol bölgelerinden bir kaçakçı yardımıyla Suriye-Türkiye sınırına sızmayı başardı… Küçük evine gelen ziyaretçileri karşılarken örtüsünün başından ayaklarına kadar örtmesini istedi Fas’lı kadın. Yaşadığı evin içinde ziyaretçileri bulunmadığından emin olmadığı sürece yerinden ayrıl

Bu kadınlar DEAŞ kontrol bölgelerinden bir kaçakçı yardımıyla Suriye-Türkiye sınırına sızmayı başardı…

Küçük evine gelen ziyaretçileri karşılarken örtüsünün başından ayaklarına kadar örtmesini istedi Fas’lı kadın. Yaşadığı evin içinde ziyaretçileri bulunmadığından emin olmadığı sürece yerinden ayrılmadı. Bardaklara yeşil çayı koyarken hayranlıkla konuştu silahlı eşiyle. DEAŞ’a bağlı ‘yoldaşlar’ ile tanıştı. Hepsi kadındı.

Kadın kendini ‘Zehra’ olarak tanıttı. Suriye’ye gizlice giriş yaptığı için soyadını açıklamak istemedi. Ailesinden çalınan DEAŞ hayalinin bir gün gerçek olacağını, kendileri bunu gerçekleştiremese de kız ve erkek çocuklarının bir gün bu hayalleri gerçekleştireceğini söyledi.

Zehra, örgüt tarafından kontrol edilen alanlarda karşılaşılan fiziksel ve yasal risklerin büyüklüğünü ifade ederek DEAŞ’ın gücüne olan bağlılığını anlatmaya başladı. Ancak, terörle mücadele yetkililerinin korkusu bu Faslı kadın tarafından ifade edilen düşüncelerin ve zihniyetin yaygın olabileceği yönünde…

Birçok kadın DEAŞ yönetimi altındaki bölgelere kaçmalarının ardından sonunda ya kendi ülkelerine geri döndüler ya da gözaltı merkezlerine sığındılar. Bu kadınların bir kısmı, kocalarının Irak’a veya Suriye’ye gitmeye zorladığını söyleyen küçük çocuklu anneler. Bununla birlikte, örgütün ideolojisine sahip olan ve halen DEAŞ’ın hedeflerinin bir gün gerçekleştirileceği taahhüdünde bulunan kadınların sayısı ise azımsanacak kadar çok. İstihbarat yetkilileri ve analistler, DEAŞ bölgelerinden dönenlerin burada yakinen izlendiğini belirtiyor.

Kurtarma ekipleri, Kuzey Afrika’dan Batı Avrupa’ya dönüş yapan erkeklerle karşılaşmayı beklerken onlarca kadın ve çocukla karşı karşıya kaldı. Çatışmalara katılan kadınların dönmesi DEAŞ’ın dönen kişilere yönelik yeni görevlere hazır olma, intihar eylemcisi ve çocukları gelecekte terörist olmak için eğitme çağrısı nedeniyle hükümetler, bu kadınları potansiyel tehdit unsuru olarak görmeye başladı.

DEAŞ yanlıları ve geri dönenler hakkında araştırmalar yapan Şiddetli Aşırılık Çalışması Uluslararası Merkezi’nin müdürü, bazı kadınların DEAŞ’a katılmak zorunda kaldığını fakat içlerinde radikal düşünceyi benimseyenlerin ve örgüt içinde önemli roller edinenlerin de olduğunu açıkladı. Müdür, dönenler arasında DEAŞ ideolojisine sahip ve çocuklarının şehit olmasını isteyen kadınların da olduğunu belirtti.

Terörle mücadele yetkilileri, aylar boyunca DEAŞ bölgelerinden geri dönecekleri bekledi. Ancak böyle bir manzarayla karşılaşacaklarını ummuyorlardı.

2012 yılından bu yana Kuzey Afrika’da Fas’tan Cebeli Tarık Boğazı’nı geçerek savaşmak için Suriye ya da Irak’a giden en az bin 600 erkeğin eşleri ve çocukları var.

Geçtiğimiz ay ABD destekli güçlerin yardım hatlarını kesmesi ve son kalelerini kuşatmasıyla sağladığı başarı ile Kuzey Afrika ve Avrupa’dan giderek DEAŞ saflarına katılan militanlar dönüş yaptı. DEAŞ’ın çökmek üzere olmasına rağmen dönüş yapan erkek sayısı nispeten daha azdı. Bunun yerine Türkiye’deki yabancı konsolosluklar, DEAŞ savaşçılarının eşleri ve çocukları ile doldu taştı.

Zehra gibi düzinelerce Faslı kadın eve dönmeyi başardı ancak davaları incelenen bazı kadınlar halen Türkiye’deki gözaltı merkezlerinde. Faslı yetkililer bu kadınların kendileri için siyasi bir sorun oluşturduğunu ancak ülkenin vatandaşlarını kabul etmekle yükümlü olmasından dolayı politik ikilemde kaldıklarını itiraf etti. Suçlara karışanlar cezaevlerine gönderilecek fakat şiddet olaylarında rol oynamayanların nasıl ayırt edileceği konusunda belirsizlikler sürüyor.

Faslı üst düzey bir yetkili “Tüm kadınlar bize aynı hikâyeyi anlatıyor. Hepsi kocalarının maddi kazanç elde etmek için seyahat ettiğini ve başka seçenekleri olmadığı için onların peşinden gittiklerini söylüyor” açıklamasında bulundu. Faslı yetkililer, DEAŞ zihniyetini benimseyen ailelerin ve bu zihniyette yetiştirilmesi planlanan çocukların büyük bir tehdit unsuru olduğunu dile getirdi.

Washington Post’ta yayınlanan habere göre yeni dönenlerin çoğu temel yaşam standartlarından yoksun olmalarının yanı sıra hava saldırılarından ve her gün gerçekleşen bombardımanlardan dolayı evlerine dönmekten mutluluk duyduklarını söyledi. Dönüş yapanlar röportajları misillemeden ve tutuklanmaktan korkmaları nedeniyle isim vermeden yaptı.

Temmuz ayında dört çocuğu ile Suriye’den kaçan Ummu Zeyd “Roketlerden ve patlamalardan korktuğumuz için çocuklarımız kaçışıyor, gözyaşlarına boğuluyorlardı” dedi. Zeyd’in ailesi 2014 yılında iyi bir devlet hayali ile DEAŞ topraklarına göç etmiş fakat kendini ev hapsinde bulmuştu. Zeyd “DEAŞ’ın sıkı kurallarından dolayı kendimi boğuluyormuş gibi hissettim. Eşim de Fas’a dönmeye karar verdi ancak kaçmayı planladığımızı bilen biri bizi bildirdi. Eşim tutuklandı. Ben de çocuklarımla birlikte Türk sınırına kaçan ailelere katıldım” dedi. Kaçan kadınlar üzerinde halen DEAŞ’ın baskıları sürüyor. Bazı kadınlar kaçmalarına rağmen DEAŞ’ın dayattığı kıyafetleri giyiyor.

DEAŞ bölgelerinden üç çocuğu ile birlikte kaçan Ummu Halid, “Bu benim hakkım, istediğimi giyebilirim” diyor. Fakat Zehra DEAŞ’a olan hayranlığını dile getirerek, Suriye’ye gitmek için eşini kendisinin ikna ettiğini itiraf ediyor.

Zehra “Eşime gitmemiz gerektiğini söyleyerek baskı yaptım. Suriye’deyken eşim savaş eğitimi aldı. Çok geçmeden öldürüldü Elhamdülillah. Onu sevmiştim fakat hepimiz inandığımız şey için fedakârlık yapmak zorundayız” dedi.

Zehra tekrar evlenerek sadece kadınların bulunduğu DEAŞ’a bağlı bir medya kuruluşunda çalışmaya başlamış. Genellikle çatışmalara katılması yasaklansa da örgüt propagandasında etkili bir rol oynamış. Zehra, 56 yaşında Faslı bir dul olan Fetiha Magati’yi işaret ederek El-Hansa Taburu’nun liderliğine kadar yükseldiğini ve onun görüşlerini benimsediğini, kadınların kozmetik kullanması ve vücutlarını teşhir etmesini yasaklayan kuralların olduğunu söyledi. Magati’nin şöhretinin ise bu kuralları uygulamasındaki kararlıkla artığını belirtti. Aracılarla iletişim kurulan Magati, şu anki durumun herhangi bir sorunun yanıtlanmasına izin vermediğini ifade etti.

Tabura katılan Zehra, Magati’nin DEAŞ’ın uygulamayı amaçladığı kurallarda kadınların görevlerini belirlediğini, bu kurallar arasında evlenmenin ve örgütün geleceği için çocuk doğurup savaşçı olarak yetiştirmek de olduğunu ifade etti. Zehra “Bu bizim görevimizdi. Halen çocuk sahibi olmak ve onları yetiştirmek istiyorum” dedi. Suriye’de düşürülen kalelerden birini savunmak için Suriye’de bulunan eşinin akıbeti hakkında kesin bilgiler yok. Zehra “ İnanıyoruz ki, DEAŞ’ı ortadan kaldırmaya çalışsalar dahi biz fikrimizi yaydığımız sürece o kalacak” dedi.

Son aylarda DEAŞ bölgelerinin içinde ve dışında askeri operasyonlar yürütmek üzere istismar edilen kadınların sayısındaki artış oldu. Suriye ve Irak’taki egemenliğinin kurulmasından bu yana örgüt liderleri, kadınları çatışmalarda ve intihar saldırılarında kullanmaktan kaçınıyordu. Fakat kayıpların artmasıyla birlikte örgüt, terör faaliyetlerinde kadınların kullanımını da artırdı.

Eylül 2016’da, örgütteki Suriyeli liderler, Paris’te düzenlenmesi planlanan bir terör eylem planı sırasında 5 Fransız kadının bulunduğu bir hücreyi yönetti. Ancak eylem engellendi. Geçtiğimiz ay DEAŞ’a bağlı olan Nebe Dergisi’nde kadınların operasyonlara katılımını destekleyen bir makale yayınlandı. Makalede “İnanç, fedakârlık ve iman sevgisinin farklı anlamları bugün Müslüman kadınlara özgü değildir” ifadelerine yer verildi. DEAŞ şimdiye kadar kadınları terör eylemlerinden uzak tutsa da, şimdi cesaretlendirmeye çalışıyor.

Terörizm analisti Rita Katz, “Ebeveynlere ve erkeklere yapılan bu çağrı, çocuklarını ve eşlerini saldırı eylemlerinde bulunmaları için teşvik edecek. Saldırı yapan kadın sayısı artarsa şaşırmayacağım. Bu türden bir eğilim için Belçika, Fransa, Hollanda gibi Avrupa hükümetleri geri dönüş yasalarını sıkılaştırmaya başladı. Belçika hükümetinin izninden sonra bazı kadınlar ve çocuklar geri döndüler. Hükümet halen Türkiye, Irak veya Suriye’den dönmek isteyen 29 vatandaşa karşı ceza davası açmaya hazırlanıyor.

Mart 2016’da Brüksel’de düzenlenen terörist saldırısının üzerine bu kadınların kurban oldukları yönündeki görüş, politik tepki nedeniyle büyük oranda kayboldu. Belçika terörle mücadele yetkililerine göre, geri dönen ailelerin çocukları, okul arkadaşlarını aşırılığa yönlendirmeye çalışıyor.

Şark’ul Avsat

Washington Post aracılığıyla

AİLESİYLE DEAŞ’TAN KAÇAN 4 ÇOCUKLU KADIN YAŞADIKLARINI ANLATTI