Dünya İslam Birliği: İran mezhepçiliği körükleyerek dini kötü gösteriyor

Washington: Muaz el-Umeri Dünya İslam Birliği (Rabıta) Genel Sekreteri Muhammed el-İsa İran rejiminin yaptığı faaliyetlerin İslam’ı kötü gösterdiğini, bunun sebebinin İran’ın Ortadoğu’da işlediği ve birçok Müslüman ve Arap ülkesinde güvenliğinin sarsılmasına neden olan suçlar olduğunu söyledi. İsa,

Dünya İslam Birliği: İran mezhepçiliği körükleyerek dini kötü gösteriyor

Washington: Muaz el-Umeri

Dünya İslam Birliği (Rabıta) Genel Sekreteri Muhammed el-İsa İran rejiminin yaptığı faaliyetlerin İslam’ı kötü gösterdiğini, bunun sebebinin İran’ın Ortadoğu’da işlediği ve birçok Müslüman ve Arap ülkesinde güvenliğinin sarsılmasına neden olan suçlar olduğunu söyledi.

İsa, İran’ın Ortadoğu’ya yaptığı ve birçok ülkede demografik değişikliğe ve Suriye’de barbarca işlenen katliamlara sebep olan müdahaleleri “sefil” olarak niteledi.

El-İsa iki gün önce ABD’nin başkenti Washington’da ABD basınına verdiği röportajda dünyanın eskisinin bir uzantısı olan yeni Nazilerle karşı karşıya olduğuna vurgu yaptı. Söz konusu Nazilerin siyasi ve maddi hedefleri ile ırkçı eğilimleri olduğunu belirten el-İsa, ahlaki değerlere ve ilkelere uymaya karar vermedikçe sebepler ne olursa olsun değişmeyeceklerini ve ölçülerinin hak ve adaletten uzak olan özel bir ajandadan ibaret olduğunu söyledi.

İran mezhepçiliğin bazı Arap ülkelerinde güvenliğin sarsılmasına sebep olan birçok suç işlediğini belirten el-İsa, Hamaney rejiminin mezhepçi söylemleri ile İslam’ı onu bilmeyenlere kötü gösterdiğini ve Arap ülkelerinde mezhepçiliği körüklediğini kaydetti.

Sözlerini sürdüren el-İsa “Örnek olarak İran’ın Yemen’de işlediği suçların boyutunu görüyoruz. Meşru hükümete darbe yapan darbeci Husileri ve bunların Yemen’de yaptığı kötü işleri, demografik yapıyı değiştirme çabasını, Yemenlilere özellikle de çocuklara insani yardımların ulaşmasını engellemelerini ve çocukları savaş cephelerine götürmesini destekledi. Suriye halkına yapılan barbar katliam projesinde de gizli olmayan bir payı var” dedi.

Sünnilerin Şii kardeşleriyle anlaşmazlığı yok

Dünya İslam Birliği (Rabıta) Genel Sekreteri Muhammed e-İsa Sünnilerin Şii kardeşleri arasında asla bir anlaşmazlığın olmadığını; Allah’ın yeryüzündeki farklık ve çeşitlilik kanununa inandıklarını söyledi. Dini inancın varoluş; sevgi, barış ve kardeşlikle yaşama hakkına sahip olma ile hiçbir alakasının olmadığına dikkat çeken el-İsa asıl sorunun İran’ın bölgede körüklediği mezhepçilik olduğunu, Sünnilerin Şiler ile bir arada bir sıkıntı olmadan yaşadığını belirtti. Yine el-İsa Şii fikir adamlarının İran projesi karşıtı olduğunu ve bu projenin Şii mezhebi için bile kötü olduğunu düşündüklerini ve ondan uzak olduklarını söyledi.

Sözlerini sürdüren Muhammed el-İsa “Birçok Şii âlim ve düşünür bana İran’ın mezhepçi projesinden uzak olduklarını söyledi. 1979’daki Humeyni devriminden önce, bölge çeşitliliği ile birlikte barış ve huzur içinde yaşıyorlardı. Sonra İran’ın dünya çapında uygulamaya çalıştığı İran propagandası geldi. Bu çok açık ve söz konusu projenin politik ve entelektüel olarak uzun bir zamandır uygulandığını düşünüyoruz. Şuan bağlamından tamamen koptu ancak hala farklı görüşlerin esiri olduğunu ve içinde bulunduğu çağa asla ayak uyduramadığını düşünüyorum. Bu herkesin gözlemi. Zamanın tersine doğru hatta aslında mantığın tersine doğru kürek çekiyor. Tarihten ve günümüzdeki benzer örneklerden hatta kendisinden bile ders almıyor. Böyle bir geri kalmışlık akılsızlığı ve hurafesi ile birlikte ideolojiye ve siyasi bir projeye dönüştü. Güçlendi ve kendi içinde daha karmaşık bir hale geldi. Özet olarak şuan acısı ve intikamı günden güne artan geçici fikir ve görüşlere esir olması sebebi ile kendisini bataklığa sürükleyen sefil bir durum içinde” dedi.

Katar ile 4 ülke arasında yaşanan anlaşmazlık konusunda ise İsa, Dünya Rabıta, Katar konusunda müdahil olmadığını çünkü çözümünün kolay olduğunu belirtti. Meselenin basit olduğuna dikkat çeken el-İsa, sorunun Katar’ın geçmişte verdiği sözleri ve daha önceden 4 ülkenin kendilerine ayrıntılı bir şekilde açıkladığı talepleri yerine getirmesine bağlı olduğunu belirtti. Aynı zamanda el-İsa bu taleplerin adil ve mantıklı olmasının yanında meşru bir hakkı yansıttığını dile getirdi.

Açıklamalarına devam eden El-İsa: “Biz şuan hâkim olan anlayışı ile siyasi İslam’a karşıyız. Bu anlayış İslam’ı siyasi hedefleri gerçekleşmeye alet ediyor ve bir bütün olarak İslam dünyasındaki ulus devlet kavramını zayıflatıyor. Bu anlayışın hedefinde- isimlendirmelerine göre- radikal anlayışa sahip kapsamlı bir devlet veya hilafet devleti kurmak var” dedi.

Muhammed el-İsa Rabıta’da daha önceden belirli hatalar yapıldığını ancak metodunun dünyanın neresinde olursa olsun hataları düzeltmek olduğunu düşündüğü gibi Rabıta’nın geçmişte yapılan bazı hataların İslam dairesinde olduğunu ve asla radikalizme tolerans gösterecek bir seviyeye düşmediğinden emin olduğunu söyledi. Fıkhi boyutta bir fikri sertlik bulunması ihtimaline işaret eden İsa bazılarının bunu kalkınma projelerini engellemek ve şeriatla asla alakası olmayan kavramları pekiştirmek için kullanmaya kalkıştığını söyledi. İsa bu kavramların radikalizme meyilli özel içtihatlar olduğunu söylerken bazılarının da radikalizmi nitelediğini belirtti.

Radikalizmle mücadele ve öze dönüş

El-İsa Veliaht Prensin gerçek İslam’a ve 1979 yılından sonra radikaller tarafından gasp edilen gerçek İslam kavramlarına dönülmesine vurgu yaptığı son açıklamasını delil göstererek Prens Muhammed bin Selman’ın radikal fikirlerle mücadele için birincisi “İtidallik merkezi” ve ikincisi de “Fikir Savaşı Merkezi” olmak üzere iki platform kurduğunu dile getirdi. Bu iki platformda direkt olarak Veliaht Prense bağlı.
“Fikir Savaşı Merkezi”nin özel olarak radikal ideolojilerin yok edilmesi için çalıştığını söyleyen el-İsa, sadece DEAŞ’ın sosyal medya hesapları aracılığı ile 800’den fazla radikal görüş yayınladığını dile getirdi. Söz konusu merkezin halen radikal ideolojileri bitirmek için çalıştığını söyleyen el-İsa “Bu büyük ve olağanüstü bir çaba. Yayınlanan radikal mesajların çoğu İslami azınlıklara özellikle de Avrupa’da bulunan İslami azınlıklara yönelik” dedi.

Dinlerarası diyalog

Rabıta Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, Birliğin radikal görüşlerle mücadeleye yönelik birçok girişim ve program gerçekleştirdiğini ve bu programlara herkese gerçek İslamı açıklamaları için birlik bünyesindeki belirli âlimlerin getirildiğini söyledi. Dünya İslam Birliğinin bunlara ek olarak ortak insani değerler konusunda dünya çapındaki birçok dini ve fikri kuruluşlarla da işbirliği yaptığını belirten el-İsa son olarak Rabıta ile Vatikan Papalık Konseyi arasında dinler arası diyalog konusunda imzalanan ve Rabıta ile Vatikan arasındaki işbirliğini güçlendirmeyi hedefleyen anlaşmaya dikkat çekti ve “Gerçek şu ki biz ortak insani değerlerin %10’unun bile dünyada barışı ve huzuru yaymaya yeteceğini düşünüyoruz” dedi.