Dünya Şampiyonası ve Katar’ın çirkin gücü
Günümüzde artık ülkeler, toplumları ve kamuoyunu etkilemek için siyasetin ve diplomasinin araçlarından biri olan yumuşak güçten yararlanıyor. Bu kavramın öneminin artması ve her bir ülkenin kendi menfaatlerine göre kullanmak istemesi ile yumuşak güç kavramı kendisi ile çelişen, çok zararlı, ahlaksız
Günümüzde artık ülkeler, toplumları ve kamuoyunu etkilemek için siyasetin ve diplomasinin araçlarından biri olan yumuşak güçten yararlanıyor. Bu kavramın öneminin artması ve her bir ülkenin kendi menfaatlerine göre kullanmak istemesi ile yumuşak güç kavramı kendisi ile çelişen, çok zararlı, ahlaksız ve yasadışı bir şekilde sömürülmeye başlandı. Örneğin İran, yumuşak gücü Arap toplumlarının mevcut rejimlerinin doğasına olan güvenini zayıflatmak için kullanıyor. Aynı şekilde Katar; haber kanalı ağı “Al-Jazeera” aracılığıyla terörizm ve aşırıcılık ile bağlantılı kavramların propagandasını yapıyor. Ancak yumuşak güç kavramının en çirkin haliyle sömürülmesi ne yazık ki yine Katar’da yaşandı. Katar 2003 yılında ana kanalına bağlı bir spor kanalları ağı kurarak bu kanallara yaklaşık 25 milyar doları aşan bir bütçe tahsis etmiştir. Bu şekilde 10 milyar doları aşan finansal değeri ile 2018 ve 2022 Dünya Kupası,UEFA, Afrika Kupası, Asya Kupası, Şampiyonlar Ligi, AFC Şampiyonlar Ligi, CAF Şampiyonlar Ligi, Uluslararası, kıta, bölgesel ve ulusal şampiyonluk maçları ile 2022 yılına kadar tüm Olimpiyat karşılaşmalarının yayın hakkını satın aldı. Katarlı televizyon ağı, dünyadaki hiçbir spor kanalında daha önce görülmemiş bu alışılmadık davranışı ile uluslararası spor karşılaşmalarının yayın hakkını tekeline alarak bundan kendi siyasi ajandasının propagandasını yapmakta yararlanmak istiyor. Ki bu davranışı ile olimpiyat kurallarının kırmızı çizgisini açık bir şekilde ihlal ediyor. Böylece tüm dünyanın savunduğu sportmenliği yok saymış oluyor.
Aslında Katar’ın medya kurumları aracılığıyla sürekli sınırı aşmakta engel tanımıyor. Zaten terörü ve aşırılığı destekleyen yayınları ile bunun çok daha ötesine geçmiştir. Katar’ın spor karşılaşmalarının yayın hakkını tekeline alıp bu karşılaşmaların sadece kendisine ait spor kanallarında yayınlanmasını sağlayarak benimsediği politik görüşü dayatmaya çalışıyor. Bu da artık Arap seyircilerinin tahammülünü aşan ve gittikçe büyüyen bir kar topuna dönüşmüştür. Rusya-Suudi Arabistan Dünya Kupası açılış maçı karşılaşmasının ardından Katarlı televizyon ağı “Bein” Suudi Arabistan ve halkı hakkında haddi aşan yayınlar yapmıştır. Bu birçok örnekten sadece biri. Birçok Arap ülkesi ve halkı bu tür ihlal ve haddi aşan davranışlara maruz kaldı. Bu arada şunu da özellikle vurgulamamız gerekir ki beIN SPORTS kanalı eski adı olan“AL-Jazeera Spor” adını terörle bağlantısı nedeniyle uluslararası spor federasyonlarının kendisi ile çalışmayı reddetmesinin ardından değiştirmek zorunda kalmıştır. Bunu kanalın sunucu ve sorumlulularından biri güvenilir bir televizyon programında bizzat itiraf etmiştir.
Arap Kanalları Birliği’nin raporuna göre, Arap dünyasının nüfusu 390 milyondan fazla ve Arap ailelerin sayısı da yaklaşık 89 milyona ulaşıyor. Yine aynı rapora göre sadece 5 milyon aile Arap ülkelerinde yayın yapan şifreli kanallara abone olmalarını sağlayacak bir gelire sahip . Bu rakamlar Arap ülkeleri vatandaşlarının %93’ünün Dünya Kupası, Olimpiyat oyunları, Arap, Asya ve Afrika şampiyonlukları gibi önemli spor karşılaşmalarını takip edemediğini ortaya koyuyor. Sadece yoksul kesim değil, ortalama bir gelire sahip kişiler bile yüksek abonelik fiyatları nedeni ile favori sporları olan futbol karşılaşmalarını izleyemiyorlar. Şifreleme sistemi ve abartılı fiyatlar nedeniyle bazı Arap ülkelerinde cihazların fiyatı kişi başına düşen yıllık geliri bile aşmış bulunuyor. Bir de bu spor kanalların Katar hükümetinin yıkıcı siyasi propagandasını yapmak ve sürekli bir şekilde diğer Arap ülkelerine hakaret etmek için kullanıldığını eklersek durum daha da kötüleşiyor. Önemli sportif faaliyetler ve şapmiyonluk karşılaşmalarının yayın hakkı konusunda önemli yargı kararlarına sahip Avrupa ülkelerini örnek alarak Katar’ın neden olduğu bu felaketin önüne geçebileceğimize inanıyorum. AB’de TV yayın haklarını düzenleyen yedinci madde açıkça şunlara yer vermiştir:
“AB üyesi her ülkenin, birlik yasalarına göre herhangi bir televizyon kanalı veya ağının toplum için büyük önem arzeden yıllık spor etkinlikleri şifreleme politikası ile kendi tekeline almasını engellemek iadına gerekli önlemleri ve eylemleri hayata geçirme hakkına sahiptir”
Katar, mevcut adaletsizlik tekeline karşı çıkan ülkelerden oluşan uzun bir listeye karşı yürüteceği şiddetli bir yasal savaş ile karşı karşıya. Bu ülkelerin amacı, Arap seyircinin hakkını koruyan yeni mevzuatları hayata geçirmektir. Aynı herhangi bir şampiyonlukta oynayan milli takımlarının maçlarını izleme hakkına sahip olan Avrupa vatandaşları gibi. Çünkü Katar’ın çirkin güç ilkesini kullanması nedeniyle Arap seyircilerin sadece %7’sinin favori sporları olan futbol karşılaşmalarını izleyebilmesi kabul edilebilir bir şey değildir!