Ed Rogers: ABD-Suudi Arabistan ilişkileri büyüyor!

ABD, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı ağırlıyor. Bu çerçevede eski ABD Başkanları Ronald Reagan ve George H. W. Bush dönemlerinde Beyaz Saray danışmanlığı yapmış Ed Rogers, Veliaht Prensin ziyaretini Şarku’l Avsat’a değerlendirdi. Ziyareti “çok verimli” olarak nitelendiren Eski D

Ed Rogers: ABD-Suudi Arabistan ilişkileri büyüyor!

ABD, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı ağırlıyor. Bu çerçevede eski ABD Başkanları Ronald Reagan ve George H. W. Bush dönemlerinde Beyaz Saray danışmanlığı yapmış Ed Rogers, Veliaht Prensin ziyaretini Şarku’l Avsat’a değerlendirdi.

Ziyareti “çok verimli” olarak nitelendiren Eski Danışman Rogers, “Veliaht Prens’in ABD’ye ziyareti, Trump yönetimi ile ilişkilerin geliştiğini gösteriyor” açıklamasında bulundu.

2017 yılında en iyi telekomünikasyon ve danışmanlık şirketi olarak birincilik ödülü kazanan BGR başkanı ve kurucusu Ed Rogers, Washington Post’tun haftalık makale yazarlarından biri. Şarku’l Avsat verdiği röportajda Rogers, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın yeni bir Suudi Arabistan inşa etmek için enerji ve güce sahip olduğunu belirtti.

Rogers, Veliaht Prens’in Ortadoğu başta olmak üzere, dış politikada önemli bir konuma sahip olduğunu ifade etti. Muhammed bin Selman’ın hareketlerindeki ve kararlarındaki hızına ve cesaretine şaşırdıklarını söyleyen Ed Rogers, Suudi Arabistan’ın belirgin bir şekilde ortaya çıkışı, bölge barışı ve istikrarına katkı sunacağını belirtti. Ayrıca Rogers bu durumun, İran’a baskı oluşturacağını söyledi.

İran’a karşı daha fazla yaptırım beklenildiğini açıklayan Rogers, ABD’nin bölgedeki dış politikasının artık İran nükleer anlaşma ile sınırlı olmadığını vurguladı. Ed Rogers ayrıca, Rusya’nın ‘Trump’ın seçim kampanyasına müdahalesi’ konusundaki soruşturmanın, hiçbir sonuca ulaşmayacağını, aksine “Hillary Clinton dosyasının açılacağını” ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Ed Rogers ile gerçekleştirdiği röportajın tamamı;

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın ABD ziyaretinden beklentiniz nedir? İki ülke arasındaki ilişkilerde ne gibi değişiklik ve derinleşme görülecek?

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Suudi Arabistan’a yönelik söyleminde birçok iyi niyet bulunuyor. Veliaht Prensin Washington’a yönelmesi iyi. Çünkü Dışişleri Bakanlığı, Beyaz Saray, Ticaret ve Hazine Bakanlığı ve diğer bakanlıklar gibi yeni yönetim kurumları, artık daha fazla yetkili barındırıyor ve birçoğu, Veliaht Prens ile görüşmek istiyor. Ziyaret, Trump yönetimi ile ilişkilerin arttığı ve bu yönetimin dünyadaki varlığını ve nüfuzunu artırdığı bir dönemde gelişti.

-Yani bu adımların, Suudi Arabistan ile ilişkileri genişleteceği anlamına mı geliyor?

Kuşkusuz evet. Kimsenin bu “hikayeyi” Veliaht Prens’ten daha iyi anlatamayacağını düşünüyorum. Bu sebeple ABD’yi kişisel olarak ziyaret etmesi, Suudi Arabistan’da ortaya koyduğu sosyal, diplomatik ve ekonomik değişiklikler hakkında konuşacağı düşüncesi, hem Suudi Arabistan açısından hem de iki ülke ilişkileri açısından iyi olacak. Zira bölgede önemli şeyler oluyor.

Bazı gözlemciler, Suudi Arabistan Veliaht Prensinin ülkesindeki değişikliklerin bir seçenek değil, tek seçenek olduğunu söylüyor bu konu da ne düşünüyorsunuz?

Mevcut durumun arzu edilmediği açık. Çünkü yaşadığımız dünyanın gerçekliği hesaba katılmıyor. Bu sebeple Veliaht Prensin enerjik ve güçlü olması, şu an yaptığı zor işler açısından önemli. Bu devam edecek mi? Belki. Zira çok fazla uyarı olabilir. Ancak buna devam etmesi iyi ve Suudi Arabistan’ın lehine olacak.

Suudi Arabistan için iyi olan, Körfez ve bölge için de iyi olabilir mi?

Evet, buna inanıyorum. Çünkü mevcut durumun arzu edilmemesi, ekonomik ve diplomatik açıdan yeni bir dinamizm gerektiriyor. O bir lider ve daha önce bu ülkede kimse bu kararları almadı.

Muhammed bin Selman’ın kararlarından dolayı şaşırdınız mı? Genç bir prens tüm bu cesur ve zor kararları nasıl alabiliyor?

Zor politik süreçlere ve hamlelerin dinamikliğine aşinayım. Washington Post’ta dış politika hakkında değil, aksine ABD politikasının dinamikleri üzerine yazıyorum. Bu sebeple bu soru için hazırlıklı olmayabilirim. Ancak fark ettiğim bir şey var, Ortadoğu’daki dış politika uzmanları ve takipçileri bile düşünce ve fikirleri ile şaşkınlığını ortaya koydu. Veliaht Prensin hareket ve kararlarındaki hız ve cesaretten ötürü şaşkınlıklarını gizlemediler. Herkes şaşırdı.

Birçok Suudi iyimser. Zira bunlarında yüzde 70’i 30 yaş altında. Bu durum, Veliaht Prensin stratejisine devam etmesine ve daha cesur adımları atmasına yardımcı olur mu?

Umuyorum. Bu değişikliklerin kısa vadede kaybedenler ve kazananlar ile sonuçlanması kesin. Yeni dönemin, özellikle genç nesiller arasında çok büyük umutların oluşmasına yardımcı olduğuna inanıyorum. Öyle ki bu durum zekice. Tüm hesaplamalar ve adımlar, Suudiler arasında büyük bir popülariteyle karşılaşıyor. Ancak her şeyin çok kolay olacağını veya herkesin çok çalışacağını kastetmiyorum.

Batı, özellikle de ABD, Suudi Arabistan’daki reformlar hakkında ne yapabilir?

Her şeyden önce ABD, Suudi Arabistan’ın daimi bir müttefiki olmalı. Eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde iki ülke arasındaki ilişkilerin zayıfladığını düşünüyorum. Dolayısıyla bu ilişkilerin diplomatik, askeri ve ekonomik açıdan yeniden canlandırılmasının, Trump yönetiminin öncelikleri arasında olduğu kanaatindeyim. Canlılığın yenilenmesi ve ilişkilerin güçlendirilmesi de bu önceliklerin bir parçası. Suudi Arabistan’ın büyük bir pazar olduğunu unutmayın. Bütün taraflar bu ülkeyle ilgileniyor. Eğer Suudi Arabistan kendini yenileyebilirse, bu durumun kendisi açısından çok büyük bir etkisi olacak.

İran’ın Yemen, Suriye ve Lübnan’a müdahale ettiğini biliyoruz. Husi militanlarına finansman sağlıyor ve onları silahlandırıyor. Bu müdahaleleri nasıl görüyorsunuz?

Bölgede barış ve istikrarı sağlayacak en iyi durumlardan birinin, başarılı ve gelişmiş bir Suudi Arabistan’ın ortaya çıkması olduğunu düşünüyorum. Eğer başarılı ve gelişmiş bir Suudi Arabistan ortaya çıkarsa, bu durum İran’a baskı oluşturacak. Nitekim bu sayede Yemen’deki ve Suriye’deki grupları, aynı şekilde Lübnan’daki Hizbullah’ı destekleyemeyecektir. İran’ın aniden başarılı bir Suudi Arabistan ile rekabet etmek zorunda olduğunu hissetmesi halinde, bölgede refah isteyen halkların düşmanlarına yardımlarının azalacağına inanıyorum.

Sizce Ankara ve Washington arasındaki anlaşmazlıkları kim çözüme kavuşturabilir?

Türkiye bir NATO gücüdür ve önemli bir stratejik pozisyona sahiptir. ABD’nin Türkiye’yle pozitif ilişkiler kurması şarttır. Aynı şekilde Başkan Obama döneminde bir uzaklaşma yaşandı. ABD’nin Türkiye ile ilişkilerinde kendisini biraz düzeltmesi gerekiyor. Washington’daki yetkililerin bunu bildiğini düşünüyorum.

Başkan Trump, İran’ı balistik füze programlarını durdurmaya ikna etmek için Avrupa’ya 120 gün mühlet verdi. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Başkan Trump’ın ABD önerisi konusunda güçlü bir destek var. ABD Başkanı, şiddetli bir çaba sarf ediyor. Çünkü Obama zamanındaki ABD dış politikasının çoğunluğu, İran’ı nükleer anlaşmaya yöneltmek için Obama yönetimi tarafından kaçırıldı. O günler bitti. Bölgedeki dış politikamız sadece İran’la yapılan nükleer anlaşma ile sınırlı değil. Ortada çok fazla alternatif var.

Bu durumda dış politikanız istikrar, refah ve savaşların sonlanmasına yönelmek mi?

ABD’nin bakış açısına göre Trump çok iyi ilerliyor. Zira o 1 yıldır başkan. Geleneksel müttefiklerimizle ilişkilerimizi doğruladık ve düzelttik. Suudi Arabistan ile başladık ve ilk adım bu. İkincisi, İran için gerçekçi hale geldik. İran’la olan nükleer anlaşmanın dış politikamızı başka bir yöne çekmesine izin vermiyoruz. Üçüncü adım ise, ABD’nin, bölgede Hizbullah ve Yemen’deki Husiler üzerinden zehirli faaliyetlerini sürdüren İran’a karşı daha gerçekçi bir politika izlemesi.

ABD, İranlıların şu anda Suriye’nin Golan Tepeleri’nde ve İsrail sınırında olduğundan emin. Aynı şekilde Hizbullah da orada. İranlılar, Hizbullah unsurları ile birlikte, Güney Lübnan’daki İsrail sınırını ziyaret etti. ABD dış politikasının bu gelişmelere karşı tutumu nedir?

Size Ed Rogers olarak cevap veriyorum, İran’ın bölgede kötü niyetli bir varlığı var. Şu an daha önce var olmadığı yerlerde alenen hareket ediyor. Buna karşı durmalıyız. ABD İran’ın eylemlerine karşı durmalı.

Ama nasıl?

Öncelikle gelişen bir Suudi Arabistan olmalı. İkici olarak bizler ABD’li olarak saldırgan olmalıyız. Diplomatik olarak boykotlar üzerine odaklanmalıyız. Ve İran’ı kontrol altında tutmak için elimizdeki tüm güçleri kullanmalıyız.

ABD Kongresi, şu anda İran’a karşı ek yaptırımlar yapmaya hazır mı?

Başkan Trump, bu yönde ilerlemeye devam ederse yaptırımların arttırılması için daha fazla destek ortaya konulacaktır.

Bu durum, Avrupalıların bir şey yapabileceğine güvenmediğiniz anlamına mı geliyor?

Bunu kastetmedim. Washington’daki yetkililerin bu konuda nasıl düşündüğünü biliyorum.

Başkan Trump’ın, görevine başlamasından bu yana Washington’da devam eden bu fırtına ile yüzleşeceğini düşünüyor musunuz?

Rus soruşturması denilen şeyin hiçbir sonuç vermeyeceğine kesinlikle inanıyorum. Herhangi bir iş birliği yoktu. Ancak Trump kampanyasında değil Demokratlar arasında iş birliği bulabilirler. Özel Savcı Robert Mueller’in, Trump’ın suçlandığı herhangi bir eylemi ortaya koyamayacağını düşünüyorum. Bu soruşturmanın, beklediğimizden daha yakın bir zamanda kapatılacağı kanaatindeyim. Ancak Demokratlar ve Hillary Clinton’ın kampanyası açısından bu konunun bittiğine inanmıyorum. Her geçen gün Clinton’ın kampanyasını etkilemek ve manipüle etmek için kullanılan pisliklerden bir şeyler ortaya çıkabilir. Seçim kampanyasının hikayesi henüz bitmedi.

Bu durum, Hillary Clinton için çok yakında başlayacak yeni bir aşamaya tanık olacağımız anlamına mı geliyor?

Sanıyorum ki başlamış durumda ve biz de şu an onu konuşuyoruz. Rusya ile ilgili soruşturma nedeniyle Obama dönemindeki bazı oyuncuların rolüne ve siyasi destekçilere dair bazı sorular, kamuoyuna açık olarak görülmeye başlandı. Bütün bu durumlar, Demokratlar ve Clinton’un birçok soruya cevap vermesini gerektiriyor.

Eski ABD Başkanları Ronald Reagan ve George H. W. Bush ile çalıştınız?

Evet bu doğru.

Başkan Trump’ın yönetimi ile eski başkanların yönetimleri arasındaki benzerlikleri karşılaştırabilir misiniz?

Önceliklerde birçok benzerlik mevcut. Fakat üç başkan arasında birey olarak en benzer Reagan ve Bush’tu. Başkan Trump’ın kendine özel bir kişiliği var. Fakat onların önceliği ABD’nin geleneksel dostları ile kurduğu güçlü ittifaklar, vergi indirimleri ve ABD’nin dostları ile ilgiliydi. Bu durumlar üç lideri birleştiriyor. Bazı ticaret sorunları dışında Trump’ın ekonomi gündemini geriye itebilirsiniz. Bu konuda H. W. Bush’un benimsediği politika ile benzerlik var ama kişilik olarak çok farklılar.

Muller’in Rusya soruşturmasının sonlanmasının ardından, ABD ve Rusya ilişkilerinin normale döneceğine inanıyor musunuz?

Evet. Olması gereken şey, aramızdaki ilişkilerin normalleşmesi. Bu konuda anlaşmazlık yaşanan çok durum var. Fakat ABD’nin siyasi iklimi, Rusya veya müttefiklerimizde Rus sorunlarına dair akıllıca ve gelişmiş bir diyalog yürütmemizi engelliyor. Bu sebeple, evet, Muller’in kendisini yormasından sonra soruşturma bittiğinde politikamız konusunda Rusya ile normal ve dürüst görüşmeler yapabiliriz.

Başkan Vladimir Putin’in seçimleri kazanacağına inanıyor musunuz?

Yüzde 100 inanıyorum ve bunun üzerine bahse de girerim. Seçimleri kazanmasının ardından Putin kendinden daha çok emin olacak. Bu da durumları normalleştirmeye yardımcı olabilir. Göreceğiz.