El-Marzouki Katar’a nasıl insaf etti?
Görüyorum ki, Katar reklamını kullanmak ve bu reklamın düşmanlarına saldırmakla meşgul olan ve basın odaklı faaliyet gösteren çok geniş ve karışık bir gazeteci ağı bulunuyor. Bakınız bu güruh ya da ağ uluslararasıdır, bölgesel ya da yerel değil. Bunun en başlıca sebebi de Katar’ın 1995 yılından bu y
Görüyorum ki, Katar reklamını kullanmak ve bu reklamın düşmanlarına saldırmakla meşgul olan ve basın odaklı faaliyet gösteren çok geniş ve karışık bir gazeteci ağı bulunuyor.
Bakınız bu güruh ya da ağ uluslararasıdır, bölgesel ya da yerel değil. Bunun en başlıca sebebi de Katar’ın 1995 yılından bu yana güttüğü politika. Katar halkının bu politikalardan uzak olmasının sebebi de ‘devlet’ değildir.
Bu konuya daha önce burada geniş bir şekilde yer verilmişti. Bununla beraber yapılan savunma propagandasını da sadece İhvan topluluğu yapmıyor. Uluslararası konumdan baktığımızda bu çok normal, ancak durup düşünmemiz gereken konu aslında değerli sol kanat akımının duruşu. Her ne kadar beklenen ve tahmin edilen bir duruş olsa da, Katar politikaları 1995 yılından itibaren ne olursa olsun, hep devrimlerin, özgürlüklerin ve ayaklanmaların yanında durmuştur.
Ancak 2010’dan 2014 ortalarına kadar süren ‘kargaşa’ dönemi olan ve Arap baharı olarak adlandırılan dönem, maskelerin düşmesi ve aşırı zıt kutupların tehlikeli birlikteliklerinin gün yüzüne çıkması için nadir fırsatlardan biriydi.
Mesela Mısır’da, liberal Eymen Habib ve nasiri Hamdin Sabbahi ve solcu Halid Ali’yi İhvan devriminin kenefinde gördük. Habib ise, eskiden de şimdi de hem İhvan’ın hem de destekçileri olan Katar ve Türkiye’nin dostu ve müttefikidir.
Tunus’ta doktor ve insan hakları aktivisti olan El-Monsef El-Marzouki ise, ‘Devrim devam ediyor’ diyen solcuların peşini bırakmamasıyla, İhvancıların ideal rol modeli haline gelmiştir.
İhvancı Nahda topluluğuyla koalisyon kurarak 2011’den 2014’e kadar bu baharın dalgalarının omuzunda başkanlığa gelen El-Monsef El-Marzouki, şu an sert dille yine aynı bahara karşı çıkan hasımlara saldırmakta.
Birkaç gün önce El-Monsef üstü kapalı olan bir şeyi açığa çıkardı, Katar ve Türkiye’yi savunurken Katar’ın El-Şarq gazetesine yaptığı açıklamada, “Katar’a ambargo, bazı yönetimlerin kesesindeki son oktu, yıllardır Katar’ın rolünü sınırlamak ve kontrol dışı siyasi bir rol oynamasını engellemekti’’ dedi.
El-Marzouki, İhvan’ın reklam makinelerinde üretilen ithamlarda, Birleşik Arap Emirlikleri ile Suudi Arabistan’ı Tunus, Mısır ve Yemen halk devrimlerini yıkmakla suçladı. – Yemen’e işaret göstermesine dikkat edin! – Bununla beraber Türkiye’deki darbe girişimi ve Katar’ın cezalandırılmasının arkasındaki asıl hedef Arap kargaşası seline neden olan bu ‘iki nehri’ kurutmaktı.
Marzuki bir şeye daha açıklık getirdi ve dedi ki, “açıkçası, eğer operasyon odası bu iki menbağı kurutmayı başarırsa, bir daha Arap devrimlerinin adı bile olmaz.”
Bu, ihvancı cemaatin müttefiki olan eski bir devrimcinin, Katar ve Türkiye’nin kendileri için neyi temsil ettiğine dair açık bir itirafıdır.
Her ne kadar yazım, medih diliyle ilerlese de, aslında geçtiğimiz senelerde Arap haritasına kazılan tahribatın itirafıdır.
Seni savunan kim? Seni nasıl savunuyor? Ve seni ne ile savunuyor? Bütün bu soruların cevabı fotoğrafın bütününü anlamak için önemli birer işarettir.