Erdoğan kimin tarafında?

‘Erdoğancı’ Türkiye Humeynici İran’ın yanında taraf tutmakta neden ısrar ediyor? Türkiye’nin İran’ın yanında saf tutması, söylendiği gibi, görünürdeki (ve görünür olmayan) ticari çıkarlara mı dayanıyor? Yoksa, Cumhuriyet’i kuran Atatürk döneminden beri en fazla anayasal yetkiye sahip Başkan ol

Erdoğan kimin tarafında?

‘Erdoğancı’ Türkiye Humeynici İran’ın yanında taraf tutmakta neden ısrar ediyor?

Türkiye’nin İran’ın yanında saf tutması, söylendiği gibi, görünürdeki (ve görünür olmayan) ticari çıkarlara mı dayanıyor? Yoksa, Cumhuriyet’i kuran Atatürk döneminden beri en fazla anayasal yetkiye sahip Başkan olan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye ve ‘güçlü’ ABD Başkanı Donald Trump arasında politik, güvenlik, ticari konular, Türkiye’de tutuklu ABDli rahip Brunson ve Amerika’nın Erdoğancıların bir numaralı düşmanı Fethullah Gülen’e sığınak sağlaması türünden daha derin ve köklü bir problem mi var?

Türkiye ve İran arasındaki en bariz fark İran’ın, Türkiye’nin aksine, NATO türünden Batı’nın herhangi bir ittifakında yer almaması ve söz sahibi olmamasıdır. Bundan dolayı diplomatik kanallar, Trump ve Erdoğan arasında son diplomatik krizin doğurduğu etkileri azaltmak için kollarını sıvadı.

CNN Türk televizyon kanalı Türk yetkililerinden oluşan bir heyetin, NATO üyesi iki ülke arasındaki ihtilaf konularını görüşmek için Washington’a gideceğini diplomatik kaynaklara dayandırarak bildirdi.

Bu kriz temelden gelen bir kriz, geçici veya kaza sonucu oluşmuş bir kriz değil. Ekonomik savaşlar, iki tarafın bakanlarının mal varlıklarının dondurulması (Ankara hükümetinin koz olarak kullanacağı ve iki ABD’li bakanın Türkiye’de nesi var bilmiyoruz)…

Bence, bunlar derinden gelen krizin ancak görünürdeki tezahürleri…

Problemin özü ve esası ‘popülist’ Başkan Erdoğan’ın seçtiği yönelimden kaynaklanıyor. Baştan beri hem kendisi hem de kadrosu Humeyni rejiminin yanında durduklarını açıkladılar.
İran rejimine karşı halk protestoları başladığında Erdoğan İran Devlet Başkanı Ruhani’yi arayarak desteğini bildirdi. Aynı şeyi Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da yaptı. Başkanlık sözcüsü İbrahim Kalın da Ankara’nın Tahran’a yaptırım uygulanmasına karşı olduğunu ve gereğini yapmayacağını ilan etti.

Bu açıklamalarla, Türkiye, Humeyni rejiminin safında yer aldığını ilan etmiş oluyordu.

Fars Haber Ajansı’nın haberine göre, Terörist ‘Devrim Muhafızları’ komutanlarından Tuğgeneral Nasır Şabani, son günlerde Babu’l Mendeb’te petrol taşıyan Suudi Arabistan tankerlerinin Husiler tarafından vurulmasının Tahran’ın doğrudan emriyle gerçekleştiğini belirtmişti.

İşte, Türkiye’nin desteklediği İran budur!

Erdoğancı Türkiye, açıkça, Şii ya da Sünni olsun, siyasal İslam projesini savunan ülkelerin kampında yer almak istiyor.

Mısır’daki Müslüman Kardeşler örgütüne ve Doha yetkililerine verdiği medyatik, siyasi ve belki de güvenlik desteği, popülist Başkan Erdoğan’ın rehberliğindeki Türkiye’nin yer almak istediği rolün örneklerinden.

Kuşkusuz “Sultan”ın rüyalarının gerçekleşmesi önündeki en büyük engel ekonomi olacaktır zira; ekonomik başarı zamanında kendisinin, partisinin ve yandaşlarının Türkiye liderliğine geçiş bileti olmuştur. Günümüzde ise Türk ekonomisi, Türk lirasının hızlı düşüşüyle birlikte, pek iyi görünmemekte; Yılbaşından beri Türk lirası değerinin %27’sini kaybetmiştir.

Atasözün dediği gibi: Yaşa Receb’i, gör ilginçlikleri!

*(Çev. Arap atasözü olan “İş Receben Terâ Aceben!” Yaşa Recep ayını gör bak neler oluyor ne gibi sürprizler, ilginçlikler seni bekliyor!” anlamına gelmektedir.)