Erivan baharı ve Moskova sonbaharı
Baharın geç gelmesi, hiç gelmemesinden daha iyi. 15 yıl gecikmesine rağmen Kafkas Baharı, 2003 yılında komşusu Gürcistan’ın kapısını çalmasının ardından sonunda Ermenistan’ın kapısını da çaldı. Ermenistan’ın başkenti Erivan, 13 Nisan’dan bu yana tayin edildikten 6 gün sonra Moskova’ya çok yakın olan
Baharın geç gelmesi, hiç gelmemesinden daha iyi. 15 yıl gecikmesine rağmen Kafkas Baharı, 2003 yılında komşusu Gürcistan’ın kapısını çalmasının ardından sonunda Ermenistan’ın kapısını da çaldı.
Ermenistan’ın başkenti Erivan, 13 Nisan’dan bu yana tayin edildikten 6 gün sonra Moskova’ya çok yakın olan Başbakan Serj Sarkisyan’ı istifa etmeye zorlayan halk protestolarına sahne oluyor. Diğer yandan protesto hareketlerinin durmasının ve ülkeye siyasi istikrarın yeniden dönmesinin temel şartı olarak genç lider Nikol Paşinyan’ın başbakan olarak adlandırılması için muhalefetin parlamentoya baskısı devam ediyor.
Sarkisyan’ın yönetimden ayrılmasıyla birlikte Moskova; Ermenistan’ın yanı sıra Azerbaycan ve Gürcistan’dan oluşan eski Transkafkasya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’ndeki son müttefikini de kaybetti. 10 yıl cumhurbaşkanı olarak Ermenistan’ı yöneten Sarkisyan, iktidardaki Ermenistan Cumhuriyetçi Partisi’nin kontrolündeki parlamento tarafından bu göreve atanmasına hazırlık olarak cumhurbaşkanının yetkilerini başbakana aktarmak suretiyle Putin modelini (Rus Devlet Başkanı Putin’e atfen) tatbik etmeye çalıştı.
Gürcistan, Batı tarafından desteklenen ülkenin eski Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili aracılığıyla Rus iradesine isyan etti. Saakaşvili, eski Sovyet Birliği’nin coğrafi sınırları içerisinde Kasım 2003’te ilk renkli devrime öncülük etti. Bu devrim, söz konusu cumhuriyetlerde değişimin kapılarını araladı. Öyle ki bu devrimin enfeksiyonu, 2004 yılında Ukrayna’ya da sirayet etti. Ukrayna’daki Turuncu Devrim, Kremlin’e yakın iktidar adayı Yanukoviç’in seçimlere sahtekârlık bulaştırmasını engelleyerek Yuşçenko’nun iktidara ulaşmasını sağladı. Zira halk, Federal Mahkeme’yi ikinci kez seçim yapmaya zorladı. Bu seçimi Avrupa Birliği’ne (AB) entegre olmaya ve hatta NATO’ya katılmaya hazır olduğunu ilan eden Yuşçenko kazandı. Moskova bu durumu ulusal güvenliğine yönelik doğrudan stratejik bir tehdit olarak algıladı. Çünkü Moskova’nın nükleer filosu, iki ülke arasında 2042 yılında sona erecek anlaşma gereğince Ukrayna’nın Sivastopol Limanı’nda konuşlanıyor.
Kremlin’in Transkafkasya’daki son müttefikini deviren muhalefete yönelik saldırgan politikasına devam etmesi halinde Moskova’yı, Kırım’ı işgal etmeye ve Kırım’daki limanları kontrol altına almaya sevk eden Rusya’nın Karadeniz’deki filo krizi, büyük bir ihtimalle Ermenistan’la da yaşanacak. Başkent Erivan’dan 126 km uzaklıkta yer alan Gümrü şehrinde sayısı yaklaşık 4 bin askere ulaşan ve “102. Mekanize Birliği” adıyla bilinen bu bölgede Rus askeri üslerinin sonuncusu bulunuyor. Bu üstte Mig-29 uçaklarının yanı sıra çeşitli S-300 füze bataryaları da bulunuyor. Kremlin, 2016 yılında Gürcistan’ı kaybetmesinin ardından doğal kaynak bakımından zengin olan bu stratejik bölgede dengeyi sağlamak amacıyla Ermenistan topraklarına son derece gelişmiş İskender füze sistemini yerleştirmeye karar verdi. Diğer yandan petrol zengini Azerbaycan, Moskova’nın dayatmalarından uzak bir şekilde bağımsız bir politika izlemeyi başararak Washington ve Ankara’yla stratejik bir ortaklık kurdu. Öyle ki; Washington ve Ankara sayesinde Azerbaycan, Bakü-Ceyhan Boru Hattı aracılığıyla ham petrolünü Avrupa’ya taşıdı. Bakü-Ceyhan Boru Hattı ise Rusya’nın Novorossisk Boru Hattı’na rakip konumdadır. Bakü’de Batı varlığının yanı sıra Hazar Denizi üzerindeki petrol mücadelesi, Moskova ve Tahran’ı Azerbaycan’la Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ sorununda Erivan’ın yanında yer almaya sevk etti. Tahran, Hazar Denizi çevresindeki stratejik çıkar mücadelesi kapsamında, Şii Azerbaycan’a karşı koyması için Ermenistan ordusuna mühimmat ve Devrim Muhafızları’ndan uzmanlar gönderdi.
Moskova, son 10 yıldaki dış politikasına dönük yaptığı araştırmaların çoğunda küresel barışı ve istikrarı muhafaza etmek gerekçesiyle halk karşıtı rejimlerin yanında yer aldı. Rus yönetimi, demokratik değişim düşüncesini ve iktidarın dolaşım özgürlüğünü kavrayamadı. Ayrıca Rus yönetimi, sokağa çıkan herkesi Batı’nın ajanı olarak suçlamakta tereddüt etmedi. Rus yönetimine göre sokağa çıkanlar, Soğuk Savaş sonrası dönemde diktatörlerin desteğine bağlı kalan komşu ve dost ülkelerde kaos çıkartmayı amaçlıyor.
Moskova, etki alanında meydana gelen renkli devrimlerden endişe duyuyor ve bu renkli devrimlerin Batı tarafından önceden planlanmış hareketler olduğunu dile getiriyor. Moskova, Arap Baharı devrimlerine, özellikle de Suriye’deki devrime karşı da bu mantıkla hareket etti. Libya’daki devrimi engelleyebilseydi devrimin Şam’a ulaşmayacağını belirten Moskova, Esed rejiminin yanında sağlam bir şekilde durarak devrimin Tahran ve Moskova’ya ulaşmasını engellediğini düşünüyor. Ancak Moskova’nın Suriye’de inşa ettiği korku duvarı, gösterilerin Ermenistan’a ulaşmasını engellemede başarısız oldu. Öyle ki bugün Ermeni gençler, Prag Baharı lideri Dubçek’in, “Çiçekleri ezebilirsiniz ancak baharın gelmesini geciktiremeyeceksiniz” sözünü hayata geçiriyor.