Fas, İran’la ilişkilerin kesilme kararının detaylarını açıkladı
Fas Hükümeti Sözcüsü Mustafa el-Halefi, İran’la diplomatik ilişkileri kesme kararının “ikili çerçevede ve somut delillere dayanan” bir karar olduğunu, kararın “milli egemenliklerini korumak” için alındığını söyledi. Halefi, Rabat’ta hükümetin gerçekleştirdiği haftalık toplantı sonrası gazetecilerin
Fas Hükümeti Sözcüsü Mustafa el-Halefi, İran’la diplomatik ilişkileri kesme kararının “ikili çerçevede ve somut delillere dayanan” bir karar olduğunu, kararın “milli egemenliklerini korumak” için alındığını söyledi.
Halefi, Rabat’ta hükümetin gerçekleştirdiği haftalık toplantı sonrası gazetecilerin sorularını cevapladı.
İlişkileri kesme kararının, Fas Uluslararası İşbirliği ve Dışişleri Bakanı Nasır Burita’nın Tahran’ı ziyaret ederek İranlı Mevkidaşı ile bizzat görüşmesi sonucunda alınmış bir karar olduğunu söyleyen Halefi, “Hizbullah’ın Polisario Cephesi’ni desteklediğine dair kanıtlar vardı” şeklinde konuştu.
“İki sene önce atılan başka bir adımın da Hizbullah himayesinde Batı Sahralıları korumak için komite kurulması olduğunu” söyleyen Halefi yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“2017 Mart ayında, bundan bir sene önce, diyalog ve kanıt konusunda eşi görülmemiş gelişmeler yaşandı. Biz de bunu kontrol etmek için zaman ayırdık. Bu gelişmeler, Hizbullah unsurlarının Polisario Cephesi’ne katıldığını kanıtlamak için 3 temel kanıtın ele geçirilmesinden sonra gerçekleşti;
Birinci delil, Hizbullah militanlarının ve bomba uzmanlarının Tinduf’daki Polisario kamplarını ziyareti ve Polisario unsurlarının sokak ve gerilla savaşlarına hazırlanmaları adına onları eğitmeleri ve bu sahada komando unsurları oluşturmaları yönünde.
İkinci delil ise ki bu en tehlikeli gelişmedir, Hizbullah komutanları tarafından Polisario Cephesi’ndeki militanlara silah sevkiyatı yapılması. Bu sevkiyatların arasında SAM 9 ve 11 füzeleri de yer alıyordu.
Üçüncü delil de İran’ın Cezayir Büyükelçiliği’nde çalışan ve bu operasyonların organizasyonunda diplomatik pasaport taşıyan bir unsurun katılımı. Diplomatik dokunulmazlığı olan bu kişi, görüşmeleri kolaylaştırmış, Hizbullah askeri yetkilileri için Tinduf’a yönelerek Polisario yetkilisiyle görüşmelerinde tüm lojistik kolaylıkları sağlamıştı.”
Fas Hükümeti Sözcüsü Mustafa el-Halefi sözlerine şöyle devam etti:
“Fas, İran ile ilişkilerin kesilmesine karar vermeden önce, bu kanıtlar hususunda Tahran ile yüzleşmek istedi. Ancak bu kanıtları çürütecek hiçbir geri bildirim almadık ve bunun neticesinde ilişkileri kesme kararını açıkladık. İran’ın bütün bunların farkında olmadığı da söylenemez. Ayrıca karar İran ya da Lübnan halkına yönelik de değildir.”
Fas’ın Lübnan’ı da kapsayacak şekilde ilişkilerini kesip kesmeyeceği sorusuna yanıt olarak ise Halefi, “Fas henüz, Lübnan’ın, Polisario’ya silah teslim etme, lojistik destek sağlama veya askeri uzmanların yolculuğu ile bir ilgisi olup olmadığını tespit edebilmiş değil” açıklamasında bulundu.
Halefi ayrıca Fas’ın Batı Sahra meselesindeki tutumunu 5 maddeye dayandırdı. O maddeler ise şöyle;
1. Batı Sahra sorunu ancak özerk yönetim yoluyla çözülebilir.
2. Sorun bölgeseldir, Fas ve Batı Sahra arasındadır çözüm de dış müdahale ya da üçüncü bir aktör olmadan çözülmelidir.
3. Batı Sahra sorunu BM’nin sorumluluğu altındadır.
4. Sorun, başka bir uluslararası siyasi gündeme alet edilmemelidir.
5. Çözümün bir parçası olarak Fas’ın güney illerindeki (Batı Sahra’daki) kalkınma çabaları sürdürülmelidir.
Fas’ın son beş yılda üstlendiği kararlı tutumlara işaret eden Halefi, insan haklarının takibi için “Batı Sahra’da Birleşmiş Milletler Referandum Misyonu” (MINURSO)’nun kapsamının genişletildiğini ve Avrupa Adalet Divanı’nın Tarım ve Balıkçılık Anlaşması ile ilgili kararı ile önceki BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un kararı karşısındaki tutumlarını da hatırlattı.
Halefi yaptığı açıklamada, “Şahit olduklarımız kolay değil, ayrıca tehlikeli de. Ayrı bir devlet kurmanın sorumluluğu, sadece bu işe kalkışanların sorumluluğundadır, bizim değil. Çözüm Paketi politikası, tek bir yörüngede ilerler. Ayrıca İran’la ilişkilerin kesilmesi kararı uluslararası bağlamla ilişkili değildir. Daha önce Fas tarafından kabul edilen diplomatik ilişkilerin korunması anlamına gelmektedir.” şeklinde konuştu.
Fas’ın kararına destek verdiğini açıklayan birtakım Arap ülkelerinin tutumlarına ilişkin olarak ise Halefi, “Dışişleri Bakanlığı, kararı destekleyen ülkelere şükranlarını ifade etti” dedi.
Diğer yandan, Fas Başbakanı Sadeddin el-Osmani dünkü hükümet toplantısında, İran ile diplomatik ilişkilerin kesilmesi kararını açıkladı. Kararı, ayrılıkçı cepheden gelen destekler sonucunda ‘tavizsiz ve kesin bir karar’ olarak yorumlayan Osmani, “Fas’ın bu kararı, milli egemenliğe yönelik herhangi bir saldırının hiçbir şekilde hoş görülmeyeceğinin bir göstergesidir. Bu işler tam kararlılık gerektiren işlerdir. Nitekim Kral VI. Muhammed’in de bu konuda kesin bir duruşu vardır.” şeklinde konuştu.
Fas, 1 Mayıs’ta “Hizbullah örgütü ile Polisario Cephesi arasındaki ilişkinin ülke güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiği gerekçesiyle” İran ile diplomatik ilişkilerini kestiğini duyurmuştu.
Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita yaptığı basın açıklamasında, Fas’ın, Lübnan merkezli Hizbullah örgütü ile Polisario Cephesi arasındaki ilişki sebebiyle İran’ın başkenti Tahran’daki elçiliğini kapatma kararı aldığını ve İran Büyükelçisinin de ülkeyi terk etmesini istediğini belirtmişti.
Fas’ın kararına Suudi Arabistan, Bahreyn, BAE ve Katar yönetimleri de destek açıklamaları yapmışlardı.
Batı Sahra sorunu nedir?
10’uncu yüzyıldan itibaren Arap Yarımadası’ndan gelen Müslüman Arap nüfusun yaşadığı Batı Sahra, Fransa ve İspanya’nın işgaline kadar yerel yöneticiler tarafından Fas Krallığı’na bağlı olarak yönetildi.
İspanya tarafından 1884 yılında sömürgeleştirilen bölgede yaşayan yerel halka Sahra Çölüne istinaden Sahraviyyun (Sahralılar) halkı deniliyor.
Çöl kültürü ve ikliminin etkin olduğu bölgede yaşayan Sahralılar, komşu ülkelerde olduğu gibi etnik köken olarak Arap ve Amaziglerden oluşuyor.
Batı Sahra bölgesiyle beraber Fas’ın kuzey kesimini de sömürgeleştiren İspanya, 1934 yılında “İspanya Sahrası” adıyla bölgeyi kendine bağlı bir vilayet ilan ettiğini duyurdu. 1975’te eski İspanyol sömürgesi Batı Sahra’yı topraklarına katmasının ardından, Cezayir’in destek verdiği bağımsızlık yanlısı Polisario Cephesi ile Fas yönetimi arasında başlayan gerginlik devam ediyor.
Fas, sömürge öncesi gibi bölgenin kendi egemenliğinde kalması gerektiğini savunurken Polisario Cephesi, Batı Sahra’nın bağımsız devlet olduğunu ileri sürüyor.
Polisario Cephesi, 1991’de BM’nin ara buluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasına kadar Fas güvenlik güçlerine karşı silahlı mücadele yürütüyordu. Ateşkes anlaşmasından bu yana Batı Sahra’nın statüsüyle ilgili görüşmeler başarıya ulaşamadı.