Gazetecilikten vazgeçmek yok
İki haber, matbu gazeteciliğin geleceğini yeniden gündeme getirdi. Bu gazetecilik, yok olacak mı yoksa insanların özellikle de gençlerin okuma alışkanlıklarının, aradıkları haberi bulma yöntemlerinin değişmesi, cep telefonlarına ve sosyal paylaşım araçlarına daha fazla yönelmeleriyle birlikte karşı
İki haber, matbu gazeteciliğin geleceğini yeniden gündeme getirdi. Bu gazetecilik, yok olacak mı yoksa insanların özellikle de gençlerin okuma alışkanlıklarının, aradıkları haberi bulma yöntemlerinin değişmesi, cep telefonlarına ve sosyal paylaşım araçlarına daha fazla yönelmeleriyle birlikte karşı karşıya kaldığı en tehlikeli zorluğu aşıp bu ortama uyum sağlayabilecek mi?
Birinci haber, meşhur Amerikan gazetesinin yayımcısı New York Times Yürütme Kurulu Başkanı Mark Thompson’ın yaptığı açıklamadır. Thompson, yaptığı açıklamada, ABD’deki matbu gazeteciliğin tamamen rakamsal ya da elektronik baskıya dönüşmesine 10 yıl gibi bir sürenin kaldığını ancak New York Times’ın matbu baskıyı gidebildiği yere kadar sürdürmeye çalışacağını ifade etti. Sonuçta bu karar, gazete dağıtımının gerilediği ve reklam gelirinin azaldığı bir vakitte mali ve ekonomik değerlendirmelere bağlı kalacaktır.
İkinci haber ise Daily Express gazetesini satın alma anlaşması hakkında İngiliz Daily Mirror gazetesinin sahibi Trinity Mirror Grubu’ndan yayınlanan açıklamadır. Açıklamada söz konusu anlaşmanın son 10 yıllık süreçte İngiliz gazeteciliğindeki en büyük değişimin olduğu belirtildi. Söz konusu bu anlaşma, solu destekleyen Daily Mirror gazetesinin yayımcı şirketinin Muhafazakâr Parti’ye desteği ve sağ çizgisiyle bilinen Daily Express gazetesine sahip olacağını ifade ediyor. Bu da İngiltere’deki gazetecilik çevrelerinde geniş bir yankı uyandırarak Express grubunun yayın çizgisinin geleceğiyle ilgili soru işaretlerine yol açtı. Ancak Trinity Mirror Grubu’nun Yürütme Kurulu Başkanı Simon Fox, ivedi bir açıklama yaparak grubun sahip olduğu ve sayısı 130 gazete ve dergiye ulaşan bütün baskıların yayın bağımsızlığının muhafaza edileceğini dile getirdi. Ayrıca Simon Fox, anlaşmadan sonra Express’in sola yönelmeyeceğinin ve Mirror’un da sağa kaymayacağının altını çizdi.
Anlaşmanın değeri, yaklaşık 200 milyon sterlin olarak tahmin edildi. Matbu gazetecilik, büyük mali baskılar ve meçhul bir gelecekle karşı karşıya kalırken bu durum, birçoklarını Express’e sahip olmak için Mirror grubunu bu miktarı ödemeye iten sebepleri sorgulamaya sevk etti. Bunun cevabı, matbu gazete yayıncılarının ‘Google’ gibi İnternet platformlarına ya da ‘Facebook’ gibi sosyal paylaşım sitelerine kaymaya başlayan dağıtım ve reklam gelirinin gerilemesinden kaynaklanan mali baskılar ve rakamsal çağın zorluklarıyla yüzleşme vasıtaları aramalarında gizlidir. Bu bağlamda Trinity Mirror Grubu’nun Yürütme Kurulu Başkanı, reklamlardan daha büyük pay almak için dağıtım güçlerini ve varlıklarını sağlamlaştırmak istediklerini dile getirdi.
Aynı zamanda Express gazetesinin Mirror gazeteleriyle birleşmesi sonucunda yıllık harcamalarda 20 milyon sterlinin tasarruf edilmesine yardım edeceği öngörülüyor. Bu tasarruf, spor gibi bazı haberlerin yayınlanmasında yayınlar arası paylaşım sistemine yönelmek ve birtakım çalışanlardan vazgeçmek suretiyle gerçekleşecektir. Zira gazeteciler, tüm basımlara elverişli olacak şekilde raporlar hazırlıyorlar ve baş editörler bu raporlardan uygun olanları seçiyorlar. Bu şekilde yayın maliyeti azalacak ve şirket, bu gibi konularda çifte harcamalardan kaçınacaktır.
Rekabet kurumunun onayını bekleyen birleşme anlaşmasından sonra Trinity Mirror Grubu, İngiltere’de gazete dağıtımcılığının yaklaşık yüzde 24’üne egemen olacak. Fakat dağıtımcılık, tek başına matbu gazetelerin karşı karşıya kaldığı kriz için bir çözüm teşkil etmeyecek. Dağıtımcılık tek başına kâğıt ve mürekkep gibi baskı masraflarının artması anlamına geliyor. Reklam gelirleri, gazeteler için oksijen vazifesi görür. Bunun için İngiliz Trinity Mirror Grubu, piyasadaki gücünü ve varlığını sağlamlaştırmayı ümit ediyor. Çünkü bu durum, artan rekabetçikle baş edebilmek için daha büyük reklam payını elde etmek amacıyla müzakere gücünü pekiştirmenin yolu olarak görülüyor.
Dağıtımcılık, tek başına matbu gazete krizinin çözümü değilse de rakamsal ya da elektronik baskıya dönüşmek, bütün istekleri gerçekleştiren ve mali problemleri çözen Alâeddin’in sihirli lambası değildir. Örneğin; İngiliz Daily Mail gazetesinin e-baskısı, İngiliz gazeteleri arasında en başarılı internet sitesi ve dünya düzleminde günlük 14 milyon kullanıcısının olmasına rağmen hala mali kayıplar yaşıyor.
Çözüm, farklı şeylerin karışımı olabilir. Gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi çözümün ana başlığını oluşturuyor. Çin, Hindistan ve Japonya gibi matbu gazeteciliğin canlı olduğu ülkeler olsa bile pek çok uzman, geleneksel matbu gazeteciliğin yok olmak üzere olduğunu düşünüyor. Bundan dolayı internet, okuma alışkanlıkları dâhil insanların hayatını ve davranışlarını değiştirdi. Öyle ki birçok kişi, haberleri sosyal paylaşım sitelerinden inceleyip cep telefonları ya da laptop üzerinden okuyorlar.
Matbu gazetecilik, buna uyum sağlaması ve kaynaklarını çeşitlendirerek gelirini güçlendirmesi gerekiyor. Yayınlarını gazete ve televizyon gibi farklı kaynaklardan yayınlayan Google ve Facebook gibi internet devleriyle zarara uğratıcı bir savaşa girmek yerine yayınlanan içeriklere vergi ödemek için onlarla müzakereye girilebileceğini düşünenler var.
Diğer şirketler, sitelerine e-ticarete kapılarını açarken Batılı gazeteler, gayrimenkul ve araç reklam şirketleri ve sitelerine sahip olarak diğer devletlerdeki medya organlarına yayın içeriğinin bir bölümünü satmak suretiyle reklam geliri sağlamak için bu husustan faydalanıyorlar.
Matbu gazeteler, varlık mücadelesi veriyor ve hızlı değişimlere adapte olmaya gerek duyuyor. Ancak meslek olarak gazetecilik yok olmayacak ve ondan vazgeçilmeyecektir. Bunun için insanlar, gazeteciliğin haberleri aktarmada, bilgileri elde etmede ve dördüncü güç olarak görevini yürütmedeki rolüne daima ihtiyaç duyacaklar.