Gazze’yi ne bekliyor?

Gazze’de yakında bir savaş mı olacak? Yoksa bu savaş, İsrail’in ajandaları doğrultusunda, geciktirildi mi? Gazze-İsrail cephesinin durumlarına ilgi duyanların çok sevdiği bir sorudur az önce sorduğumuz soru ve analistlerin cevabı her zaman şu şekilde olur: ‘Tüm ihtimaller mümkündür’. Bu soru ve ardı

Gazze’yi ne bekliyor?

Gazze’de yakında bir savaş mı olacak? Yoksa bu savaş, İsrail’in ajandaları doğrultusunda, geciktirildi mi?

Gazze-İsrail cephesinin durumlarına ilgi duyanların çok sevdiği bir sorudur az önce sorduğumuz soru ve analistlerin cevabı her zaman şu şekilde olur: ‘Tüm ihtimaller mümkündür’.

Bu soru ve ardından gelen uzun uzun cevaplar bir nesnel bir gerçeğin üzerini örtüyor, O da Hamas’ın Gazze’deki ‘ihtilalinden’ sonra Gazze dur durak bilmeyen savaşlar yaşamaktadır ve Allah bilir bu savaşlar ne zaman bitecek. Başlangıçta, Hamas’ın savaşları Fetih Örgütüyle idi ve birçok Filistin kanının akmasına neden oldu. Ardından bu savaşlar barutun kullanılmadığı, atışmaların yapıldığı, sözlü savaşlara dönüştü. Ardından, Gazze ve İsrail arasında, binlerce evin yıkıldığı ve binlerce ailenin, o günden beri, gökyüzünün altında yerde yatıp kalktığı, bir dizi savaşlar meydana geldi. Tüm bu savaşların sonucunda ortaya şu sonuç ortaya çıktı; ateşkese rağmen her savaşın sonucu sürecek, hatta büyüyerek devam edecek, ta ki yeni bir savaş ortaya çıkana kadar.

Hamas, İsrail’e karşı savaşırken aynı zamanda içte de savaşlar verdi. Gazze’de siyasal İslamın hakim olduğu atmosferde ortaya çıkan radikal gruplara karşı da mücadele etti.

Toplar sustuğunda ve askeri uçaklar Gazze semalarından çekildiğinde Gazzeliler, insanlığın tüm zamanlarının en kötü insani durumunu yaşatacak askeri çatışmalardan daha kötü bir savaş ortamından ıstırap çekiyorlar.

Suyun, elektriğin, ilacın olmadığı ve dışarıya çıkmanın yasak olduğu Gazze’de geçen her gün trajedisine yeni bir yük ilave ediyor ve insani yaşamdan daha da uzaklaştırıyor. Bazı sınırlı yerlerde ve bazı kesimlerde insancıl yaşama yakın standartlar görülse dahi bu gibi ufak tefek görüntüler hayatın sefilliğini gizlemez; halkın yiyeceği sandviçler dahi taksitle satılmaya başladı, berber dükkanları borç defterine kayıt ederek insanların saçını kesiyor. Buna ne demeli?

Gazze maaş krizine girdiği dönemde insanların çoğu bankalara borçlu hale geldi, Gazze bir tek insanların yıkımıyla yüz yüze değil, bankaların yıkılması da söz konusu. Ya buna ne demeli?

Gazzeliler trajedilerini dünyaya gösterme amacıyla riske girip gösteri yapmak istediklerinde bir günde altmış şehit verdiler, bir aydan az sürede de yüz binden fazla yaralı düştü. Peki, buna ne demeli?

Gazzeliler Filistin içi müzakereleri takip etmekten imtina ettiler, bu işe yaramaz müzakereler bile onlar için anlamsız oldu.

Gazzeliler, İsrail’in karmaşık ve öldürücü ajandasına bağlı olarak ne kadar Filistin kanının akacağına karar veren, İsrail Kabinet’inin (hükümetinin) haberlerini de izlemez oldu.

Bu, Gazze’nin yaşadığı bir yok olma savaşıdır. İşin kötü tarafı, ufukta, bırakın bir kurtuluş emaresi olmasını, acıların hafiflemesiyle ilgili dahi bir emare yok. Buna rağmen, İsrail’de ölümle sonuçlanan gösterilerin yol açtığı sıkıntının nasıl giderilmesiyle ilgili tartışmalar yaşanıyor.

İsrail, sınırdaki yerleşim yerlerine düşen bombalara karşı nasıl tepki verilmesi gerektiğini tartışıyor. Boş araziye düşen bir top ateşi olsa dahi, orta düzey bir tepki yeter mi diye tartışılıyor? Yoksa, onlara göre, problemi kökünden kopartacak bir kara hücumu mu yapılmalı konusu da görüşülüyor. El cevap: Her şeyi yapacaklar. Zamanlaması ise İsrail için hiçbir zaman problem olmadı, zira; Gazze Güney Lübnan ve Golan Tepeleri kadar karmaşık değil, ve Gazze vurulursa ardından ağlayacağı ne de teessürünü bildirecek kimse yok.