Gelişmelerin ve haber başlıklarının en önemli ismi: Veliaht Prens Selman
Beyaz Saray geçen salı, Başkan Donald Trump’ın 20 Mart’ta Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı ağırlayacağını ilan etmeden önce atom enerjisi çalışmalarına ilişkin bir duyuru yaptı. ABD, Suudi Arabistan hükümetinin barışçıl amaçlar çerçevesinde ve uluslararası anlaşmalar, sözleşmeler
Beyaz Saray geçen salı, Başkan Donald Trump’ın 20 Mart’ta Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı ağırlayacağını ilan etmeden önce atom enerjisi çalışmalarına ilişkin bir duyuru yaptı. ABD, Suudi Arabistan hükümetinin barışçıl amaçlar çerçevesinde ve uluslararası anlaşmalar, sözleşmeler ve yasaların belirlediği hukuk kapsamında ortaya koyduğu Ulusal Atom Enerjisi Programı’nı onayladığını duyurdu. Ancak Prens Muhammed, İran’ın konuya ilişkin hamle gerçekleştirmesi halinde Suudi Arabistan’ın da hızlı bir şekilde nükleer bomba üreteceğini vurguladı.
Beyaz Saray, söz konusu ziyareti duyurmadan önce Trump, Prens Muhammed bin Selman’la bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Trump ve Prens Muhammed, telefon görüşmesinde bölgesel gelişmeleri, bölgedeki İran müdahalesine karşı koymak için Körfez işbirliğini sağlamlaştırma yollarını ve özellikle de Prens Muhammed’in yürüttüğü büyük projeler kapsamında ABD-Suudi Arabistan ortaklığını pekiştirmek için bölgesel fırsatları ele aldılar. Prens Muhammed, söz konusu büyük projeleri iki çizgi üzerinde yürütüyor. Bu çizgilerden ilki ekonomiyi geliştirmek ve petrol sonrası sürece hazırlanmak için gelir kaynaklarını çeşitlendirmek. İkincisi ise açılım politikasını uygulamak, ılımlı İslam’a dönmek ve İran Devrimi’nin radikalizm, bağnazlık ve kaos gibi bölgeye dikte ettiği şartları yıkmak.
Açıkçası Veliaht Prens Muhammed’in ziyareti, Beyaz Saray tarafından beklenen ve önemsenen bir konudur. Çünkü Trump’ın telefon görüşmesi, Prens Muhammed’in Mısır ve İngiltere’ye yaptığı başarılı ziyaretler kapsamında mart ayının başında gerçekleşti. Buradaki durum, sadece Suudi Arabistan’ın 80 milyar dolarlık maliyetle 16 nükleer reaktörü gelecek 20 yıl içerisinde inşa etme programını hızlandırma kararıyla ilgili değildir. ABD, bu anlaşmalarda yer almak istiyor. Çünkü yeni Suudi Arabistan’ın dış dünyaya yönelik ilişki kuralları, bölgesel ve küresel düzlemde yeni ve önemli bir rota çiziyor. Prens Muhammed’in İngiltere ziyareti sırasındaki gerçekler de bunun en güzel ifadesidir.
İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson “Suudi Arabistan’ın Ortadoğu ve İslam dünyasının geleceği, Prens Muhammed bin Selman’ın başarısına bağlıdır” başlığıyla kaleme aldığı yazıda bunun işaretleri vardı. Zira Prens Muhammed, iddialı ve dev projeler aracılığıyla ülkenin yeni ekonomik ve sosyal sözleşmesini pekiştirmeye çalışıyor. NEOM, Vizyon 2030, ılımlı İslam’a dönüş, tüm dünya dinlerine açılım ve modernleşme pencerelerini açmak gibi bu dev projelerin hedefi ise ekonomik anlamda modernleşmek ve gelişmektir. Bunun için Johnson, “Suudi Arabistan, Ortadoğu ve İslam dünyasının geleceğinin Prens Muhammed bin Selman’ın başarısına bağlı olduğu konusunda hiçbir şüphemizin olmaması gerekir” sonucuna vardı.
Prens Muhammed’in İngiltere ziyareti sırasında sıcak karşılanması ilk kez yaşanan bir olay değildi. Örneğin, Prens Muhammed’in ABD ziyareti sırasında Trump, öğle yemeğinde Prens Muhammed’i dinlemeleri için çalışma ekibini ve yardımcılarını çağırdığı zaman protokol kurallarını çiğnemeye karar verdi. Prens Muhammed’i Kongre üyeleriyle ve Silikon Vadisi’ndeki iletişim devleriyle bir araya getiren bu ziyaretle ilgili gerçekleri burada hatırlatmaya gerek yok. Öyle görünüyor ki Prens Muhammed, Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında bir köprü kuracak, iletişim araç-gereçlerini modernleştirecek ve Kızıldeniz’de Riviera ortamı inşa edecek NEOM projesi kapsamında bu iletişim devlerinin bir kopyasını almak istiyor.
Bu arada Prens Muhammed’in Kıpti Kilisesi’ne yaptığı tarihi ziyaretin olumlu izleri beğeni ve övgüye şayan bir durumdur. Papa 2.. Tavadros, Prens Muhammed’i makamında karşıladı. Bu tarihi anda Müslümanlar ve Kıptiler arasındaki ortak yaşamın ve toleransın altını çizdi. “Aslında Kıptiler, bütün dünya Müslümanları için değerlidir” açıklaması yapılarak fitneleri yok etmek, toplumları ve ülkeleri istikrara kavuşturmak için Müslüman ve Hıristiyan işbirliğinin önemine yeniden vurgu yapıldı. Papa ise bu sözlere şöyle yanıt verdi: “Bu, bizim için son derece önemli ve tarihi bir ziyarettir. Bu, Mısır’da Kıpti Kilisesi’ne yapılan ilk ziyarettir. Bu ziyaret, bütün Mısırlılar için bir sevinç kaynağıdır. Mısır ve Suudi Arabistan arasındaki iyi ilişkiler, tarihi köklere sahiptir. Mısır ve Suudi Arabistan’ın güvenliği, tüm bölgenin güvenliği demektir.”
Aynı şekilde Veliaht Prens Muhammed, siyasi anlaşmalara paralel olarak önemli bir hat çizmek istedi. Prens Muhammed, İngiltere’ye ulaştıktan sonra Canterbury Başpiskoposu Justin Welby’i Lambeth Sarayı’nda ziyaret etti. Bu tasarruf, söz konusu ziyarete tarihi bir boyut kazandırdı. Çünkü bu girişim, Batı’da yapılan yorumlara karşı barış ve tolerans mesajı niteliğindeydi.
İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth, Prens Muhammed’i karşıladığında yüzündeki beğeni, neşe ve içtenlik açık bir şekilde görülüyordu. Kraliçe, Prens Muhammed’in onuruna Buckingham Sarayı’nda öğle yemeği verdi. Ayrıca Veliaht Prens Charles da Prens Muhammed bin Selman’ın şerefine akşam yemeği organize etti. Ardından Başbakan Theresa May ile öğle yemeği yendi ve görüşmeler gerçekleşti. Başbakan Theresa May, Suudi Arabistan’ın yapıcı rolüne şu sözleriyle övgüde bulundu:
“Teröristlerle başarılı bir şekilde mücadele ederek ve onların planlarını gözetleyerek pek çok İngilizin hayatını kurtarmada bize yardım etti.”
Prens Muhammed, İngiliz “The Telegraph” gazetesine yaptığı konuşmada şunları açık bir şekilde dile getirdi:
“Biz, terörizm ve radikalizmle mücadele etmek istiyoruz. Çünkü Ortadoğu’da istikrarı inşa etmemiz gerekiyor. Bölgenin gelişmesine yardım edecek ekonomik bir kalkınma istiyoruz. Hâkim tutumumuz nedeniyle Suudi Arabistan, bölgedeki ekonomik başarının anahtarıdır.”
Bu ziyaret her yönüyle tarihiydi. Bu, Suudi medyasının bir anlatımından ibaret değildir. Tam aksine bu, İngiliz medya organları ve gazeteleri tarafından ziyareti övmek için kullanılan bir ifadedir. “Evening Standard” karşılama posterlerine işarette bulunarak “Suudi Arabistan’a değişimi getiren adam” ifadesini kullandı. “The Daily Telegraph” ise devlet başkanı dışında herhangi bir yetkilinin bu şekilde ağırlanmadığına atıfta bulunarak “Fakat Muhammed bin Selman, sadece Suudi Arabistan Veliaht Prensi değil, aynı zamanda o, tüm Ortadoğu’da önemli bir şahsiyetidir. Çünkü bölgenin geleceği ve dünya devletleriyle ilişkiler konusunda Prens Muhammed’in kararları büyük bir önem arz etmektedir” açıklamasında bulundu. Diğer yandan “Tatler” dergisi, uluslar arası alandaki haber başlıklarına yansıyan en önemli kişinin Prens Muhammed olduğunu kaydetti.
ABD basını da aynı çizgiyi takip etti. Bunların başında da CNBC vardı. CNBC, Suudi Arabistan’ın diplomatik ve ekonomik ağırlığının onu son derece önemli bir ülke haline getirdiğini ancak kendisine dikte edilen bir ülke olmadığını ve Suudi Arabistan’ın siyasi ve ekonomik kararlarında tam bir bağımsızlığa sahip olduğunu belirtti. CNBC, bazılarının Prens Muhammed’in yürüttüğü büyük dönüşümlerden endişe duymasına rağmen onun yaptıklarının çoğunun uluslararası düzlemde Suudi Arabistan’ın konumunu sağlamlaştırdığını itiraf etmek gerektiğini dile getirdi.
Burada “Washington Post” gazetesinden David Ignatius’un yoğun bir günün ardından gece yarısı kendisini ağırlayan Veliaht Pens Muhammed’in dinamizm ve canlılığıyla ilgili kaleme aldığı bir yazısını hatırlatmak istiyorum. David İgnatius, Prens Muhammed ve ekibini geç vakitlere kadar projeleri incelerken görmüştü. Aynı zamanda bu projeler, genç Suudi toplumu tarafından da destek görüyor. 30 yaş altı gençlerin yüzde 70’i Prens Muhammed’i destekliyor.
İngiltere’de 24 saat içerisinde yetkililerle yapılan 20’den fazla görüşme, beni “An-Nahar” gazete köşesinde “Muhammed bin Selman yorulmuyor mu?” yazısını yazmaya sevk etti. Bunun için Prens Muhammed’in yardımcılarına şöyle sesleniyorum: “Prens Muhammed, ABD’ye giderken koşmaya hazır olun.”