Genç hukukçular Suriye rejimine dava açmaya hazırlanıyor
Berlin/Raghida Behnam Berlin’de bir grup hukuk öğrencisi, Avrupa ve uluslararası mahkemelerde Suriye rejimine karşı savaş suçu davalarının açılmasına yardımcı olması beklenen tanık ifadelerini kaydetmek için üst düzey avukatlar ve uluslararası hukuk uzmanlarından eğitim alıyor. Suriye’den gele
Berlin/Raghida Behnam
Berlin’de bir grup hukuk öğrencisi, Avrupa ve uluslararası mahkemelerde Suriye rejimine karşı savaş suçu davalarının açılmasına yardımcı olması beklenen tanık ifadelerini kaydetmek için üst düzey avukatlar ve uluslararası hukuk uzmanlarından eğitim alıyor. Suriye’den gelen bu genç avukatların büyük çoğunluğu her ne kadar Şam’daki üniversitelerde uluslararası hukuk eğitimi almış olsalar da bu hafta duydukları onlar için oldukça yeniydi.
Şam Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan 25 yaşındaki Delal yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Şam Üniversitesi’nde lisansüstü öğrenciydim. Fakat Uluslararası Ceza Mahkemesi ya da evrensel yargı ilkesi hakkında hiçbir şey öğrenmedik. Bu ilke, Suriyeli ve Avrupalı avukatların Almanya’da Suriye rejimine karşı dava açmalarında temel bir dayanak oluşturuyor. Almanya dışında, Alman olmayanlar tarafından işlenen suçların yargılanmasına izin veriyor. Bu ilkenin uygulanışı ülkeden ülkeye değişiyor. Almanya bu ilkeyi en geniş kapsamda uygulayan ülkelerden biri.”
Almanya Başsavcılığı, geçen haziran ayında Suriye Arap Hava Kuvvetleri İstihbaratı’nın başındaki isim olan General Cemil Hassan hakkında 2011-2013 yılları arasında yüzlerce Suriyeliye işkence yapmak ve öldürmek suçundan tutuklama emri çıkarttı. Başsavcılık, binlerce işkence vakası ve ölümden sorumlu oldukları gerekçesiyle aralarında Beşşar Esed’in de bulunduğu Suriye rejiminin üst düzey isimlerine karşı açılan çeşitli davaları değerlendirmeye devam ediyor. Suriyeli avukatlar, Avrupalı avukatların da yardımıyla Avusturya, İsveç ve Norveç gibi evrensel yargı ilkesini benimseyen diğer ülkelerde de yeni davalar açmayı umut ediyor. Avukatlar, Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) uluslararası mahkemelerde Suriye dosyası ile ilgili olarak dava açılmasını engellemesi nedeniyle Avrupa mahkemelerine başvurmuş durumdalar.
İnsan hakları avukatı Enver el-Bunni başkanlığındaki, Berlin merkezli Suriye Araştırma ve Hukuk Çalışmaları Merkezi, hukuk öğrencilerine mağdurların ve tanıkların ifadelerini almayı öğreterek uluslararası hukuka uygun bir şekilde Avrupa’da, Suriye’nin komşu ülkelerinde mağdurların ifadelerini belgeleyebilecek bir ekip kurmayı umuyor.
Avukat el-Bunni, sürecin amacının Avrupa mahkemelerinde yeni davalar açmak olduğunu fakat daha da önemlisi savaşın sona ermesinin ardından bu belgeleri Suriye mahkemelerinde kullanılmak üzere saklanmasının hedeflendiğini söyledi.
Almanya’ya gitmeden önce Suriye rejimi hapishanelerinde yıllarca tutuklu kalan insan hakları aktivisti bir avukat olan Bunni, ‘hesaplaşma gününün’ geleceğinden emin. Fakat bunun için şu soruların cevabı gerekiyor: Ne zaman ve bedeli ne olacak?
Suriye’nin sadece adaletle kurulabileceğini söyleyen Bunni, “Kanıt toplamayı ve sorumluların hesap vermesi için Suriye’ye geri dönmeyi beklersek çok zaman kaybedilir” dedi.
Zaman kaybedilmemeli
Bunni, Suriye Araştırma ve Hukuk Çalışmaları Merkezi’nde eğitim gören öğrenci grubunun çalışmaları ile ilgili olarak da bir kısmının Avrupa’da yeni davalar açmak için dosyalar hazırlayacağını, diğer kısmının ise Suriye’deki duruşmalara katılacağını söyledi. Bunni bunun siyasi geçiş ve sivil barışın inşası öncesinde boşa harcanacak fazla zaman olmadığı anlamına geldiğini vurguladı. Suriye’deki kriz ve uluslararası siyasi ilişkilerde sıkıntı yaşanmasına rağmen, Suriye’ye bir gün adaletin geleceği konusunda iyimser olan Bunni, bununla birlikte Suriye’nin jeopolitik durumu ve tarihinin hesap verilebilirliğin getirilmesini gerektirdiğini, aksi takdirde ‘dünyanın değişeceğini ve hatta şu anda değişmeye başladığını’ söyledi.
Avrupa Anayasa ve İnsan Hakları Merkezi (ECCHR) ile birlikte Almanya’da dava açmaya çalışan Bunni, Avrupa’da açılan her davanın yalnızca bir davadan ibaret olmadığının ve bir amacı olduğunun altını çizdi. Bunni, “Suriye’nin geleceği üzerinde hiçbir etkisi olmayan sorunları gündeme getirmiyoruz. Amaç suçluları takip etmek” dedi. Avukatlar ve hukuk öğrencileriyle birlikte dosyaların nasıl hazırlanacağı ve daha sonra kullanılabilecek bir şekilde nasıl düzenleneceği konusunda bir kitapçık yayınlamak isteyen Bunni, genç avukatları eğitimleri boyunca motive ediyor.
Avusturyalı nörolog ve psikiyatrist Thomas Winsell, tıp ve hukuk arasındaki ilişkiyi anlamaları için öğrencilere eğitimleri sırasında yardımcı oluyor. Bu konu özellikle mahkumları ziyaret ederken ya da tanıkları sorgularken kanıtların belgelenmesinde tıp ve hukuk arasında işbirliği yapılması açısından oldukça önemli. Dr. Winsell, mağdurların ifadelerini kaydederken dikkate alınması gereken uluslararası ve tıbbi bir takım noktalar olduğuna dikkati çekiyor. Daha önce de Alman yargısı önüne getirilen davalarda Suriyeli ve Avrupalı avukatlara destek olan Dr. Winsell, bu alanda 30 yıldır çalıştığını ve şu anda gündeme getirilen Suriye meselelerinin daha önce üzerinde çalıştığı konular arasında en güçlüsü olduğunun altını çizdi.
Eğitim için özellikle kadın avukatların seçilmesi, belirli bir mağdur kesimine ulaşmanın kolaylaşmasını hedefliyor. ECCHR ile çalışan ve eğitim projesini tasarlayan avukat Cumana Seyf, kadın avukatların tecavüze ve cinsel tacize uğrayan mağdurların ifadesini almasının daha kolay olacağını söyledi. Şu anda davaların açılmasına yardımcı olan hukukçu aktivistlerin çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğuna işaret eden Seyf, bu yüzden kadın avukatlar yetiştirmeye ihtiyaç olduğunu belirtti.
Suriyeli hukukçulara çalışmalarında daha geniş bir uluslararası çerçeve sağlayan ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty) tarafından desteklenen bu eğitimler, grubun Suriye’deki cinayet ve işkencelere dair belgelenmiş ifadelere dayanan sürekli veriler üretmesini sağlıyor.
Söz konusu çalışmalar ayrıca BM’nin 2016 yılında Suriye’de işlenen suçlar için oluşturduğu uluslararası, tarafsız ve bağımsız soruşturma mekanizması tarafından da destekleniyor.
Amnesty’den Melhem Mansur konuyla ilgili değerlendirmesinde “Suriye’deki aktivistlerle iletişim kurmak ve çalışmalarını desteklemek çok önemli. Suçları belgeleyen bu çalışmalar, uluslararası mahkemelerde delil olarak kullanılabilir” dedi.
Genç avukatlardan 22 yaşındaki Samar el-Bradan halen Viyana Üniversitesi’nde hukuk okuyor. Üç yıl önce Avusturya’ya bir mülteci olarak gelen ve bu eğitimin kendisi için çok önemli olduğunu söyleyen Samar, bunun sebebini ise her ne kadar ülkesinden ayrılmış olsa bile Suriye için bir şeyler yapmasını sağlamasına fırsat vermesi olarak açıklıyor.