Gençlerimiz güveni ve sorumluluk almayı hak ediyor
Kız-erkek gençlerimizle gurur duymak bizim en doğal hakkımızdır ve onları bitmek tükenmek bilmeyen gerçek ulusal zenginliklerimiz olarak görmek bizim görevimizdir. Aramızdan Ziyb ve Caser’in –Allah her birine rahmet eylesin- kahramanlığını ve fedakârlığını duymayan kalmamıştır. Bu iki genç, ülkemizi
Kız-erkek gençlerimizle gurur duymak bizim en doğal hakkımızdır ve onları bitmek tükenmek bilmeyen gerçek ulusal zenginliklerimiz olarak görmek bizim görevimizdir.
Aramızdan Ziyb ve Caser’in –Allah her birine rahmet eylesin- kahramanlığını ve fedakârlığını duymayan kalmamıştır. Bu iki genç, ülkemizin sahip olduğu manevi zenginliklerin ete kemiğe bürünmüş halidir. Gençliğimizi en asil ve en yüksek değerlerle temsil ediyorlar. ABD’nin Massachusetts eyaletinde başarılı iki öğrenci olan bu iki genç, Amerikalı iki çocuğu, akıntının güçlü olduğu bir nehirde büyük bir insanlık ve cesaret örneği göstererek kurtarmaya çalışırken, kendileri suya kapılarak boğuldular ve hayatlarını kaybettiler. Ziyb ve Caser ülkemizin en büyük ve gerçek elçileri, biz ve diğer insanların da en değerli öğretmeniydiler. Bu gençler İslami ve insani değerlerimizi ve köklü Arap asaletimizi temsil ediyorlardı.
Hangi birimiz -Yüce Allah’ın inayetiyle- bu yılki Haccın başarısına işaret eden yüzlerce resim ve video görmedi? Bizlerin ve dünyanın dört bir yanındaki diğer insanların dikkatini muhakkak çekmiştir; güvenlik, hizmet ve gönüllü sektörlerden binlerce genç insan, Beytullah’ı ziyaret için gelen hacılara hizmet etmek ve onlara iyilik yapmak için adeta birbirleriyle yarıştılar. Bir bakıyorsunuz; askerin bir tanesi, terliği yırtılmış hacıya kendi ayakkabısını çıkartıp veriyor, bir diğeri yaşlı bir hacıyı sırtında taşıyor, bir üçüncüsü hacının yüzündeki teri kurutup başını su ile siliyor ve onlarca gönüllü insan milyonlarca soğuk su kolisini hacılara dağıtıyor.
Moskova’daki Dünya Kupası’nı takip etmeyen yoktur. Açılış maçında milli takımımız, performansı ile bizleri hayal kırıklığına uğratmıştı. Bu görünen tarafı; ama ben görevim icabı Moskova’da gördüğüm başka bir şeydi.
On binden fazla Suudi taraftarın Moskova’ya gelişini yakından izledim ve takip ettim. İki ülke ilişkilerinin tarihinde ilk kez, bu sayıda Suudi ziyaretçi Rusya’ya gidiyor. Elbette bunların buraya gelme nedenlerinden biri de karşılaşmaları takip etmek, oyuncuları cesaretlendirmek için tezahürat yapmaktı. Çoğu taraftarın genç ve delikanlı olduğu herkes tarafından bilinen bir husustur. Rekabetin yoğunluğu, gençlerin coşku ve heyecanı, bu türden hadiseleri kavga ve sürtüşmelerin, davranışsal bozuklukların ve yasa ihlallerinin merkezi haline getirebiliyor. Tabiatım gereği iyimser biri olmama rağmen, taraftarlarımızın olumlu ve övgüye değer performansı tüm beklentileri aşmıştır. Dünya Kupası boyunca taraftarlarımızın herhangi birinde hiçbir güvenlik, davranışsal veya ahlaki problem görülmedi. Bu durum Rus emniyet birimlerini şaşırtmış, onlarda ciddi bir beğeni hayranlık uyandırmıştır. Diğer ülkelerin taraftarları, bizim taraftarlarımızı ırkçı, mezhepsel ya da politik sloganlarla kışkırtmaya çalıştığında bile, taraftarlarımız saygıyı elden bırakmamış, disiplinli hallerini bozmamış ve kendilerine hâkim olmuşlardır. Bu durum, bize karşı gerginlik yaratanlar da dâhil olmak üzere, herkesin sevgi ve saygısını kazanmamıza neden oldu.
Gençlerimizden bazıları maçlardan sonra stadyumlardaki koltukları temizlemeye giriştiler; haberleri tüm dünyaya yayıldı. Taraftarlardan biri Suudi Arabistan’dan Moskova’ya bisikletle geldi; Rus ve uluslararası medya oldukça ilgi gösterdi. Diğer bazı taraftarlar Cidde’den motosiklet yolculuğuna çıkarak geldiler ve görüntüleri sosyal paylaşım sitelerinde dolaştı. Taraftarlarımızın performansını ve davranış biçimlerini bazı gelişmiş ülkelerin taraftarlarının davranışlarıyla karşılaştırmak gerekirse, iftihar edeceğimiz ne kadar üstün değerlere sahip olduğumuzu görüp şaşırırız.
Futbol alanında milli takımımızın başarıları da vardır; İsveç’te gerçekleşen zihinsel engellilere yönelik karşılaşmalarda 4. kez Dünya Kupası’nı kazandı. İlk maçı Rus takımıyla yaptı ve takımımız 5-1 sahadan galip ayrıldı.
Hükümet yönetimindeki tecrübelerime dayanarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; genç erkeklerimiz ve kızlarımıza destek olup kendilerine güvendiğimizde, onlara sorumluluklar yüklediğimizde, daha da önemlisi onlara olgun, nitelikli ve başarılı insan muamelesi yaptığımızda, en az yüzde 80’inin şaşırtıcı bir şekilde verimliliği artmış performansı gelişmiştir.
Evet, gençlerimiz güvenilmeyi ve sorumluluk almayı hak etmektedir ve bu gerçekten böyledir. Onlarla ne kadar gurur duysak azdır. Ancak onlara karşı davranışlarımızda ifrat ve tefritten uzaklaşmamız da son derece önemlidir. İfrat tavır, genç insanlarımızı insani gerçeklikten uzak, ölümsüz birer melek gibi görüp her zaman en ideal davranışları onlardan beklememizdir. Bu tavır olumsuz sonuçları beraberinde getirir. Bizler ve onlar doğal/fıtri bir insan toplumuyuz, kusursuz bir melek toplumu değiliz. Tefrit tavır ise; genç insanlarımızı, her zaman korumaya ve şımartmaya muhtaç çaresiz çocuklar olarak görmemiz, hayatın zorlukları ve güçlüklerinden onları uzak tutmamızdır.
Gençlerimize yönelik beklentimiz şayet onların sürekli mükemmel olması ise bu bir kuruntudan ibaret kalır. Şayet onları başarısız, kabiliyetsiz ve yetersiz insanlar olarak görürsek bu da aslında bizim çarpık bakış açımızdır. Ama onlara güvenir ve onları bazı şeylerden sorumlu tutarsak, aldığımız sonuçlar bizleri dahi şaşırtacaktır. Ve belki de onlardan çok şeyler öğreneceğiz.
* Suudi Arabistan’ın Moskova Büyükelçisi