Hariri draması ve Suudi Arabistan

Suudi Arabistan’ın Saad Hariri’ye ziyaret davetinde bulunması ve onun da bunu memnuniyetle kabul etmesi birçok yüzde şaşkınlık ve hayret emarelerine neden oldu! Lübnan Başbakanı Hariri krizinin Suudi Arabistan’ın hiçbir müttefiki üzerinde mutlak bir yetki sahibi olmadığının kanıtı olduğunu söyleyebi

Hariri draması ve Suudi Arabistan

Suudi Arabistan’ın Saad Hariri’ye ziyaret davetinde bulunması ve onun da bunu memnuniyetle kabul etmesi birçok yüzde şaşkınlık ve hayret emarelerine neden oldu!

Lübnan Başbakanı Hariri krizinin Suudi Arabistan’ın hiçbir müttefiki üzerinde mutlak bir yetki sahibi olmadığının kanıtı olduğunu söyleyebiliriz. Bu müttefik, güçlü ilişkilere sahip olunan ve uzun bir tarihi bağ bulunan Refik Hariri’nin oğlu Saad Hariri olsa dahi. Ayrıca Hariri, Suudi Arabistan’ın herhangi bir grup ya da herhangi bir partinin temsilcisi değil, bir devlet olduğunu da kanıtladı.

Suudi Arabistan’ın aksine İran, Lübnan’da mutlak müttefiklere sahiptir. Ülkelerindeki mertebeleri ve makamları ne olursa olsun, halktan kimi temsil ettiğine bakılmaksızın ülkede takipçi ve görevli gibi davranıyor.

Hasan Nasrallah Beyefendi’nin inisiyatifi sıfır. Tahran’dan yeşil ışık yakılmadıkça manevra yapamaz. Ya da kendisinin ve takipçilerinin ihtiyaçları ne olursa olsun kefen içinde son durağına uğurlanma haberi gelinceye kadar karşı gelse de herhangi bir ülkeyi ya da grubu boykot edemez.

Hizmetkârlar ve takipçiler arasındaki değil, gerçek müttefikler arasındaki anlaşmazlıklar az miktarda da olsa Suudi Arabistan ile Lübnan liderleri arasında daha önce de meydana gelmişti. Selim el- Hoss, başbakanlığı süresince bazen seçimini Şam’dan yana yapmakla tanındı. Aynı şekilde Necip Mikati, Riyad’ın beklentilerinden hoşnut olmadığı bilinse de iyi ilişkilerde bulunulmaya devam edildi.

Lübnanlı liderler hangi odaklara oynayacaklarını iyi bilirler. Kendilerini temsil eden yerel grupların veya dışarıda müttefik olan kuvvetlerin ihtiyaçlarını da iyi analiz ederler. Ancak tango her zaman güvenilir bir dans değildir. Lübnan, siyasi liderlerin en fazla öldürüldüğü Arap ülkesidir. Bazıları ise nadiren ev hapsiyle bu durumdan kurtuluyor.

İlginç bir paradoks ve gerçekten ironik olan şu ki baba Hariri’yi öldüren Hizbullah, oğul Hariri’yi Suudi Arabistan’dan kurtarma gösterilerini yönetti. Lübnan halkı, Refik Hariri ile birlikte 20’den fazla ülke liderine suikast düzenleyenin onlar olduğunu unutmaz! 1950’lerden beri Lübnan ile ilişkilere sahip olan Suudi Arabistan’ın 70 yıl boyunca ‘elini hiçbir lidere uzattığı’ görülmedi. Belki sadece New York Times’ın Hariri’nin Riyad’da aşırı baskıya maruz kaldığını yazması istisna olabilir.

Hizbullah gerçekten Hariri’yi kurtarmak istedi. Fakat bu yalnızca ondan kurtulmak arzusuyla yapıldı. Devletine duyduğum saygıyla birlikte gücünün temel kaynağını yok etmek için onu Riyad çemberinin dışına atmak istiyor.

Şam ve İran gibi rejimler, diğerlerini korku ve ölümle etkisiz hale getirirler. Beşir Cemeyel’i öldürerek en güçlü muhalefet partisi olan Lübnan Falanjları’nı etkisiz hale getirdiler. Kemal Canbolat’ı öldürerek muhalefetinin Lübnan’daki varlığını geçersiz kıldılar. Refik Hariri’yi öldürdüler ve ılımlı Sünniler akımı ortadan kaldırıldı. George Havi ve Samir Kassir’i öldürerek sol cenahı susturdular. Cibran Tuveyni’yi öldürerek, May Chidiac’i sakat bırakarak Hristiyan muhalifleri korkuttular.

Riyad ve bölgenin tamamının Lübnan’la ortak çıkarları var. Onunla uzun süredir var olan güçlü ilişkilere sahip. Tüm bağımsız liderlerle iyi ilişkiler kurma yoluyla ortak çıkarlara hizmet edecek menfaatleri bulunuyor. Lübnan’ın ve bölgenin Suudi Arabistan ve diğerlerine karşı yöneltilen İran hegemonyasından kurtarılması da bu çıkarlardan biridir. Ancak İran, bölgesel planını Suriye ve Irak’ta derinleştirmek, Filistin ile pazarlık çarşısında bir mal olmaktan başka bir konuyla ilgisi olmayan nükleer ve bölgesel projesine hizmet edecek olan İsrail ile denge için Lübnan devletini işgal ediyor. Kısacası bu Lübnan’daki Suudi-İran denklemidir. Suudi Arabistan’ın Hariri’yi daveti, onu zayıflatıp etkisiz hale getirilmesi ve Suudi Arabistan’ı uzaklaştırarak İran’ın, Lübnan ve diğer bölge ülkelerini işgal etmesinin sağlanması üzerinde oynanan bahsi başarısızlığa uğratan ileriye doğru atılan ani bir adımdır.