Haşdi Şabi ve Irak’ın parçalanması
Mezhepsel politikaların sürdürülmesi sebebiyle Irak’ın son yıllarda yaşadığı tüm problemlere rağmen öyle görünüyor ki Irak’taki siyasi yönetim içerisinde mezhepçi devlet politikasını devam ettirmeye kararlı olanlar var. Irak Başbakanı Haydar İbadi, Haşdi Şabi’yi resmi olarak silahlı kuvvetlere dâhil
Mezhepsel politikaların sürdürülmesi sebebiyle Irak’ın son yıllarda yaşadığı tüm problemlere rağmen öyle görünüyor ki Irak’taki siyasi yönetim içerisinde mezhepçi devlet politikasını devam ettirmeye kararlı olanlar var. Irak Başbakanı Haydar İbadi, Haşdi Şabi’yi resmi olarak silahlı kuvvetlere dâhil etmek, maaş ve tazminat bakımından silahlı kuvvetlerle eşit düzeye getirmek için 8 Mart 2018 Perşembe günü bir kararname yayınladı. Haşdi Şabi, üyelerinin çoğunun Şii sınıfından oluştuğu bir oluşumdur. Bu kararnameyle birlikte genellikle İran tarafından desteklenen ve eğitilen Haşdi Şabi savaşçıları, ordu mensupları gibi birçok hakka sahip olacaklar.
Niçin bu karar şimdi alındı?
Cevap, açık ve net. Bu karar, önümüzdeki 12 Mayıs’ta yapılacak gelecek seçim sonuçlarını etkilemeye yönelik bir girişimdir. Öyle ki sayısı 60 bin savaşçıya ulaşan Haşdi Şabi güçleri, Irak’ta Şii çoğunluğa sahip çevrelerin desteğini alıyor.
Bu tür bir kararın öngörülen olumsuz sonuçları nedir?
Açıkçası Haşdi Şabi Şii güçlerini orduya dâhil etmek, Irak’ta belli bir grubun tekeline geçecek şekilde Irak’taki güvenlik kurumlarını (ordu, polis, hava ve diğer güçler) siyasi bir kuruma dönüştürmek anlamına gelmektedir. Böylece tüm Irak halkını temsil eden ulusal ordu sıfatı yok olacak ve silahlı kuvvetler, hâkim partinin emirlerine bağlı partizan bir kurum haline gelecektir.
Haşdi Şabi güçleri, DEAŞ örgütünü bölgeden çıkartmak için geçtiğimiz 3 yıl boyunca şiddetli bir çatışmaya tanık olan Sünni çoğunluğa sahip bölgelerde hala mevcut. Sünni bölgelerde ulusal değil de mezhepçi bir ordunun varlığı, hassasiyet ve memnuniyetsizlik meydana getirecektir.
Bu karar, Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin müttefikleriyle özellikle de Batıda ABD ve bölgede komşu Arap ülkeleriyle yeni problemler yaşamasına neden olacaktır. Çünkü mezhepçi politikaya sahip Haşdi Şabi milisleri, DEAŞ terör örgütünü Irak’tan çekilmek zorunda bırakan ABD hava kuvvetlerinin güçlü desteğiyle ve Amerikan silahları ve ordusunun yanında teröre karşı mücadele etti. Bugün ise Haşdi Şabi liderleri, Irak’taki ABD varlığını reddediyorlar ki ABD’nin Irak’ta bulunma amacı, Irak Silahlı Kuvvetleri’ni eğitmektir.
Hem İran’ın talimatlarını uygulamak hem de finansman bağlamında Haşdi Şabi liderlerinin İran’a bağlı kalmasından endişe duyulmaktadır. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, Haşdi Şabi’nin İran’a bağlı olduğunu ilan etti. Şöyle ki Şemhani, Haşdi Şabi’ye dokunulmaması konusunda Irak hükümetini uyardı. Ayrıca Şemhani, Haşdi Şabi’nin feshedilmesine yönelik çağrıların bölgeye yeniden güvensizliği ve terörü getirmek için bunun yeni bir komplo olduğunu vurguladı.
Haşdi Şabi’nin Irak ordusuna ilhak edilmesi, Irak’ı fiili olarak bölmeye başlamaktan başka bir şey değildir. Bugün Irak’ta Kürtlere ve Sünnilere has bölgeler var. Irak’ın güneyinde ve Bağdat’ta Şii bölgeler bulunuyor. Bu karar, İran’ın Lübnan’da Hizbullah’ı tesis etmesine benzer bir adımdır.
Haşdi Şabi milislerinin orduya katılması, Irak için yeni problemlere yol açacaktır. Çünkü söz konusu milisler, Irak’taki askeri müessesenin kanunlarına değil, aksine İran’ın bölgedeki ajandasına ve planlarına bağlıdır. Suriye halkına ve Suriyeli muhaliflere karşı savaşmak için Haşdi Şabi güçlerinin Suriye’de bulunması bunun bir kanıtıdır. Aynı şekilde Haşdi Şabi liderleri, Irak ve bölgede herhangi bir Amerikan varlığını kabul etmiyor. Zaten İran da ABD varlığını reddetmeye çağırıyor.
Irak’ta halkçı ve mezhepçi karaktere sahip partiler ve hareketler var. Bunların başında ‘Hepimiz Irak’ız Hareketi’ yer alıyor. Hepimiz Irak’ız Hareketi’nin lideri Dr. Mahmut el-Enver, Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin kararını memnuniyetle karşılayarak söz konusu kararın seçimlerden önce Irak’ta iç cepheyi birleştirmeye yönelik bir adım olduğunu belirtti. Dr. Mahmut el-Enver, bu sözüyle Şii karaktere sahip parti ve hareketlerin birleştirilmesini kastediyor olmalı.
Sonuç olarak Irak’ın toprak bütünlüğünü ve Irak’taki farklı oluşumların birlikteliğini sağlamaya özen gösteren ulusal parti ve güçleri birleştirmeye yönelik ciddi çağrıları reddeden siyasi liderler olduğu sürece Irak’ın gelecekte istikrara kavuşması mümkün müdür?
Meslektaşımız Dr. Rıdvan Seyyid, ‘Al İttihad’ gazetesinde Falih Abdulcebbar’la ilgili bir makale kaleme aldı. Meslektaşımız, bu makalede Falih Abdulcebbar’la ilgili şu sözleri aktarıyor: “Amerikalılar çıktıktan sonra Bağdat’ta ve diğer şehirlerde hayat çekilmez hale geldi. Sünni ve Şii Iraklılar, ülkelerini, yaşamlarını ve devletlerini parçalamak konusunda kararlılar. İranlılar ise tam bir hâkimiyetten bahsediyorlar ki bu hâkimiyet, istikrar ya da normal bir yaşam anlamına gelmiyor.”