Her ülkenin toplumsal istikrarını koruma hakkı vardır
Suudi Arabistan’ın Kanada ile yaşadığı kriz sonrası aldığı ticari ilişkileri durdurma ve Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararı, iç işlerine müdahale edilen herhangi bir ülkenin meşru haklarından biri olarak görülüyor. Yeni kararlar alma hakkını saklı tuttuğunu belirten Suudi Arabistan’ın söz konusu
Suudi Arabistan’ın Kanada ile yaşadığı kriz sonrası aldığı ticari ilişkileri durdurma ve Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararı, iç işlerine müdahale edilen herhangi bir ülkenin meşru haklarından biri olarak görülüyor. Yeni kararlar alma hakkını saklı tuttuğunu belirten Suudi Arabistan’ın söz konusu icraatları, doğru bir şekilde uygulanması halinde insanlığı savaşlardan kurtaracak devletlerarası ilkelerin özüyle uyumluluk arz ediyor.
Devletlerarası ilişkilerden bahsederken; dünya barışını koruma görevini üstlenen Birleşmiş Milletler’in (BM) bu alanda belirlediği ilkeleri göz ardı etmek imkansız. BM Genel Kurulu, kurulduğu ilk günden bu yana halkların barış içinde yaşama arzusuna uygun olarak bir dizi ilke ve kurallar açıkladı. Bu kapsamda BM Genel Kurulu tarafından, 12 Aralık 1965 tarihinde yayınlanan 2031 sayılı kararda, “Hiçbir devlet, başka bir devletin iç ve dış işlerine herhangi bir sebeple, doğrudan ya da dolaylı olarak müdahale etme hakkına sahip değildir” ifadelerine yer verdi.
BM Genel Kurulu ayrıca 24 Ekim 1970 tarihli 2625 sayılı kararında da uluslararası ilişkilerin ilkelerini belirledi. Bu kararda da hiçbir ülkenin başka bir ülkenin iç işlerine herhangi bir sebeple müdahale edemeyeceğine dikkat çekiyor.
20’inci yüzyıl öncesine baktığımızda iç işlerine müdahale etmeme ilkesinin 1789 Fransız İhtilali ile başladığını görebiliriz. ABD’nin İlk Devlet Başkanı George Washington da 1797 yılında yaptığı son konuşmasında bu duruma dikkat çekerek şu ifadeleri kullanmıştı: “Avrupa’nın iç işlerine asla müdahale etmeyin. Avrupa ülkeleri arasındaki mücadelelere katılmaktan çekinin. Uzak durun ve Avrupa ülkeleriyle siyasi bağ olmaksızın sadece ticari ilişkiler kurun. Eğer bu ülkeler kendi aralarında çatışırsa onları kendi hallerine bırakın ve ticaretinizi geliştirmeye bakın.”
Ülkeler, evrensel ve bölgesel anlaşmalarla bu ilkeyi sahiplendi ve ilke evrensel hale geldi. Ancak iç işlerine müdahale etmeme ilkesinin istisnası herhangi bir ülkenin dost olarak gördüğü bir ülkeden yardım etmesini istemesi ya da BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK), BM bildirgesinin 7’inci maddesi kapsamında dünya barışı ve istikrarını koruma amacıyla kuvvet kullanma kararı alması oldu. Bu istisnanın ilk örneği ise BMGK tarafından Kore Savaşı’na müdahale için alınan 25 Haziran 1952 tarihli 82 sayılı kararı oldu.
İç işlerine karışmama ilkesinin önemi ülkelerin egemenliğinin korunması ve büyüklüğü ne olursa olsun her ülkenin siyasi ve ekonomik yönetim biçimini ve öz kaynaklarını nasıl kullanacağını belirleme konusunda eşit haklara sahip olmasıyla kendisini gösterdi. Bu ilkeyle birlikte her ülke, yönetimine tehdit içeren durumlarda uygun gördüğü bütün önlemleri alma hakkına sahip oldu.
Belçika’da 1873 yılında kurulan ve uluslararası kanunlar alanında çok sayıda uzmanı barındıran Uluslararası Kanunlar Enstitüsü’nün 1954 yılında yayınladığı kararda da şu cümlelere yer verildi:
“Devletin yürüttüğü faaliyetler, devlet otoritesinin sorumluluğundadır. Bu sorumluluklar, kanunlardan bağımsız olarak belirlenmiştir.”
Bu karara dayanarak her devlet, sorumluluğundaki uygulamaları uluslararası kanunlara bağlı olmaksızın hayata geçirebilir. Yani bir ülkenin herhangi bir devletin otoritesine müdahale etmesi gayrı meşrudur.