Hint ziyaretçi ve kıskanç Arap

Arap insanı gelişmiş dünyayla yakından tanıştığında kıskanç olur. Arkadaşım zulüm ve karanlıklarda boğulan ülkesinden kaçıp, Londra’ya yerleşti. Bir ev satın alıp savaşın bitmesini beklemeye başladı. Bir gün küçük bahçesinde bulunan bir ağaç onu rahatsız etti. Onu idam etme kararı aldı. İngiliz komş

Arap insanı gelişmiş dünyayla yakından tanıştığında kıskanç olur. Arkadaşım zulüm ve karanlıklarda boğulan ülkesinden kaçıp, Londra’ya yerleşti. Bir ev satın alıp savaşın bitmesini beklemeye başladı. Bir gün küçük bahçesinde bulunan bir ağaç onu rahatsız etti. Onu idam etme kararı aldı. İngiliz komşusuna bu işi yapabilecek bir işçi tanıyıp tanımadığını sordu. Komşusu güldü. Ağacı öldürme hakkına sahip değilsin, ağacın sahibi olsan bile. Önce yerel meclise bir dilekçe sunman ve sebepleri konusunda onu ikna etmen gerekir. Onay almak zorundasın, daha sonra sıra katili bulmaya gelir.

Arkadaşım şaşırdı. Hiç kimsenin gözü dahi kırpılmadan bir şehri yerinden sökmenin mümkün olduğu bir dünyadan gelmişti o. Bir vatandaşı yerinden sökmek mümkündür, eşi veya annesi sebebini sorma hakkına sahip değiller. Kanun ağacı korur.

Dayısının oğlunun hikâyesini hatırladı. Belirsiz bir ithamla sorguya çektiler onu bir gün. Sorgulayan kişinin yanında bazı diş ve tırnaklarını unutarak, birkaç gün sonra enkaz olarak dönmüştü. Burada ağacın hakları, azap ve işkence ülkelerindeki vatandaşın haklarından daha fazladır.

Kıskançlık faydalı veya erdemli bir duygu değildir. Ve nefret ve acıların kapılarını açmak bu duygunun özelliklerindendir. Fakat Arap bir insanın bu hastalığa yakalanması garipsenecek bir durum değildir. Ve kıskançlık bir kuruntu olarak sürekli hazırda bekleyebilir. Arap insanı gelişmiş bir ülkede bir müzeyi ziyaret etse, hemen Irak, Suriye ve başka ülke eserlerinin başına neler geldiğini düşünmeye başlar. Viyana’nın ağaçlarına nasıl sahip çıktığına şahit olduğunda, buldozerlerin nasıl Lübnan dağlarını katlettiğini hatırlar. Oslo’nun kendi vatandaşlarının sağlığıyla nasıl ilgilendiğini takip ettiğinde, şu ya da bu Arap başkentinde atık suların nereye döküldüğünü hatırlar.

Bir Arap bazen hayal kırıklıklarını azaltmaya çalışır. Gelişmiş dünyayla aramızda olan bu korkunç uçurum için mazeretler arar. Bizler tamamen farklı bir tarihi dönemeç içersindeyiz. Zira bu ülkeler sonuçta eski kıtanın uğradığı ve dünyanın çehresini değiştiren büyük olayların meyvesini koparıyorlar. Fransız İhtilalı, Sanayi Devrimi, Rönesans Çağının düşünceleri, Kiliseyi devlet işlerinden ayırma, Alman Felsefe Ekolü’nün düşünceleri ve kadınların durumlarının muazzam değişimi.

Arap insanı yeniden kıskançlık hissine kapılıyor. Avrupalılar hem kendi kıtalarını hem de onunla birlikte dünyayı kana bulayan milliyetçi ve mezhep savaşlarını, sınır anlaşmazlıklarını, hâkimiyet kurma ve bozma projelerini denedi, fakat tüm bunlardan birkaç sonuç elde ettiler. Almanya adı Adolf Hitler olan bir motor deneyerek büyük bir suç işledi, ancak o bugün Merkel ve kurumların gölgesinde yaşıyor. İmparatorluklar müzelerdeki raflardan ve tarih kitaplarındaki birkaç satırdan ibaret oldu. Sınırlar duvar değil köprü oldu. Toplumlar farklı olma hakkını teslim ettiler. Azınlıklar sökülmesi gereken mayın olmaktan çıktı. Anayasa çoğunluğu kendisinden farklı olanın özelliklerini silmeyi engelledi. Bu ülkeler yaşam öykülerinden kanın dökülürcesine aktığı tarihi liderler aramıyor artık. Onlar işsizlikle mücadele etmeyi, ekonomiyi geliştirmeyi, yatırımları teşvik etmeyi ve çevre ve iklim sorunuyla ilgilenmeyi önemseyen hükümetler arıyor. Ziyaretçi Arap insanı kıskançlıktan ter döküyor.

Ağaç ve eserleri konuşmayı bir tarafa bırakalım. Zira daha büyük bir felaket söz konusudur. Arap insanı, Binyamin Netanyahu’nun misafiri, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’yi güzel bir şekilde ağırlamak için tüm randevularını iptal ettiğini gördü. Bu, bir Hindistan Başbakanı’nın ilk İsrail ziyaretidir. Yine dikkat çeken bir husus daha var, ziyaretçi başbakan Ramallah’ı ziyaret etme gereği duymadı, onu ağırlayan ev sahiplerini mutlu eden bir durumdu bu. Filistinlilerin beklentilerini anlamak için, daha önceleri hep önde olan ve uluslararası mahfillerde yanlarında durmak için hiç tereddüt etmeyen Hindistan’dan bahsediyoruz.

Arap insanı, ziyaret esnasında yaşanan olayları gözlemledi; özellikle İsrail’in Modi’yi karşılama sıcaklığının, Başkan Donald Trump’ı karşılamak için sergilediği sıcaklığı geçtiğini görünce. Modi’nin şu sözleri: “Gerçek şu ki İsrail ile Hindistan arasındaki gerçek işbirliği, dünyanın çehresini değiştirmelidir.” Ve Netanyahu’nun şu sözleri: “İsrail, Dünyanın en büyük demokratik ülkesinin başkanının, Ortadoğu’daki tek demokratik ülkesine yaptığı tarihi ve istisnai ziyaretine yakışır bir şekilde Modi’yi karşıladı.” üzerinde durdu.

Modi’nin, İsrail’i teknolojik bir ışık kaynağı olarak görmesi, dev ülkesinin bu alanda İsrail’in gücünden faydalanmaya muhtaç olduğundan bahsetmesi dikkat çekiciydi. Ve sonuç; Modi ile Netanyahu arasında, iki milyar dolar değerinde İsrail’in füze ve uçaksavar “demir kubbe” sistemine Hindistan’ın sahip olacağı bir anlaşma imzalandı. Aynı şekilde araştırma, geliştirme ve teknoloji alanlarında keşif ve Hindistan – İsrail fonu oluşturmak için, anlaşma belgeleri imzalandı. Ve Afrika ve üçüncü dünya ülkelerinde ekonomik projelerde ortaklığın yanı sıra, Hindistan’da su meselesi ve tarımı geliştirmeyi amaçlayan başka anlaşmalar.

Olanları açıklamak için Modi’nin aslında, ‘cihatçıların’ estirdiği terörün İsrail ile ilişkileri sağlamlaştırma konusundaki kanaatini pekiştirdiği tutucu ve milliyetçi Hindu bir akıma mensup olduğunu söylemek yeterli değildir. Bundan daha tehlikelisi, İsrail büyüklüğünde bir devletin, Hindistan’ın sahip olduğu Sovyet ve Rus silahlarını geliştirmede, eski rolünü de geçen Hindistan Ordusuna verecek bir şeylerinin olmasıdır. Yine tarımı geliştirme ve su sorunlarını çözme konusunda sunacağı şeylerin olması ve Hindistan büyüklüğünde ve konumunda bir ülkeyle stratejik, askeri, güvenlik ve ekonomik ilişkiler kurmasıdır.

Modi ziyareti esnasında Netanyahu’nun konuşmalarında bariz olan küstahlık, Arap insanını rahatsız etti. Fakat Ortadoğu’nun korkunç haritasını açtığında, İsrail’in son yıllarda bir kurşun dahi sıkmadan bir seri zafer elde ettiğini gördü. Komşusu olan birçok harita, ülke, ordu ve ekonomi eridi. Aşırılık dalgaları bazı Arap Ülkelerine, Filistin Nekbesini (felaket) bir dizi maddeden sadece bir madde kılan felaketler getirdi.

Arap insanı bu sefer sadece kıskançlık duymadı, bu duygu, çağına yetişmekten aciz olanın uğramış olduğu kapsamlı yenilgiyi hissetme duygusudur.