Hizbullah, İran’ın Ortadoğu’daki ‘Ahtapotu’

ABD’de yayın yapan The New York Times Gazetesi, Hizbullah hakkında, örgütün nasıl İran’ın Ortadoğu’daki Ahtapot’u haline geldiğinin anlatıldığı bir rapor yayınladı. Raporda, Hizbullah’ın 30 yıl boyunca Lübnan’da faaliyet gösteren silahlı bir hareket görüntüsü verirken, ülke sınırlarında binlerce mil

ABD’de yayın yapan The New York Times Gazetesi, Hizbullah hakkında, örgütün nasıl İran’ın Ortadoğu’daki Ahtapot’u haline geldiğinin anlatıldığı bir rapor yayınladı. Raporda, Hizbullah’ın 30 yıl boyunca Lübnan’da faaliyet gösteren silahlı bir hareket görüntüsü verirken, ülke sınırlarında binlerce militanı eğittiği askeri kamplar ile bir füze tersanesi kurduğu bilgisi veriliyor.

Rapora göre, Ortadoğu’daki durumun değişmesi ve yıllardır bölgeyi meşgul eden İsrail’e karşı mücadelenin yerini bölgede başlayan bir iç mücadeleye bırakmasıyla, Hizbullah da değişime uğradı. Örgüt, mücadele alanını genişleterek Suriye’ye militan gönderirken, Irak’a da örgütsel eğitim vermek üzere tecrübeli adamlarını gönderdi. Ayrıca, Yemen’de Husiler tarafından yapılan darbeye de destek verdi. İran tarafından devlet korumasına alınan Hizbullah, savaşmak için eğitmek üzere Afganistan’dan militan devşirdi. Bu sayede sadece bir askeri güç olarak değil, aynı zamanda bölgedeki kamplaşmanın önemli bir aracı haline geldi.

Hizbullah, artık İran için önemli olan hemen her çatışmanın içerisinde. Örgüt, İran’ın bölgedeki projelerini gerçekleştirmek için çalışan bir harekete dönüştü.

İran’da yapılan bir istişarede, 80’li yıllarda kurulan Hizbullah; bugün, artık bölgede bulunan İran kontrolündeki silahlı örgütler için bir model halini aldı. Örgüt, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun aktif kanadı gibi, İran’a bağlı silahlı örgütler ve İran arasında köprü oluşturuyor.

Raporda, Hizbullah üyelerinin yanısıra, 9 ülkeden gazeteciler, askeri liderler ve analistlerle yapılan yüz yüze görüşmelere de yer veriliyor. Raporda yer alan bu röportajlar, İran’ın bölgedeki hedeflerini gerçekleştirmek için en büyük dayanağı haline gelen Hizbullah’ın, örgütlenme ve otoriteleşme sürecine ışık tutuyor. Çoğunluğu Araplar’dan oluşan bir bölgede yer alan bir Fars devleti konumundaki İran’a göre, “Hizbullah, sadece askeri destek sağlamıyor. Aynı zamanda, İran’a Arapça konuşan liderler ve Arap dünyasında daha kolay hareket edebilen askerler de yetiştiriyor.” Hizbullah’a göre ise, İran ile kurduğu ortaklık, Lübnan’da yürüttüğü toplumsal faaliyetler ve sosyal hizmetler için bir finans kaynağı. Hizbullah, İran’dan ihtiyaç duyduğu bütün lojistik desteğin yanısıra, kendisine bağlı on binlerce savaşçının maaşlarını da elde ediyor. Örgüt, bu nedenle mücadele anlayışını değiştirdi.

Gazetede yayınlanan raporda, Hizbullah’ın Suriye ve Irak’taki varlığına da değiniliyor. Rapora göre, Hizbullah, Suriye’de, İran’ın önemli bir müttefiği olan Beşşar Esed’in ayakta kalmasına büyük bir katkı sağladı. Irak’ta da İran’ın çıkarlarının gerçekleşmesi için DEAŞ’a karşı savaşıyor. Yemen’de Husiler’e destek veren Hizbullah militanları, şu anda Başkent Sana’yı ellerinde tutuyor. Lübnan’da ise İran propagandası yürüten örgüt, İsrail’e karşı muharip bir güç olarak varlığını sürdürüyor.

Sınır ötesi örgütlerin ittifakları her geçen gün artıyor. Geçtiğimiz nisan ayında olduğu gibi, Suriye’nin güneyinde bulunan İran kontrolündeki örgütler, Irak’taki yoldaşlarına katıldılar. Geçtiğimiz yıl gündemi işgal eden ve Suriye savaşında kırılma noktası Halep savaşındaki İran destekli milislerin sayısı, tüm dünyayı dehşete düşürmüştü.

Raporda, sözlerine yer verilen Iraklı militanlardan Hamza Muhammed, Hizbullah’tan eğitim aldıktan sonra, Halep savaşında yer aldığını söylüyor. Hamza Muhammed’in anlattıklarına göre, Hizbullah’ın yanında, Afganistan, Pakistan ve Irak’tan gelen militanlar, İran kontrolündeki milis gruplar bünyesinde Halep’te savaşmış.

Irak ve Suriye’de savaşan militanların savaş sonrası ne yapacaklarını kimse bilmiyor. Hizbullah açısından büyümenin bedeli, Suriye’deki insan öğüten savaşta kaybettiği binlerce militanı ve artan sorumlulukları oldu. Raporda yer alan röportajların birinde konuşan Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı Nueym Kasım, Hizbullah’ın savaş süresince İran’a bağlı diğer milis grupların eğitilmesi için, savaş uzmanları göndermiş olması gurur duyulacak bir şey. Kasım’a göre; Hizbullah bu sayede, birçok bölgede faaliyet göstermeye ve İran Devrim Muhafızları tarafından üstlenilen önemli bazı görevleri yerine getirmeye başladı. Bu da, Hizbullah’ın kendini yeniden yapılandırmasına katkı sağladı.

Raporda, sözlerine yer verilen Irak’taki savaşa katılmış militanlar, DEAŞ’a karşı mücadele ofislerinde nasıl silahlandırıldıklarını anlatıyor. Bazıları Irak’ta eğitim aldıklarını ve daha sonra İran’da 15 günlük eğitim alarak hava yoluyla Suriye’ye ulaştırıldıklarını ifade ediyor. Kendilerine eğitim veren savaş uzmanlarının ise, İranlı subaylar ve Hizbullah komutanları olduğunu vurguluyor.

Raporda, görüşlerine yer verilen Philip Smith’e göre, Halep Savaşı’na 10 bini aşkın Iraklı militan katıldı. Ayrıca başka ülkelerden gelen binlerce militan da Halep’te savaştı. Rusya’nın da havadan destek verdiği Halep operasyonlarını yürüten söz konusu militanları, Esed rejimi ile birlikte İranlı subaylar koordine ederken, Hizbullah, bu militanlara Arapça konuşan uzman komutanlar sağladı.

Raporda yer alan önemli bir değerlendirme de şu;

“İran’ın, Hizbullah ve diğer milis gruplarla olan ittifakı, sadece bir siyasi ittifak değil. Söz konusu militanların tamamı İran Devrim Rehberi’ne biatlı. Bu durum, militanlar arasında güçlü bir ideolojik birliktelik oluşturmasının yanısıra, İran Devrim Rehberi Ali Hamaney’i de ülkenin en tepesindeki siyasi otorite haline getiriyor.”