Hizbullah nedir?
Irak ve Suriye’de DEAŞ terör örgütünün yenildiğiyle ilgili olarak peş peşe haberler geliyor. (Libya’da ise hala serbest) Korkunç bir şekilde ortaya çıktıkları gibi tamamen tuhaf bir şekilde aniden buharlaşan savaşçıların ve örgüt lideri Ebu Bekir Bağdadi’nin akıbetiyle ilgili hala soru işaretleri bu
Irak ve Suriye’de DEAŞ terör örgütünün yenildiğiyle ilgili olarak peş peşe haberler geliyor. (Libya’da ise hala serbest) Korkunç bir şekilde ortaya çıktıkları gibi tamamen tuhaf bir şekilde aniden buharlaşan savaşçıların ve örgüt lideri Ebu Bekir Bağdadi’nin akıbetiyle ilgili hala soru işaretleri bulunuyor. Buna rağmen sevindirici ve mücrim çetenin gidişinin yakın olduğunu müjdeleyen sonuçlar geliyor.
Terörle mücadele, talep edilen ve hatta gerekli bir durumdur. Terörle mücadelede gevşeklik göstermek ya da bu mücadeleden vazgeçmek ihanetten farklı bir şey değildir. DEAŞ ve el-Kaide, terörün iki sembolü olduklarından dolayı bu iki örgütle savaşmak şüphesiz talep edilen bir meseledir. Fakat sorulması gereken şöyle bir soru var. Terör örgütü Hizbullah’a karşı ipekten eldivenlerle muamele edilirken DEAŞ ve el-Kaide’ye karşı neden çelikten eldivenlerle muamele ediliyor?
Uluslararası toplumun Hizbullah’a karşı yumuşak bir şekilde muamele göstermesinin sebepleri konusunda şiddetli bir belirsizlik var. Hizbullah, Lübnan’ın içinde ve dünyanın farklı yerlerine yayılmış kollarıyla çeşitli suçlardan dolayı itham edilen bir örgüttür. Kadınları, çocukları öldüren, evleri imha eden ve camileri yıkan zalim bir rejimi himaye etmek için savaşıyor. Bu örgüt, birçok cinayet suçundan dolayı aranan katilleri barındırıyor ve çeşitli Arap ülkelerinde terör örgütlerini yönetiyor. Uyuşturucu kaçakçılığı yapıyor ve para aklıyor. Bütün suçları işledi ve yasaklanmış her şeyi yaptı. Bununla beraber bu örgütten kurtulmak için yoğun bir kampanya düzenlenmedi. Liderleri mutlak bir hürriyetle hareket ediyor ve kamuya açık alanlarda konuşmalar yapıyorlar. İsrail’e karşı direnişin lideri -kendisinin bile inanmadığı bir nitelemedir- olduğunu iddia eden Hasan Nasrallah, İsrail ve müttefikleri tarafından herhangi bir suikast girişimine dahi maruz kalmadı.
Uluslararası toplumun bu terör örgütüne karşı tasarrufunda nezaketli ve şefkatli olması, çifte standart göstermesi artık ikna edici değildir. Hizbullah çok tehlikeli bir terör örgütüdür. Çünkü Hizbullah, lider ve komutanlarının itiraf ettiği şekliyle, İran devrimini ihraç etme planının bir parçasıdır. İran devriminin hedefi ise pek çok kez söylediğim gibi Arap ülkelerinin sınırlarını yeniden çizmektir. Kanlı parmak izlerini her yerde görüyoruz. Hizbullah, DEAŞ ve el-Kaide’den daha tehlikeli sayılan bir örgüttür. Bu iğrenç örgüt, DEAŞ ve el-Kaide cehaleti ve aptallığının tersine planlar yapıyor. Hizbullah, gittiği her yerde fitne ve kargaşa çıkardı ve varlığı külfetli oldu.
Savaşın Hizbullah’ı kapsamadığı, liderlerinin Uluslararası Adalet Divanı’na götürülmediği ve suçlarına uygun ithamlar yöneltilmediği sürece hiç kimse teröre karşı savaşmanın adalet ve hikmetini iddia edemeyecek. Hizbullah, kanlı ve suçlu bir örgüttür. Şerefli kahramanları olan direnişle Hizbullah’ın hiçbir alakası yoktur. Hizbullah’ın yönetime katıldığı bir hükümet ve rejim meşru değil, suçta ortaktır. Hizbullah örgütü gibi bir yapıya hür dünyada kesinlikle yer yoktur.