Hürmüz Boğazı’nda ‘Çekiç Saldırı!’
ABD, dünya ülkelerinden 4 Kasım 2018’den itibaren İran petrolü ithalatlarını durdurmalarını talep etmesi, ABD donanmasının Hürmüz Boğazı’ndan geçen ve İran petrolünü taşıyan tüm tankerlerin geçişine izin vermeyeceği anlamına gelmiyor. Bunun yerine ABD, İran petrolunü boykot etme kararına uymayan ülk
ABD, dünya ülkelerinden 4 Kasım 2018’den itibaren İran petrolü ithalatlarını durdurmalarını talep etmesi, ABD donanmasının Hürmüz Boğazı’ndan geçen ve İran petrolünü taşıyan tüm tankerlerin geçişine izin vermeyeceği anlamına gelmiyor. Bunun yerine ABD, İran petrolunü boykot etme kararına uymayan ülke ve şirketlere karşı sert ekonomik yaptırımlar uygulama hazırlığında!
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Avrupa ziyareti esnasında yaptığı açıklamada, Washington’un İran petrol ihracatını durdurmaya çalışması durumunda, Tahran’ın Körfez ülkelerine ait petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin vermeyeceğini belirtti. Kasım Süleymani’de hemen açıklama yaparak, Ruhani’nin bu tutumunu övdü. İran Devrim Muhafızları Lideri Muhammed Ali Caferi ise güçlerinin Hürmüz Boğazı’nı kapatmak için hazır olduğunu ifade etti. Aynı şekilde İran’ın ABD baskıları nedeniyle petrolünü satamaması halinde başka hiçbir ülkeye de petrolünü satmaya izin vermeyeceklerine işaret ederek; ”Ya herkes birlikte Hürmüz Boğazı’nı kullanır ya da hiç kimse kullanamaz!”dedi.
ABD’nin İran’ın tehditlerine karşılığı ise çok gecikmeden geldi. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Abu Dabi ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, ABD’nin İran tehdidini ortadan kaldırma, petrol ihraç hatlarını koruma ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasını engelleme konusunda kararlı olduğunu açıkladı. Aynı şekilde Pompeo, ülkesinin Yemen’deki Husi füzeleri tehdidini ortadan kaldırma ve İran müdahalelerini sınırlama konusunda Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn ile işbirliği içinde olduğunu vurguladı.
Buna ek olarak ABD Donanma Komutanlığı Sözcüsü Bill Urban, ABD ve müttefiklerinin uluslararası hukukun izin verdiği gibi Hürmüz Boğazı’nda serbest dolaşım ve ticareti güvence altına almaya ve korumaya hazır olduğunu ifade etti. ABD’nin müttefikleri ile İran hakkında yeni stratejiler belirleme konusundaki görüşmeleri yöneten ABD Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Direktörü Brian Hook ise Washington’un dünyada İran ham petrolüne ihtiyaç duymayacağı kadar petrol rezervi olduğundan emin olduğunu açıkladı.
Geçtiğimiz Haziran ayının sonunda, Washington tüm dünya ülkelerine şu andan itibaren İran petrolü satın alımlarını durdurmaları konusundaki çağrısını yineledi. Gelecek 4 Kasım tarihinden itibaren de ithalatlarını tamamen durdurmalarını talep ediyor. Dışişleri Bakanlığı’nda çalışan üst düzey bir yetkili, yabancı başkentleri, Washington’un bu konuda hiçbir şekilde müsamahakar davranmayacağı konusunda uyardı. Çünkü ifade ettiğine göre İran’ın çevresindeki çemberi daraltmak, ABD ulusal güvenliğinin en önemli önceliklerinden biri. Bu da herkesi iki seçenek arasında bırakıyor. Ya İran’la ticari ilişkileri devam ettirmek ya da ABD pazarını kaybetmek. Bu çerçevede bilindiği gibi birçok Avrupa başkentinin geçtiğimiz Mayıs ayından bu yana Washington ile bazı sektör ve anlaşmalara muafiyet getirilmesi için boşuna müzakerler yürüttüğünü gösteriyor.
İngiliz Times gazetesinin bazı Avrupalı kaynaklara dayandırdığı haberinde Trump’ın Tahran’a karşı sert yaptırımlar uygulanması konusunda uluslararası çabaları birleştirmek amacıyla Avrupalı müttefiklerine uyguladığı baskıyı arttıracağını belirtti.
İran’a uygulanacak yaptırımlar konusunda ABD Senatosu baş müzakerecisi Richard Goldberg, ABD müttefiklerine Washington’un politikaları ile uyumlu bir şekilde hareket etmeleri için büyük baskılar uygulandığını açıkladı. Ayrıca herhangi büyük bir şirketin ya da başka bir ülkenin bu yaptırımlara ve özellikle de İran’a likidite sağlama alanında uygulanan yaptırımları delmesi halinde bunun, ABD hükümetinin stratejisini ciddi bir şekilde zayıflatacağını ve İran’a gelecek ABD seçimlerine kadar ayakta kalma fırsatı vereceğini de sözlerine ekledi!
Blindiği gibi Avrupa ülkeleri şimdiye kadar ABD’nin çağrısına uymayı reddediyor. Ancak bu nükleer anlaşmayı kurtaracak bir karara ulaşabilecekleri anlamına da gelmiyor. Bu nedenle İran’ın Avrupa ülkelerinin süresiz vaatleri ile yetinemeyeceğini söyleyen Laricani, Avrupa ülkelerini bu tür bir karara ulaşmaları için acele ettirmeye çalışıyor. Gerçekte ise birçok büyük Avrupa şirketi İran’ı terketmeye başladı bile. Örneğin Fransız Total şirketi yaklaşık 5 milyar dolar değerinde bir anlaşmadan çekilerek İran’la ticareti durdurdu. İran’daki ticari işlemlerini askıya alan bir başka Avrupa şirketi de Alman Siemens şirketi. Ayrıca Boeing şirketi de İran’la yapmış olduğu 100 uçak tedarik etme anlaşmasından çekildiğini açıkladı. Oysa şimdiye kadar sadece 3 uçağın teslimini gerçekleştirmişti.
Tüm bu gelişmelerin ardından Muhammed Cevad Zarif’ten kötümser bir açıklama geldi. Zarif yaptığı açıklamada, Avrupa ülkelerinin küçük ve orta ölçekli şirketler aracılığıyla İran’la ticari ilişkilerini sürdürecekleri vaatlerine rağmen nükleer anlaşmayı kurtarmak için ellerinden çok bir şey gelmeyeceğini ifade etti. Ayrıca nükleer anlaşmanın başarısız olması halinde rejimin yıkılacağını, İran’ın çözüleceğini söyleyerek, ABD’nin İran’ın tam da ekonomik hayat damarını kestiğini sözlerine ekledi!
Buna ek olarak Zarif, Washington’un Reza Zarrab ve Ali Sadr Haşimi Necad’ı tutuklayarak, İran’ın tüm varlıklarını tamamıyle dondurduğunu da açıkladı. Bu iki tutuklu, rejime yasadışı yollarla milyarlarca dolar para ve altını transferi gerçekleştirerek Tahran’ın uluslararası yaptırımlardan etkilenmemesine yardım etmişlerdi!
Bilindiği gibi Zarrab, yargılanması sırasında, ABD kurumları ile işbirliği yapacağını ve dolandırıcılık, kara para aklama ve İran’ın yaptırımları nasıl deldiğini açıklayacağını belirtmişti. Ali Necad ise Malta’da bulunan ve Pilatus adında bir banka aracılığıyla yaptırımları delme sürecini yürütmekle suçalnıyor!
Geçmişte ABD ve İran arasında denizde yaşanan çekişmelere, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehditlerine ve ABD’nin buna izin vermeyeceği yönündeki açıklamalarına dönersek, Trump, geçtiğimiz Pazartesi yaptığı açıklamada geçen yılların aksine Körfez’deki İran savaş gemilerinin tacizlerinin bu yıl tamamen sona erdiğini belirtti!
Trump Twitter hesabından attığı tweette, ABD Deniz Kuvvetleri istatistiklerine dayanarak 2015 yılında İran gemilerinin 22 kez ABD donanmasına ait gemileri taciz ettiği, 2016 yılında ise bu sayının artarak 36’ya yükseldiği, 2017 ise gerileyerek 14’e düştüğü, 2018 yılında ise sıfır olayın yaşandığı bilgisini paylaştı!
ABD deniz ve hava kuvvetleri komutanlıkları tarafından yapılan açıklamalarda ise Tahran’a yönelttikleri açık uyarı mesajında gerekli tatbikatların yapıldığını ve İran ile Hürmüz Boğazı’nda herhangi bir askeri çatışmaya girmeye hazır olunduğu belirtildi. Bu çerçevede deniz kuvvetleri daha öncede 3 Mart 2017’de Florida sahillerinde ‘Çekiç Saldırı’ adı verilen ve İran savaş botlarına karşı manevraların yer aldığı bir tatbikat gerçekleştirmişti!
Ancak tüm bu gelişmeler, AB ülkelerinin sahip oldukları ve yaklaşık 10 gün önce Amman’da Kral İkinci Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından, Angela Merkel tarafından ifade edilen kanaati ortadan kaldırmıyor. Merkel yaptığı açıklamada, AB ailesinin İran’ın balistik füze programından endişe duyduğunu belirtirek, Tahran’ın Ortadoğu’daki düşmanca yönelimlerini karşı koyacak çözümler bulunması çağrısında bulundu. Merkel, ayrıca İran’ın düşmanca yönelimlerini, Suriye’ye müdahalelerini ve Yemen savaşındaki rolünü tartışmakla yetinmemiz gerektiğini bunun yerine acil çözümlere ihtiyacımız olduğunu da sözlerine ekledi.
İran’dan petrol ithalini durdurduğunu deklare eden Güney Kore, ABD baskısına boyun eğen son ülkelerden biri oldu. Böylece İran petrolünün ikinci en büyük ithalatçısı olan Hindistan’ın arkasından Güney Kore’de bu kararı almış oldu. Bilindiği gibi Hindistan petrol rafinelerine İran’dan ithal edilen petrolde bir azalma veya kesinti olması olasılığına hazırlıklı olması ve gerekli tedbirleri alması gerektiği konusunda talimat vermişti.