İngilizlerin korktuğu başına geldi: Man Booker Ödülü ABD’li yazarın oldu

Görünüşe göre İngilizlerin korktuğu şey başlarına geldi ve ‘Man Booker Ödülü’ yine İngiltere dışında bir yazarın oldu. İlki 1969 yılında verilen Man Booker Ödülü, 2014 yılına kadar Birleşik Krallık, İngiliz Milletler Topluluğu veya İrlanda vatandaşı olan bir yazara İngilizce kaleme aldığı bir romanı

Görünüşe göre İngilizlerin korktuğu şey başlarına geldi ve ‘Man Booker Ödülü’ yine İngiltere dışında bir yazarın oldu. İlki 1969 yılında verilen Man Booker Ödülü, 2014 yılına kadar Birleşik Krallık, İngiliz Milletler Topluluğu veya İrlanda vatandaşı olan bir yazara İngilizce kaleme aldığı bir romanı dolayısıyla veriliyordu. Man Booker ödülü 2014’den bu yana, milliyet gözetmeksizin İngilizce yazan ve İngiltere’de kitabı basılan tüm yazarlara verilebiliyor. Ödülü geçtiğimiz yıl ABD’li yazar Paul Petty kazanmıştı. Bu yıl da İngiltere dışına çıkan ödül, ikinci kez ABD’li bir yazara, George Saunders’a gitti.

Yazar George Saunders, ABD ve İngiltere’de kısa öyküleri ile tanınıyor. Jeofizik alanında çalışan ve aynı zamanda gazetecilik yapan Saunders, yazarlığa, uzun yılların ardından, arkadaşlarının 20 yıllık ‘yazmalısın’ çağrısını daha fazla kulak ardı edemeyerek başladı ve bu alanda da başarıyı yakaladı. Şimdiye kadar 6 romanı yayınlanan yazar, ‘Aralığın Onu’ adlı öykü seçkisiyle 2014 Folio Ödülü’nü kazanmıştı.

ABD başkanlarından Abraham Lincoln’un oğlunun mezarına yaptığı ziyareti konu edinen ve Türkçe’ye ‘Arafta’ adıyla çevrilen ‘Lincoln in the Bardo’ isimli romanıyla ödüle layık görülen Saunders, kitabında, Lincoln’un küçük oğlunu kaybettikten sonraki kişisel hayatını ele alıyor. ABD Eski Başkanı Abraham Lincoln’un henüz 11 yaşında olan oğlunu kaybetmesinin ardından girdiği içsel serüveni, arka planda ABD’nin o dönemdeki gelişmeleriyle harmanlayarak anlatıyor. Zihin zorlayan kurgusu, özgün anlatımı ve acıyı mizahi bir öge haline getirebilen üslubuyla kitap, insan kaderinde hüznün yeri, hayatın kısalığı, erken gelen ölüm, kayıp ve yas kavramlarına farklı bir perspektiften yaklaşarak, bir baba ile oğul arasındaki ilişkiye ışık tutuyor. Kitap, Lincoln’un oğlunun, ‘Washington Mezarlığı’na gömülmüş diğer çocukların hayaletleri ile arafta kalmasını konu ediniyor.

Man Booker Roman Ödülü Seçici Kurul Başkanı Baroness Lola Young, kitabın ödüle layık görülme gerekçesini, “Kazanan kitap, yeniliğiyle, yazım tarzıyla bir adım öne çıkıyordu. Jürilerden biri kitabı gökyüzünde patlayan havai fişeklere benzetti. Kitap ölüm, yas, mahrumiyet gibi konulardaki düşüncelerimizi sorgulatıyor. Bunu yaparken kendi faniliğimizle, başkalarının ve özellikle sevdiklerimizin faniliğiyle barışmamızı sağlıyor” şeklinde açıkladı.

Bu romanda Saunders’ın tarzı, öykülerinde kullandığı farklı üslubu ve ilham verici aktarımı yine karşımıza çıkıyor. Saunders kitabında, ABD İç Savaşı’nın kahramanı Abraham Lincoln’un oğlunu kaybetmesinin ardından girdiği içsel yolculukta, yaşadığı acıyı, olayın kasvetine kapılmadan okuyucuya aktarıyor. Hikayede yer alan hayaletler tıpkı her insanın hayatında olan insan karakterlerinden oluşuyor. Asker, suçlu, yolsuzluk yapmış bir yetkili, aklını kaçırmış bir akademisyen, üç kızı olan bir anne, aşkı yüzünden intihar etmiş bir genç, başına tavandan düşen plaka sonucu ölen yaşlı adam, evlenmek üzereyken hayatını kaybeden genç kız ve otuzdan fazla ayı, yüzlerce geyik öldürmüş olan bir avcı. Böylece Saunders, varoluşsal ve varoluşçu koşulları tek seferde trajik ve ironik bir şekilde yeniden yansıtarak, ABD toplumundaki farklı insan modellerini ortaya koyuyor. Belki de Lincoln in the Bardo’yu eşsiz yapan özellik, Saunders’ı bu mezarlık karakterlerinin arkasından okumak olabilir.

Ancak Edebiyat Eleştirmeni Michiko Kakutani, geçtiğimiz şubat ayında ‘New York Times’ gazetesinde yayınlanan makalesinde, Saunders’ın kitabının, Edgar Lee Masters’ın ‘Spoon River Anthology’ adlı kurgusal bir köyün adını taşıyan kitabıyla benzerlikler taşıdığını ifade etti. Bu kitapta, nehir boyunca devam eden onlarca mezarlığın ardından şiirler okunuyor. Bu mezarlardan biri de, yirmi yaşında tifo sebebiyle ölen ve ölümüyle ABD Eski Başkanı Lincoln’un dünyaya kötümser bakmasına sebep olan, sevgilisi Ann Rutledge’ye ait. Saunders’ın kitabında da Lincoln’un küçük oğlu tifo sebebiyle vefat ediyor.

Her halükarda Man Booker Roman Ödülü Seçici Kurulu, en uygun romanı seçmeyi başardı. Geçmiş ödüllerde de sık sık yaşandığı gibi bu seçime yönelik olumsuz eleştiriler yapılıyor. Ancak, ABD’li yazar Saunders, Lincoln in the Bardo romanıyla, ‘Elmet’ romanıyla İngiliz yazar Fiona Mozley, ‘4321’ romanıyla ABD’li yazar Paul Auster, ‘History of Wolves’ romanıyla ABD’li yazar Emily Fridlund, ‘Exit West’ romanıyla Pakistan kökenli İngiliz yazar Mohsin Hamid ve ‘Autumn’ romanıyla İngiliz yazar Ali Smith’i geride bırakarak zor olanı başardı ve bu ödülü kazandı.

Yazar George Saunders Man Booker Roman Ödülü’nün yanı sıra, 50 bin sterlinlik para ödülünün de sahibi oldu.