İnsanları böcek gibi öldürmek(!)
Suriye’de sivillerin kimyasal silahlarla “spreylenip” böcekler misali öldürülmesi(!) ilk defa yapılan bir şey değil, bu gidişle de ne ilk olacak ne de sonuncu… Binlerce Suriyelinin yaşamını yitirmesini, değersiz olduğu düşüncesiyle, kayıtsızca izleyenlere malum olsun ki, bu ve benz
Suriye’de sivillerin kimyasal silahlarla “spreylenip” böcekler misali öldürülmesi(!) ilk defa yapılan bir şey değil, bu gidişle de ne ilk olacak ne de sonuncu…
Binlerce Suriyelinin yaşamını yitirmesini, değersiz olduğu düşüncesiyle, kayıtsızca izleyenlere malum olsun ki, bu ve benzeri örneklerden dolayı, suçlulara karşı sessizlik ve hesap sormamazlık yüzünden tüm dünya risk altındadır!
Suriye’de etkin üç rejimin yaptıklarına karşı sessizlik, savaşın genişlemesi ve dünyanın buna karşı verdiği tepkisizlik nedeniyle bölgenin tüm şehirleri kimyasal katliamlara açık hale getirecektir.
Sivillere yönelik kimyasal katliamlar dört yıl önce başladı ve devam ediyor. Suriye savaşında toplu öldürme ile ilgili duyduğumuz ilk şey, 19 Mart 2013’te Halep’in çevre mahallelerinde oldu, 29 Nisan’da Serakib’de bir başka kimyasal saldırı oldu, ardından 21 Ağustos’ta Guta’ya düzenlenen saldırı ve üç gün sonra Cobar şehri “spreylendi” ve bir gün sonra 25 Ağustos’ta Sahnaya’ya kimyasal saldırı düzenlendi. Bir yıl içinde yapılan bu çok sayıdaki ve ardışık saldırıların tümü aynı yıl yapıldı ve çokluğuna rağmen kimse sorumlu tutulmadı.
Cinayetlerin tekrarı ve delillere rağmen, Esed rejimi yapılanların kimyasal saldırı olduğunu inkar etmeye ve olanların propaganda çerçevesinde abartılı bir tiyatro olduğunu söylemeye devam etti. Bunun üzerine, Suriye muhalefeti, BM yardımıyla, sarin gazı saldırısı sonucu vefat eden bir kişinin cesedini ABD’ye taşıyarak üzerine inceleme yapılmasını sağladı ve sonuçta uluslararası yasaklanan sinir gazıyla (sarin gazıyla) öldürüldüğü kanıtlandı. Sorun, delillerin mevcut olup olmadığında değil, zira; delil çok, sorun cani üç rejimde de değil, sorun bu cinayetleri görmemezlikten gelen ve eskiden bu tür cinayetlere karşı ayağa kalkan uluslararası toplum ve kurumlarında.
Üç rejimin, yani Esed, Hamaney ve Putin rejimlerinin Suriye’de sivillere karşı kimyasal silah kullanma konusundaki cesareti ve dünyanın sessizliği hükümetlerin ve kurumların bu ucuz, kolay, etkili ve psikolojik olarak ürkütücü silahın kullanmasını teşvik ediyor.
Bu cinayetlerle İngiltere’de öldürülen Rus ajanını cinayetini karşılaştıralım; İngiltere’de ilk defa yapılan bir cinayet değildi ve ondan önceki cinayetler de sorgu sualsiz bırakılmıştı. 2012 yılında bir başka Rus vatandaşı da spor yaparken aniden ölmüş, onun da zehirlendiğinden şüphe edilmişti ama soruşturma polisler tarafından kapandı. İngiltere’nin bir parkında başka bir cinayet daha işlendi ve çifte Rus ajanı ve kızı, kimyasal sinir gazı olduğu sanılan, ama gizemi hala çözülemeyen, saldırıya uğradı. İngiltere bunu kendi topraklarına yapılan ciddi bir müdahale saydı, yüksek sayıda Rus diplomatı kovdu ve Dünya futbol şampiyonasını boykot edeceğini açıkladı. Atılan adım bir tek İngiltere’nin adımı olsaydı o denli önemli olmazdı, zira; Moskova tarafından ilk başlarda önemsenmedi. Ama sonra, soğuk savaş dönemlerinden bu yana görülmemiş şekilde, onlarca devlet İngiltere’yi desteklediklerini, Rusya’ya yaptırım uyguladıklarını ve Rus diplomatları sınır dışı ettiklerini ilan etmesiyle Moskova durumun ciddiyetini anladı ve sonuçlarının vahametinden korkarak bu günlerde müzakere masasına oturmak istediğini belirtti.
Esed rejimi gibi, Hamaney rejimi de vatandaşlarını feda etmeyi umursamayan bir yönetim ve düşman saydıklarını kitlesel biçimde öldürmekte tereddüt etmez. Yarın bir gün, İran da savaştığı her yerde binlerce insanı öldürmek amacıyla kimyasal stoğuna başvurmaktan çekinmeyecektir. Savaşlar çoğalıyor ve kitle imha araçları artık sınır tanımıyor!