Irak ordusunun politize edilmesi ve ideolojik bir yapıya evrilmesi

Irak Başbakanı Dr. Haydar İbadi, Irak’ta terörle mücadelenin sona erdiğini, DEAŞ’ın ortadan kaldırıldığını, yolsuzlukla mücadele ve Irak’ın yeniden inşasını ciddiyetle düşündüğü ilan ettiği bir sırada ülkenin gelecekteki reformlarının gidişatını etkileyecek yeni bir kriz ortaya çık

Irak Başbakanı Dr. Haydar İbadi, Irak’ta terörle mücadelenin sona erdiğini, DEAŞ’ın ortadan kaldırıldığını, yolsuzlukla mücadele ve Irak’ın yeniden inşasını ciddiyetle düşündüğü ilan ettiği bir sırada ülkenin gelecekteki reformlarının gidişatını etkileyecek yeni bir kriz ortaya çıktı. En üst düzey Şiî din adamı Ayetullah Ali Sistani, DEAŞ’a karşı savaşa katılan silahlı Şii grupların (Haşdi Şabi) Irak’taki güvenlik biriminin bir parçası haline gelmesi gerektiğini söyledi. Başbakan İbadi, Haşdi Şabi liderlerinin 2018 seçimlerinde iktidar ve nüfuz kullanmasını önlemek istemesinden dolayı Sistani’yle bu konuda hemfikir. 13 Haziran 2014’te Irak güvenlik güçlerinin DEAŞ terör örgütünü yenmesine yardımcı olması amacıyla gönüllü güçler kurmaya yönelik fetvayı yayınlayanınAyetullah Ali Sistani olduğuna dikkat çekmekte fayda var. Her ne kadar konu üzerinde dini makamlar ve Irak Başbakanı anlaşmaya varmış olsa da bu adımın gelecekte yaratacağı sorunları şu şekilde özetleyebiliriz:

Birincisi: Çoğunluğu Şii olmak üzere 60 farklı fraksiyondan oluşan 30 bin kişilik Haşdi Şabi milislerinin büyük bir kesimini orduya dâhil etmek, Sünniler, Kürtler, Süryaniler başta olmak üzere Iraklı tüm azınlıkların sosyal dokuyu oluşturan bileşenleri arasında bir kriz yaratacaktır. Özellikle Haşdi Şabi birliklerine bağlı bazı unsurların DEAŞ’tan temizlenmiş bölgelerde Sünnilere ve diğerlerine karşı korkunç suçlar işlediğini unutmamak gerekir.

İkincisi: Genel olarak Irak, Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) ve özellikle de Suudi Arabistan, taraflar arasındaki ilişkileri geliştirmeye çalıştı. Karşılıklı resmi ziyaretler yapıldı, görüş alışverişinde bulunuldu ve ticaret hacmi arttı. Ancak askeri teşkilata Haşdi Şabi’nin dâhil edilmesi KİK ülkelerini rahatsız edebilir. Özellikle Hadi el-Amiri ve Kays el-Hazali gibi Tahran’a  yakınlığıyla bilinen isimler  -Hazali bunu açıkça ifade etti- Irak’ın en büyük düşmanlarının İsrail ve ABD olduğunu zikrettikten sonra işi çığrından çıkartarak bu eksene üçüncü düşman olarak Suudi Arabistan’ı da dahil etti. Bu şekilde, ifadeleri Suudi Arabistan’la yakınlaşma çağrısında bulunan Irak hükümetinin girişimleriyle çelişmiş oldu.

Üçüncüsü: Haşdi Şabi ve Irak hükümeti ABD ile yakın ilişki içerisindeler. Çünkü Irak’ı silahlandıran ve yeniden inşa etme girişiminde ona yardım eden ABD’dir. Bu arada ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, İran destekli milis ve uzmanlara DEAŞ’la olan mücadelenin bitiminde ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu. Haşdi Şabi liderleri Amerikan taleplerini reddetti, örgütün ordunun bir parçası olduğunu ve iktidarla beraber çalıştığını vurguladı. Burada İran’ın Haşdi Şabi unsurlarının oluşumunda rol oynadığına, Devrim Muhafızları’nın Kudüs Gücü ile güçlü ilişkilerinin bulunduğuna, bazı liderlerin İran’a ve İran Lideri Ali Hamaney’e olan sadakatlerini beyan ettiğine dikkat çekmekte fayda var.

Dördüncüsü: İran’daki bozulmakta olan ekonomik durum ülkeyi neredeyse tamamen Irak’taki Şii parti ve milislerin desteğine bağımlı kılıyor. ABD’nin İran’a yönelik ekonomik boykotu nedeniyle, Tahran’ın ihtiyaç duyduğu tüm Batı mallarını tedarik ettiği ülke Irak’tır.

Beşincisi: Haşdi Şabi’yi oluşturan Şii milislerin çokluğu ve farklılığı, özellikle de 1982 yılında Tahran’da kurulan ve mevcut milletvekili ve eski Bakan Hadi el-Amiri’nin liderliğindeki Bedir Örgütü gibi bazı militanların varlığı örgüt içi çekişmeler ortaya çıkarabilir. Bu örgüt, dini lider Mukteda es Sadr’ın askeri kanadı olan Barış Tugayları’ndan farklı. Aslında bu örgüt Mehdi’nin ordusudur. 2007 de Mukteda es Sadr tarafından feshedildi. Demek istediğimiz şu ki; Irak ordusunda yer alacak olan Haşdi Şabi, 30 binden fazla kişi ve 60’tan fazla fraksiyona veya Şii militan unsurlarına sahip bir örgüttür. En önemlileri Bedir Örgütü, Barış Tugayları, Irak Hizbullah Tugayları, Asaib Ehli’l Hak, Hizbullah en-Nüceba, Cihad Tugayları, Horosan Tugayları ve Ketaib et-Tayyar er-Risali’dir. Bütün bu milisler Suriye’deki muhaliflere karşı şiddetli savaşlara katılan Esed rejimini destekleyen Iraklı siyasetöilere ve din adamlarına ait örgütlerdir. Körfez ülkeleri olarak asıl korktuğumuz şey bu unsurların Irak ordusuna katılmasıyla askeriyenin politize olması ve Irak toplumunun militarist bir yapıya evrilmesidir.