Irak’ın yeni liderini beklerken
Irak’ta hükümetin rolü büyük, Başbakan karar mercii. Stratejik olarak Irak, bölge için oldukça önemli bir ülke. Bu nedenle bölgede ve uluslararası arenada herkes, seçimlerin sonucunda kazanan partiyi ve başbakanın kim olacağını öğrenmek için, taraflar arasındaki görüşmelerin ve pazarlıkların sonucun
Irak’ta hükümetin rolü büyük, Başbakan karar mercii. Stratejik olarak Irak, bölge için oldukça önemli bir ülke. Bu nedenle bölgede ve uluslararası arenada herkes, seçimlerin sonucunda kazanan partiyi ve başbakanın kim olacağını öğrenmek için, taraflar arasındaki görüşmelerin ve pazarlıkların sonucunu bekliyor.
Sairun İttifakı lideri Mukteda es-Sadr, taraflar arasında en şanslı olanı çünkü meclis seçimlerinde en fazla sandalyeyi o almış bulunuyor. Fakat zafere rağmen Irak seçimlerinin sonucu, zaten bulanık olan durumu daha da bulandırdı. Kazanan parti çoğunluğa sahip ancak bu, sandalye sayısına dayalı olarak hükümet başkanının seçildiği parlamenter sistemdeki çoğunluktan farklı. Iraklılar, nihai kazanan açıklanmadan önce birkaç hafta beklemek zorunda kalabilir. O güne kadar durum her türlü ihtimale açık.
Önceki Başbakan Haydar el-İbadi dönemi, ülkede yeni bir düzen yaratmış olmasından dolayı önemliydi. Saddam rejiminin yıkılmasında sonra önce Amerikalılara ardından Maliki’nin diktatörlüğüne teslim olan Irak, bir istikrarsızlık aşaması geçirdi ve İbadi gelene kadar da ne devlet ne de hükümet bir kişilik kazanamadı. Hükümet önceki koşullardan ötürü zaten zayıftı, bunun üstüne bir de terörle, Kürdistan bölgesinin ayrılmasını engellemeye ve ülkeyi bölünmekten kurtarmaya çalışmakla uğraştı. Tüm bölge ülkeleri gibi Irak da içerideki milislerin, siyasi aktörlerin ve gerek Sünni gerekse Şii tarafta yer alan aşırılık yanlıları ve terörün karşısında durabilecek güçlü bir siyasi lidere ihtiyaç duyuyor. Elbette bunun için bu liderin İran’ın planlarına karşı durma cesaretine sahip olması gerekiyor. Irak’ın bugünü ve geleceği için en önemli ve en zor mesele de bu.
Sadr koalisyonunu temsil eden Sairun İttifakı 7 bin adaylı seçimlerde çoğunluğa ulaşırken, İran’a bağlı güçlerin daha az oy alması Irak halkının eğilimlerin değiştiğinin ve İran’a karşı olduğunun bir göstergesi. Komşuları olan İran’a değil; General Kasım Süleymani’ye, Kudüs Güçleri’ne, Haşdi Şabi’ye, Ehl-i Hak Cemaati’ne ve Süleymani’nin devlete ve ülkeye hükmetmek için Bağdat’ta bulunduğu dönemlerde tohumlarını attığı tüm diğer milislere karşı olduğunun…
Irak’taki seçimlerin sonucu, İran Devrim Lideri’nin danışmanı olan Ali Ekber Velayeti’nin sözcülüğünde Sairun İttifakı’na karşı olduğunu açıklayan Tahran’a büyük bir darbe indirdi. İttifak, hükümeti oluşturmak için gerekli çoğunluğa ulaşan bir ittifak olmaya doğru ilerliyor.
Mevcut aşama, Irak için Saddam Hüseyin döneminden bu yana hiç olmadığı kadar önemli. Iraklıların meclisin onayını alan ve ulusal bir programı benimseyen bir hükümete kavuşması durumunda, hassas konuların çözüme kavuşturulduğu günler göreceğiz: Irak’ın birliğinin sağlanması, merkezi hükümetin güçlendirilmesi, milislerin dağıtılması ya da orduya bağlı silahlı kuvvetler çatısı altına alınması ve dışarı ile olan ilişkilerinin kesilmesi, 1980 Irak-İran savaşından bu yana bir ilki gerçekleştirerek bir kalkınma projesine başlanması… Bu da güçlü bir hükümet başkanının seçilmesini önemli bir olay haline getiriyor. Ancak bu, çeşitli siyasi güçlerden oluşması gereken bir hükümeti sağlamanın zorluğuna rağmen mümkün olabilir mi?
Görüşmeler çoğunlukla, siyasi süreci önce eleştirip sonra liderlik eden Sairun İttifakı lideri es-Sadr’ın çevresinde gerçekleşiyor. Sadr siyasiler arasında yolsuzluğun yaygınlaşmasını ve milli şuurun zayıflamasını eleştirmiş, mezhepçiliğe karşı durmuştu.
Şunu unutmayalım ki herhangi bir koalisyonun kurulabilmesi taviz vermeyi gerektirir.