Iraklıların Irak’ı kurtarma fırsatı
Meselenin özü, önemine rağmen Irak başbakanının adı değil. Her şeyden önce Irak devletinin kendisidir. Önemli olan dağınıklığı toparlama, çatlaklarını tedavi etme ve yaralarını iyileştirme yeteneğidir. Kendi sınırları içinde kendi kararını verme yeteneğini yeniden canlandırma ve Irak’ı yurtiçi
Meselenin özü, önemine rağmen Irak başbakanının adı değil. Her şeyden önce Irak devletinin kendisidir.
Önemli olan dağınıklığı toparlama, çatlaklarını tedavi etme ve yaralarını iyileştirme yeteneğidir. Kendi sınırları içinde kendi kararını verme yeteneğini yeniden canlandırma ve Irak’ı yurtiçinde ve yurtdışında normal bir duruma dönüştürme yönündeki eğilimi pekiştirme yeteneğidir.
Meselenin özü, önemine rağmen Lübnan başbakanının adı değil. Her şeyden önce Lübnan devletinin kendisidir.
Önemli olan bileşenler arasındaki ilişkileri yeniden canlandırma, Kendi sınırları içinde kendi kararını verme yeteneğini geri getirme ve Lübnan’ın yurtiçinde ve yurtdışında normal bir devlete dönüşmesinin temelini atma yeteneğidir.
Zaman gerçekten altın kıymetinde…
Iraklılar ya da Lübnanlılar daha fazla zaman kaybetme lüksüne sahip değiller. Ateş artık evin içinde ya da surlara dayanmış durumda içeri girme tehlikesi var.
Seçimleri enkazdan çıkış için fırsata dönüştürememek, işlenen pek çok suça yeni bir suç daha ilave etmek sayılacaktır.
Seçimlerimizin köklü demokrasilerinkiyle aynı olmasını talep etmekle ülkemize haksızlık etmiş oluyoruz. Bazen bir ülkede demokrasinin temel kuralları ile üstesinden gelinemeyecek kültürel, ekonomik ve politik koşullar olduğunu unutuyoruz.
Sonra demokrasi ve seçimlerin çözümün bir parçası olduğuna inananlar var, hâlbuki bu olgular derin bir uykuya girdiğimiz bir günde, uzun bir gelişim sürecine tanıklık eden başka bir dünyadan ithal edilen ve gelişime müsait bir bitki mesabesindedir. Ancak bu, insanların oyuna başvurmanın, toplumdaki güçlerin boyutu, yönelimleri ve beklentileri hakkında bilgi edinme fırsatı oluşturduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Ve bu başvurma tecrübesinin tekrarının, düzeltme, budama ve arınma sürecinin garantörü olması kuvvetle muhtemeldir.
İki ülkeden iki yeni tecrübe, İran-ABD krizinden bağımsız düşünülemez. Her iki ülkeye komşu olan Suriye’de tutuşan ateşten ve Suriye topraklarında devam eden İran-İsrail krizinden de bağımsız düşünülemez. Belki de bölgedeki bu büyük çalkantı yüzünden seçimler, ulusal dokuyu restore ederek ve dışarıda değil haritanın içinde yer alması beklenen kararı yeniden canlandırarak bu büyük yangını söndürmek için bir fırsata dönüşüyor.
Çok bileşenli bir ülkedeki seçimlerin avantajlarından biri, iktidarı ele geçirmek ve ulusal bir yetki kazanmak için bileşenlerin her bir unsuru ihtiyacını diğer unsurlara hatırlatabilmesidir.
Birinin diğerine ihtiyaç duyması demek onu dinlemesi, talepleri ve kaygıları anlaması, orta yolda özellikle de devletin kuşatıcılında buluşmak için gayret sarf etmesi demektir.
Demokrasi hakkında söylediklerimiz, devlet fikri hakkında da söylenebilir. Bu aygıtın insanın hizmetinde olması gerekir. Gelişime hizmet etmek, haklar ve güvenliği garanti alına almak, ifade ve değişim fırsatları vermek devletin en temel işlevidir. Bu görev zor ve dikenlidir, çünkü bir grubun veya ferdin zulmünü kabullenip sineye çekme yaklaşımından tamamen farklıdır.
Geleneksel kültürümüzün, muzaffer, kahraman ve karşı tarafı yok etme imajına dayalı olduğunu söylemek abartılı değildir. Yani ortak noktalarda buluşma, karşılıklı imtiyaz ve kararları kurumların uhdesine bırakma kültürümüz zayıftır.
Saddam Hüseyin rejimi devrildiğinde mevcut kısır döngünün başladığı unutulmamalıdır.
Irak muhalefeti, hazır ve ikna edici bir alternatif olarak hızlı bir şekilde ilerleme kaydedemedi. Merhum Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Iraklıların o dönem bir fırsatı kaçırdıklarını düşünüyordu, zira Yönetim Konseyinin ve Paul Bremer’in Irak ordusunu kaldırma kararını uygulamaya koymama imkânları vardı.
İşgalden sonra Irak’ın ilk ABD askeri yöneticisi General Jay Garner, muhalefet liderlerine şunları söyledi: “Kıymetli Iraklılar ülkeyi yönetmek için geçici bir hükümet kurunuz. Sizler işbirliği yaptığımız muhalif insanlarsınız, lütfen sizler bir hükümet kurunuz.”
Garner, Talabani’nin hükümeti yönetebileceğine inandı ve ABD büyükelçisi Zalmay Halilzad’ın tavrı da aynı yöndeydi. Talabani, Washington’un kritik dosyaları bu geçici hükümetin gözetimine vermeye hazır olduğunu, ancak mezhepçi taleplerin bu teklifi işlevsiz hale getirdiğini ve Irak’ı Bremer ve kararlarına mahkûm hale getirdiğini ifade etti.
Irak devleti müttefiklerinin yardımıyla “DEAŞ” tehlikesini ortadan kaldırmayı başardıktan sonra, bugün Irak seçimlerini bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. İran-ABD çatışmasının baş gösterdiği bir dönemde bu fırsatı değerlendirmek gittikçe daha önemli hale geliyor. Şayet bu seçimler Irak’ın, vizyon, irade ve karar sahibi bir hükümetin kurulmasına alan açmazsa bedelini istikrarının bozulmasıyla ödeyecektir. Böylece Irak karşılıklı kanlı mesajların verildiği deneme ve oyun alanına dönecektir.
Talabani’ye tekrar dönecek olursak, zira kendisi Irak’ın yapısını ve bölgenin duyarlılıklarını bilen, özellikle de Tahran ve Şam’dan Saddam Hüseyin dönemine karşı muhalefet yapan ve iki başkentin arkadaşı olan zeki bir politikacıydı. Talabani, şayet Tahran, Beyrut-Şam ekseninde yaptığı tarzda -ki sonuç ortada- Bağdat’ı idare edebileceğine inanıyorsa büyük bir hatanın içinde olduğunu söylemişti.
Iraklı Şiiler konusunu açıklamak için daha derin bir tahlil yaptı ve şunu söyledi: “Bence Irak Şiileri İran’daki Şiilere asla tâbi olmayacaktır. Öncelikle size dayandıkları referanslarından örnekler vereyim. Başta Seyyid Ali Sistani olmak üzere dört referansımız var. Bizimkiler, Velayet-i Fakih konusunda İran’la farklı düşünüyorlar, Velayet-i Fakihi istemiyorlar ve bu büyük bir fark. Küresel komünist hareketinde, Çin ile Rusya arasındaki farklılığı anımsatan bir şey…
İkincisi, bu referanslar kendilerini dünyadaki bütün Şiilerin referansı olarak görmektedir. Üçüncüsü, onlara göre Necef (Şiilerin Vatikanı) sadece Kum ve Meşhed’de olanların değil dünyadaki bütün Şiilerin kutsal yeridir. Dördüncüsü, Şii imamların çoğunun mezarları Irak’tadır. En kutsal kabul ettikleri kişiler İmam Ali, Hz. Hüseyin, İmam Abbas, İmam Kazım ve İmam Hasan Askeridir. Bunlardan sadece biri Meşhed’de vefat etmiştir. Mezara gittiklerinde şöyle diyorlar: ‘Ey bu yurdun garibi Allah’ın selamı üzerine olsun.’ Dolayısıyla, Irak Şiilerinin İran’a tabi olacaklarına dair kesinlikle bir tehlike yok. ”
Iraklıların yapabileceği en önemli şey, seçimleri sosyal doku ve kararları onarmak ve Irak’ı yeniden Iraklıların eline vermek için bir fırsata dönüştürmektir. Yakın ve uzak ülkelerin ellerinden geri almak yani kurtarmaktır. Irak bir oyun alanı değil, bölgede istikrar ve refahın bir parçası olmalıdır. Irak topraklarındaki doğal olmayan rollerin her uzantısı onun acısının da bir uzantısıdır. Irak’ın oyun sahası olduğu zamanlarda çalınan roller, Irak devletinin dönüşünden sonra normal ilişkilerin sınırlarına geri çekilmelidir. İşler normale dönmeden istikrara geri dönülemez:
Irak Iraklıların, Suriye Suriyelilerin, Lübnan da Lübnanlılarındır.
Bir başkenti başka bir başkentten yönetmek, büyük kargaşayı genişletmek için açık bir reçetedir.