Irak’ta ABD’siz seçimler

Bağdat’ta seçim mücadeleleri şiddetlendi. Şöyle ki başbakanın da seçileceği Irak parlamento seçimlerine iki haftadan az bir süre kaldı. Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasının ardından dördüncü kez seçim yapılacak. Bir çoğu, dini güçlerin nüfuzundan, yabancı müdahalesinden ve siyasi yolsuzluktan dolay

Bağdat’ta seçim mücadeleleri şiddetlendi. Şöyle ki başbakanın da seçileceği Irak parlamento seçimlerine iki haftadan az bir süre kaldı.

Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasının ardından dördüncü kez seçim yapılacak. Bir çoğu, dini güçlerin nüfuzundan, yabancı müdahalesinden ve siyasi yolsuzluktan dolayı bu seçimleri çarpık demokrasi şeklinde nitelendiriyor. Ancak nispeten Irak seçimleri, diğer Arap demokrasilerinden daha iyi. Çoğu kimse, Amerikalıların çıkışıyla birlikte parlamenter siyasi rejimin –ki bu rejimin mühendisleri Amerikalılardı.- yıkılacağını öngörmelerine rağmen bu seçimler, Amerikalılar olmadan yapılacak ikinci seçimlerdir.

Amerikalılar, Irak rejimini din, dil ve etnik bakımdan Irak’taki farklılıkları kabul edecek ve tek kişinin otoritesinden uzak tutacak bir başkanlık sistemi şeklinde değil de parlamenter ve federal bir sistem şeklinde tasarladılar. Bu şekilde her 100 bin vatandaş, kendilerini temsil eden bir sandalyeye sahip oldu.

Adayın, başbakanlık görevine gelebilmesi için toplam 329 milletvekilinin 165’ine yani çoğunluğa sahip olması gerekiyor. Çok sayıda parti olmasından dolayı neredeyse bu durum, parlamento çatısı altında siyasi koalisyonlar kurmadan imkânsız gibi görünüyor. En büyük şehir olmasından ve 69 sandalyesinin bulunmasından dolayı Bağdat, en önemli şehir konumunda.

Iraklıların Romalılar, Yunanlılar ve Firavunlarla rekabet eden büyük bir medeniyet tarihi var. Harfleri bulanlar onlar. Kanunu ilk yazanlar onlar. Fakat maalesef medeniyetler, miras bırakılmıyor. Irak’ın yakın tarihi bile miras olarak kalmadı. Iraklıların 20. yüzyılın ilk yarısında krallık dönemindeki 10 seçimde oy kullanacaklarını kim hayal edebilirdi.

1920’lerde yani yaklaşık 100 yıl önce Bağdat, gelişmiş, modern ve Avrupa tarzı bir şehirdi. Osmanlıları çıkarmalarından sonra İngilizler, Millet Meclisi ve Ayan Meclisi olmak üzere Bağdat’ta iki meclis kurdu. İngilizler, mevcut sınırlarıyla modern Irak devletini tesis etti. Aynı şekilde İngilizler, kendi rejimlerine benzer siyasi bir rejim kurarak Irak’ı 1921 yılında krallığa dönüştürdüler. Bundan 11 yıl sonra Irak Krallığı, İngiliz tacından bağımsızlığını kazandı. Irak Krallığı, 1958 yılına yani bölgede yıkım ve istikrarsızlığa neden olan askeri darbeler ortaya çıkana kadar gelişmiş bir şekilde devam etti.

Irak; işgalin hedefi, işgalcilerin geçiş güzergâhı, Babil ve Sümer gibi yerel medeniyetlerin vatanı olduğundan dolayı batıdan Romalılar, doğudan Sasaniler, kuzeyden Hıristiyan Araplar, Çin taraflarından Moğollar, güneyden Araplar, Türkler ve Bizanslılar, Irak’ı işgal etti. Iraklıların kendileri çok uluslu bir millettir. Bunun için Iraklılar, Irak’ı koruyabilmeleri için hassas bir denge içerisinde federal ve parlamenter bir rejime ihtiyaçları var. Hamaney, İran’ının, komşusu Irak’ın çoğunu işgal etmeye çalışması tuhaf bir şey değil. İran, bu durumun teokratik rejimine nüfuz ve süreklilik kazandıracağını düşünüyor. Aslında İran, mabedi kendi üzerine yıkıyor. Saddam Hüseyin gibi Iraklılar da dâhil olmak üzere Irak atını evcilleştirip bu ata binmeye çalışan herkes bu attan düştü. Büyüklük çılgınlığı, Saddam Hüseyin’i İran ve Körfez ülkelerine kendi nüfuzunu dikte edebileceğini zannetmeye sevk etti. Bunun için mevcut ABD hükümeti, Tahran’a uyarılarını yineleyerek stratejik bir ülke olan Irak’a egemen olmasına müsaade etmeyeceğini belirtti. Önceki Irak seçimlerinde yaşananlar, henüz tam olarak anlatılmayan bir hikâyedir. Şöyle ki Iraklı güçler ve Amerikalılar, tüm yöntemlerle kendisini kazanmaya hazırlayan Başbakan Nuri Maliki’den kurtulmanın gerekli olduğuna karar verdiler. Karanlık bir gecede bir nevi darbe şeklinde Nuri Maliki’den kurtulma işlemi gerçekleşti ve cumhuriyet muhafız güçleri kontrol altına alındı. Davet Partisi içerisinde Maliki’nin yerini almak için Haydar İbadi’den başka cesur bir kimse çıkmadı. Çünkü diğer adaylar, rakiplerini yolsuzlukla yargılamakla ve üçüncü dönemde belki de hayat boyu başbakanlık görevinde kalmak amacıyla tehdit eden Maliki’den korktukları için kaçtılar.

Önümüzdeki seçimler, siyasi rejimi sağlamlaştırmak için önemlidir. Fakat bu seçimler, kalkınmaya, askeri otoriteyi azaltmaya ve Hamaney rejiminin nüfuzundan kurtulmaya yoğunlaşması gereken ülkenin durumunu düzeltmeyebilir.