Irak’ta ‘başbakanlık’ yarışı sürüyor

Irak anayasasının, “yürütme, yasama ve yargı” olarak birbirinden bağımsız üç erke dayalı siyasal yönetim kuralı şeklinde yürürlüğe koyulmasına rağmen, geçtiğimiz 13 yıl içinde edinilen tecrübeler, başbakanın “ülkenin ilk, en önemli ve riskli” pozisyonu olduğunu ortaya koydu. Adının gizli kalmasını i

Irak’ta ‘başbakanlık’ yarışı sürüyor

Irak anayasasının, “yürütme, yasama ve yargı” olarak birbirinden bağımsız üç erke dayalı siyasal yönetim kuralı şeklinde yürürlüğe koyulmasına rağmen, geçtiğimiz 13 yıl içinde edinilen tecrübeler, başbakanın “ülkenin ilk, en önemli ve riskli” pozisyonu olduğunu ortaya koydu.

Adının gizli kalmasını isteyen kıdemli bir hakim tarafından Şarku’l Avsat’a yapılan açıklamada, “Başbakan, Irak’taki ilk lider. Yargı da dahil, tüm otoritelerde belirleyici etkiye sahip” dedi. Hakim, “Yargı, 2010 seçimlerini kazanan en büyük blok kavramının yorumlanmasında Nuri el-Maliki’nin eline nasıl geçti?!” ifadelerini kullandı.

Maliki’nin ikinci dönem başbakanlık zaferine atıfta bulunan hakim, Federal Mahkemenin otoritesine ve listenin yokluğuna dikkati çekerek, “İyad Allavi liderliğindeki Irak, 89 sandalyeye ulaşan Maliki’nin karşısında 91 sandalye ile o tarihte en yüksek sandalye oranına sahipti” dedi.

Devletin tüm birimlerinde başbakanlık pozisyonunun belirleyici etkisi, başta Şii’ler olmak üzere Irak siyasi blokları arasındaki çatışmanın da ana sebebi. Zira bu noktada, anayasa yerine siyasi gelenekler göz önüne alındığında Irak, siyasal İslam akımına ait bir Şii figürü konumuna doğru ilerlemekte. Bu nedenle yerel gözlemcilerin çoğu, “Davet” partisinden uzaktaki Şii güçlerin karşılaştığı en büyük zorluğun, “başbakanı bu partiden nasıl koparmak” olduğuna inanıyor. Zira gelecek ay yapılacak oylamayı kazanması halinde başbakan beşinci dönemine girecek. Bu bağlamda Hikmet Akımı Başkanı Ammar el-Hekim, birkaç gün önce akımının, başbakanı seçme sürecinde en önemli rolü üstleneceğini ifade ederken, belki de dolaylı olarak bu pozisyonu elde etme arzusuna da değinmiş oldu. Mukteda el-Sadr tarafından desteklenen Sairun koalisyonu hakkında ortaya çıkan bilgiler de hareketin, söz konusu pozisyonu istediklerini ve başkanlığın Davet Partisi’ne gitmesine izin vermeyeceklerini göstermekte. Aynı şekilde Haşdi Şabi yetkililerinden bazılarının da başbakanlık pozisyonunu elde etme isteklerine dair bazı işaretler mevcut.

Davet Partisi, 2005 yılında meclise girdi. O dönemde parti liderliğindeki İbrahim el-Caferi, Başbakanlık koltuğuna oturdu, ancak 1 yıl sonra görevini Nuri el-Maliki’ye bıraktı. Maliki, seçimleri iki yıl art arda kazanarak 2006- 2014 yılları arasında iki dönem bu pozisyonu üstlendi. Daha sonra ise başbakanlık görevi, 2014- 2018 yıllarında Haydar el-İbadi’nin eline geçti.

Nahrain Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesi Dekanı Amer Hasan Feyyad, Davet Partisi’nin beşinci dönemi kazanma olasılığının zor olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan Feyyad, “Sonuçların ilanını takip eden koalisyonlar, gelecek başbakanı belirleyecek” dedi. El-Sabah gazetesi editörü Falah el-Meşal de gelecek hükümetin çok zorlu bir şekilde ortaya çıkacağını savundu. Meşal, Davet Partisi’nin bu kez beşinci dönemini kaçıracağını belirtti. İbadi (Zafer) ve Maliki (Kanun Devleti) koalisyonları arasındaki anlaşmanın, parlamento çoğunluğunu ikiliye vereceğini söyleyen Meşal, İbadi- Maliki ittifakının Haşdi Şabi gruplarını kapsayan el-Fetih listesini desteklemesinin beklendiğini vurguladı.

Öte yandan Falah el-Meşal, başbakanlık pozisyonunun Davet partisi elinde kalmayı sürdürmesinin, ülke açısından yararlı olmadığını söyledi. Meşal, “Son 13 yıldır Davet Partisi altında iktidarı sürdürme deneyimi, Irak ve vatandaşlarına asgari bir hizmet seviyesi dahi sunmamıştır. Davet Partisi döneminde, suç ve yolsuzluk oranı yayılırken, hizmetler azaldı, toplum güvenliği zayıfladı. Siyasi mafyalar tarafından yüzlerce milyon dolarlık kayıplar yaşandı” dedi.

Kufe Üniversitesi’nde Siyasi Bilimler Profesörü İyad el-Anber de Davet Partisi’nin 2018 seçimlerinde Bakanlar Kurulu başkanlığını kazanma şansının zayıf olduğunu söyledi. İbadi liderliğindeki “Zafer” ve el-Maliki başkanlığındaki “Kanun Devleti” listesine atıfta bulunan Profesör, parti adaylarının iki seçim listesine bölündüğünü söyledi. Anber ayrıca, Şarku’l Avsat’a “Fetih başta olmak üzere diğer listeler, başbakanlık pozisyonu için yarıştıklarını açıkladı. Diğer koalisyonları çekerek en büyük parlamento bloğunun oluşturulması çağrısı yapan koalisyonlar, yeni başbakanın belirlenmesinde önemli bir rol oynayacak” açıklamasında bulundu. “Davet Partisi, yürütme organının başında bulunma şansını tüketti” diyen İyad el-Anber, partinin geçtiğimiz yıl Bakanlar Kurulu başkanlığında kalmasının da devlet kaynaklarının sömürülmesi ve kurumların çoğunun kontrolüne sahip olması dolayısıyla gerçekleştiğini vurguladı.