İran nükleer anlaşmasına karşı Rusya’nın tutumu ve karar zamanı

ABD’nin İran’la yapılan nükleer anlaşmaya karşı tutumunda kararını vermesi için nihai gün olan 12 Mayıs’ın yaklaşmasıyla birlikte ufukta Rusya’nın tutumuyla ilgili soru işaretleri belirmeye başladı. Rusya, ABD’den ve yaptırımlarından, Suriye, Kırım yarımadası ve Ukrayna’da Ruslara ve diğer ihtilaflı

İran nükleer anlaşmasına karşı Rusya’nın tutumu ve karar zamanı

ABD’nin İran’la yapılan nükleer anlaşmaya karşı tutumunda kararını vermesi için nihai gün olan 12 Mayıs’ın yaklaşmasıyla birlikte ufukta Rusya’nın tutumuyla ilgili soru işaretleri belirmeye başladı. Rusya, ABD’den ve yaptırımlarından, Suriye, Kırım yarımadası ve Ukrayna’da Ruslara ve diğer ihtilaflı meselelere karşı tutumlarından intikam almak amacıyla ABD’nin eğilimlerini engellemek için herhangi bir girişimde bulunacak mı?

Geçtiğimiz günlerde Rus diplomasisinden yayınlanan üst düzey açıklamaları takip edenler, en düşük bir çaba sarf etmeden İran ve 6 ülke arasında imzalanan nükleer anlaşmaya karşı Rusya’nın tutumunu gözlemleyebilir ve hatta bu durumu, Rusya’nın Tahran’ın kalbine ve buradan da diğer Arap körfez ülkelerine nüfuz edecek yeni bir zayıf nokta olarak addedebilir.

Ruslar, İran’a yönelik uluslararası yaptırımlar getirmeyle ilgili yeni kararının kabul edilmeyeceğini biliyorlar. Çünkü Moskova ve Pekin, ABD’nin bu minvaldeki isteklerini reddetmek için veto kullanmaya hazırlar. Bunun üzerine Vladimir Putin rejimi, ekonomik işbirliği konusunda herhangi bir sınırlama olmayacağına ve İran’ın ithal etmek istediği malları temin edilmiş bir şekilde yanında bulacağına dair şu an İranlılara vaatte bulunuyor. Bu kapsamda başta enerji, ulaştırma, teknoloji ve tıp olmak üzere bütün alanlarda Rus-İran ilişkilerini geliştirmek için plan ve projeler yürütülüyor.

Washington’u gelişmelerden uzak tutmak için Moskova’nın zıtlıklara oynadığı açık bir şekilde görülüyor. Moskova, bu oyunu bazen cilve yoluyla bazen de Avrupa’ya özel bir atıfta bulunmak suretiyle oynuyor. Washington, nükleer anlaşmadan çekildiği zaman Moskova; Çin ve Avrupalı devletler için makul bir format bulmaya çalışacak. Bu da Washington ve Trump’ı uluslararası sahnenin dışında tutan ortak ve küresel bir tutumun ortaya çıkacağı anlamına gelmektedir.

Karar zamanında Ruslar, anlaşmayı iptal etmenin Avrupa’nın katlanamayacağı bir durum olduğunu biliyor. Zira Avrupa, geçen 3 yıl boyunca İran pazarlarına 20 milyar dolardan fazla yatırım yaptı. Bunun için Amerikalıların anlaşmadan ayrılması halinde örneğin Fransızlar, petrol dışı sektörlerdeki şirketlerin İran’da çalışmaya devam etmesini sağlayacak şartları muhafaza etmeye yönelik teşvikte bulunmayı umuyorlar.

Bugün Ruslar, Washington’un güvenilir müttefikleri, tarihi ortakları ve Washington’a en yakın olan Avrupalıların bu çizgide ilerlediği zaman İran sahnesindeki müzayedede Putin grubuna hangi rolün kalacağını merak ediyorlar.

İran’la yaşanan nükleer krize bölgenin ve bölge halkının geleceğiyle oynamak şeklinde bakan Rusya’nın durumu gerçekten dikkat çekici. Sanki bütün bunlar, bir satranç tahtasının üzerindeki taşlar gibi. Öyle ki Rusya Dışişleri Bakanlığı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İran’ın gizli nükleer ve askeri bir program geliştirdiğine yönelik yaptığı açıklamalara şüpheyle bakıyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, İsrail tarafının bahsettiği tüm verilerin dayanağı olmayan iddialardan ibaret olduğunu ifade etti.

Rusya, İran’ın askeri tesislerini denetleme türüyle ilgili ABD’nin ve belki de Avrupa’nın isteklerini reddediyor. Öyle ki bu tesislerde gizli bir şeylerin cereyan ettiğinden şüphe ediliyor. Ruslar, İran’ın oyunlarını bilmesine rağmen belki de İranlıların Suriye sahasında kendilerine yakın olmaları, Ruslara takiyye prensibiyle nefes alan İran’ın psikolojik durumunun derin stratejisini anlama imkânı verdi.

Rusya’nın İran dosyasına karşı tutumu komik bir durumdur. Ruslar, Washington’un Hizbullah ve İran’ı Suriye ve Irak’ta güveni sarsan iki araç olduğu şeklindeki nitelendirmesini reddediyorlar. Ruslar, bu suçlamaların objektif olmadığını düşünüyor. Bu da tutuşmuş bir bölgede herkesin bildiği gerçeklere aykırı bir durumdur.

Büyük bir ihtimalle Moskova için karar verme zamanı geldi. Moskova’nın bütün taraflara yönelik oynama girişimi bitti. Arap körfez ülkelerine yöneltilmiş tehlikeyi görürken ve İran’a her türlü desteği sağlarken Moskova’nın Arap körfez ülkelerinin dostu olması mümkün değildir.

Rusya, son zamanlarda Asya’da oynadığı senaryoyu tekrar edemeyecek. Şöyle ki Rusya, Hindistan’la stratejik ilişkilerine zarar vermeden İslamabad’a nüfuz etmek ve Afganistan’a yeniden yaklaşmaya çalışmak için ABD ve Pakistan arasında patlak veren büyük anlaşmazlığı fırsat olarak değerlendi.

İran’ın bazen Yemen’de Husiler, Irak’ta Haşdi Şabi, Suriye ve Lübnan’da Hizbullah gibi milisler ve ahtapot kollarıyla bazen de Katar’ı kedi pençesi olarak kullanmak suretiyle Arap bölgesinde yaptığı istikrarsızlaştırma eylemlerine Putin ve Rusya’ın göz yumması mümkün değildir. Sözde Arap Baharı yılları, buna en güzel kanıttır.

Aynı ölçüde Ruslar, İran’ın füze programı şeklinde ortaya çıkan düşmanca çalışmalarını ya da Basra Körfezi’nde deniz trafiğine yönelik tehdidini inkâr edemeyecek.

Rusya, başta Suudi Arabistan Krallığı olmak üzere stratejik dostlarıyla İran arasında kesin seçim yapmakla karşı karşıya bulunuyor.

İran’ın gizli ve açık komplolarına karşı Rusya’nın sessiz kalması sonucunda Rusya’nın güneyine ulaşan balistik füze ağına sahip nükleer bir İran ortaya çıkacaktır. Bu durumu Amerikalılara yönelik siyasi bir hile saymakla birlikte oyalama işinde usta olan İran, Moskova’ya ve diğer birçok ülkeye füzeleriyle ulaşabilecek.

Ruslar, saat 11.00’de uyanacaklar mı?