İran’a nasıl karşı konulabilir?

ABD Başkanı, birçok konuşmasında İran’ın terörü finanse ettiğini ve bölgedeki istikrarsızlığın temel faktörü olduğunu dile getirdi. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Beyrut’taki kışla bombalamasının terörle mücadelenin ilk kıvılcımı olduğunu ifade ederek, 1983 yılında Beyrut saldırısını İranlı yönet

ABD Başkanı, birçok konuşmasında İran’ın terörü finanse ettiğini ve bölgedeki istikrarsızlığın temel faktörü olduğunu dile getirdi. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Beyrut’taki kışla bombalamasının terörle mücadelenin ilk kıvılcımı olduğunu ifade ederek, 1983 yılında Beyrut saldırısını İranlı yöneticilerin emrettiğine işaret etti. Ayrıca Pence, şartlara göre savaşı teröristlerin topraklarına taşıyacaklarını belirtti.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, geçen hafta Riyad’da DEAŞ’la mücadelenin sonuna yaklaşıldığından dolayı Irak’taki mevcut İranlı milisleri Irak’tan çekilmeye davet etti. Bu çağrı, ABD’nin bölgede Tahran’ın nüfuzunu engellemeye çalıştığını gösteriyor.

ABD’nin İran tarafından desteklenen Irak’taki Haşdi Şabi’ye karşı tehditleri yankı bulacak mı? Bu tehditler, Irak’taki dini ve milis gruplarıyla İran nezdinde korku ve endişe meydana getirecek mi?

ABD’nin 2003 yılındaki müdahalesinden sonra Irak, İran’a bağlı bir platform haline geldi. İran rejimi, ABD’yle olan sorunlarını Irak topraklarında tasfiye etmeye başladı. Bunun için Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasından en çok istifade eden İran’dır.

İran’ın ABD’nin önceki ambargosundan etkilenmediğini burada vurgulamak gerekiyor. Çünkü Irak, İran’a ithal edilen malların temel geçiş noktasıdır. Ayrıca Irak, İran’ın kaçak petrol kaynağına dönüştü.

Irak, İran’a bağlı Şii milisleri uzaklaştırmak için ABD’nin taleplerine bağlı kalacak mı? İran devriminin dini lideri Ali Hamaney, Irak Başbakanı Haydar el-İbadi’yle yaptığı görüşmeden sonra Irak’tan İran ve İranlı milislerin çıkmasını isteyen ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’a cevaben Haşdi Şabi güçlerinin feshedilmemesi gerektiğini açıkladı.

Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, hükümet yönetimine bağlı kalmayan Iraklı grupların silahsızlandırılacağını ifade etti.

Irak başbakanı, sözlerinde haklı olabilir. Ancak askeri güce sahip değil. Haşdi Şabi, Haydar el-İbadi’nin emirlerine bağlı kalmıyor. Haydar el-İbadi Arap-Irak ilişkileriyle İran ilişkileri arasında hiçbir tarafı rahatsız etmeden dengeli bir şekilde oynayama devam ettiği sürece Haşdi Şabi, Haydar el-İbadi’yi dinliyor. Bu, Haydar el-İbadi’nin Kürt ve Sünni Araplar tarafından seçildiği anlamına gelmiyor. O, aynı zamanda Şii kardeşlerimizi de temsil ediyor ve istediklerini seçme hakkına sahipler. Diğer yandan Kürt ve Sünni Arapların da düşüncelerini söyleme ve bölgesel çatışmalardan uzak bir şekilde egemenlik ve siyasi kararlarında bağımsız olma hakları var.

Ya ABD kamuoyu? Obama döneminde çekildikten sonra Irak’ta yeni bir askeri maceraya atılmak için ABD kamuoyunda bir hazırlık var mı?

Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasının üzerinden yaklaşık 14 yıl geçtikten sonra zarar gören bu ülkede ABD ya da batılı koalisyon güçlerinin güvenlik ve istikrarı tek başlarına sağlayamayacakları, 2003 Irak işgalinden çıkarılan derslerden birisidir. Herkesin bilmesi gerekir ki; Irak meselesi şeffaf bir şekilde ele alınmadıkça ve Irak’taki oluşumların görüşleri göz önünde bulundurulmadıkça, Irak’ın problemi karışık bir problem olarak kalmaya devam edecektir. Hiç kimse, Irak’ta savaş veya çatışma istemiyor. Aksine herkes, Irak’ın çıkarını, halk ve toprak bütünlüğünü düşünmeyen parti liderlerinin dar bakışlarından Irak’ı kurtarmak için diyalog ve görüşmeye çağırıyor.

Peki, Irak’taki ABD-İran çatışmasında Körfez ülkelerinin çıkarları nerede gizli?

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Heather Nauert, Washington’un Arap müttefikleriyle bölgedeki İran nüfuzunu engellemeye çalıştığını açıkladı. Bölgede İran’ın tehlikeli nüfuzu konusunda görüş birliği olduğuna işaret etti. Bölgede istikrarı sarsan bu nüfuzu, durdurmak istiyoruz.

Körfez yönetimi, bölgede İran’ın tehlikeli genişlemesi konusunda ABD politikasıyla aynı düşünceleri paylaşıyor. Fakat İran’a nasıl karşı konulabilir?

Körfez liderleri, Irak halkına yardım etme hususunda Irak’la siyasi, iktisadi ve ticari ilişkileri sağlamlaştırarak tutumlarını net bir şekilde ortaya koydular. Suudi Arabistan ve Irak arasında Koordinasyon Meclisi var. Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, Bağdat’ta yaptığı konuşmasında kraliyet ve Irak arasında bitmeyen sağlam bir kültürel, ekonomik ve tarihi bağların olduğunu deklare etti. İki ülkenin kendi halkları için parlak bir gelecek inşa etmeye doğru ilerlediğine değindi. Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el-Ahmed, Irak’ın yeniden imar edilmesi için uluslararası bir konferansın düzenlenmesi için çağrıda bulunacağını söyledi.

Körfez ülkeleri ve ABD’nin istediği tek şey, savaşlardan uzak bir şekilde Irak’ın istikrarı ve güvenliğidir. Bu da Irak’ta, bütün Iraklıların çıkarlarına önem veren laik ve sivil bir rejimin kurulmasıyla ancak gerçekleşecektir.